SENDİKAMIZIN BİR TALEBİ DAHA HAYATA GEÇTİ. BULAŞ RİSKİNİ EN AZA İNDİRMEK İÇİN, HAVALİMANLARINDA NÖBETLİ ÇALIŞILAN BİRİMLERDE FARKLI ÇALIŞMA ŞEKİLLERİ UYGULANABİLECEK.

SENDİKAMIZIN BİR TALEBİ DAHA HAYATA GEÇTİ.
BULAŞ RİSKİNİ EN AZA İNDİRMEK İÇİN, HAVALİMANLARINDA NÖBETLİ ÇALIŞILAN BİRİMLERDE FARKLI ÇALIŞMA ŞEKİLLERİ UYGULANABİLECEK.
Bilindiği üzere, DHMİ’nin 02.03.2021 tarihli ve havalimanlarında normal çalışma düzenize geçilmesi ile ilgili yazısına istinaden, Sendikamızın 05.03.2021 tarihli yazısı ile, DHMİ Genel Müdürlüğünden, pandemi sürecinin tam olarak sona ermemesi ve çalışanlar arasında bulaş riskinin en aza indirilmesi için, havalimanlarında, 40 saat çalışma süresini karşılayan 24/72 nöbet sistemine geçilmesi için talepte bulunulmuştu.
Söz konusu yazımıza istinaden, DHMİ Genel Müdürlüğü tarafından bir yazı daha yayınlanmış ve havalimanlarında nöbetli çalışılan birimlerde “Nöbet Sistemlerinin, Nöbetli olarak görev yapan birimler için ihtiyaçları doğrultusunda farklı çalışma şekilleri uygulamaya ünite amirleri yetkili kılınmıştır.
Bu yazı ile, Havalimanlarında nöbetli çalışılan birimlerde, bulaş riskini en aza indirmek için farklı çalışma şekilleri uygulanabilecektir.
rt20210326171257_00001

ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI PERSONEL GENEL MÜDÜRÜ SAYIN LEYLA AKINCI SENDİKAMIZI ZİYARET ETTİ.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Personel Genel Müdürü Sayın Leyla AKINCI, Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK’ı ziyaret ederek istişarelerde bulundu.
Gerçekleştirilen görüşmede Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK, işkolumuzda yer alan kurumlarda görev yapan personelin yaşadıkları sorunlar, TCDD Taşımacılık A.Ş.’de 16 aydır yapılmayan mülakatlar, Havacılık Tazminatı ve TCDD’nin kurumsal dönüşüm projesi adı altında yeniden yapılandırma çalışmaları ile ilgili talep, görüş ve önerilerimizin bulunduğu dosyayı Sayın Leyla AKINCI’ya takdim etti.
Personel Genel Müdürü Sayın Leyla AKINCI ise, “Türk Ulaşım-Sen’in kurumlarımızda yaşanan sorunlarla ilgili talep ve görüşleri bizler için çok önemli, bu doğrultuda gerekli çalışmaları yapacağız.” diyerek, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Sendikamızda gerçekleştirilen ziyaretin ardından, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanımız Sayın Önder KAHVECİ ziyaret edilerek istişarelerde bulunulmuştur.
Sayın Leyla AKINCI’ya nazik ziyareti için teşekkür eder, çalışmalarında başarılar dileriz.
DSC_7277
DSC_7281
DSC_7279

TCDD’DE FAALİYET GÖSTEREN DERNEKLERLE İSTİŞARELERDE BULUNDUK

TCDD faaliyet gösteren DEMARD, DEMOK, DEKAD, DETEVAD, LOÇA-DER, DEGÜVDER, YOL-DER, DEMMEGAD ve BİR-DEM Derneklerinin Genel Başkanları ve Yöneticileri, Genel Merkezimizi ziyaret ederek Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK ile istişarelerde bulundular.
TCDD’nin yeniden yapılandırılması çalışmaları ile ilgili istişarelerin yapıldığı toplantıya Konfederasyonumuz Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Sayın Önder KAHVECİ’de katıldı.
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Sayın Önder KAHVECİ toplantıda; Türkiye Kamu-Sen olarak, ülkemizin için stratejik öneme sahip olan TCDD’nin yeniden yapılandırılmasına karşı demiryolu çalışanlarından yana tavır alacaklarını ve Türkiye Kamu-Sen’in üzerine düşen sorumluluğu alacağını ifade ederek, Türkiye Kamu-Sen ve Türk Ulaşım-Sen her zaman çalışanların tarafında olduğunu söyledi.

Toplantının devamında Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK, geçtiğimiz günlerde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığında gerçekleştirilen toplantı ile ilgili bilgiler verdi ve Türk Ulaşım-Sen olarak, demiryollarının devletimizin kontrolünde olması gerektiğini ve kamudaki mevcut yapısının korunarak, devlet işlerinin devlet memurları eliyle yapılması gerektiğini ifade ederek, Türk Ulaşım-Sen’in bu husustaki kararlı duruşunu ve tavrını değiştirmeyeceğini belirtmiştir.
DSC_5895 DSC_6025 DSC_5927
DSC_5819 DSC_5816 DSC_5782

GENEL BAŞKANIMIZ MUSTAFA NURULLAH ALBAYRAK, ŞUBE BAŞKANLARIMIZLA ÇEVRİMİÇİ ORTAMDA GÖRÜŞTÜ.

Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK, Şube Başkanlarımızla çevrimiçi ortamda görüşerek TCDD’nin yeniden yapılandırması ile ilgili yaşanan gelişmeleri ve sendikamızın hassasiyetlerini Şube Başkanlarımıza aktardı.
Gerçekleştirilen toplantıda Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK; “Geçtiğimiz günlerde Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Adil KARAİSMAİLOĞLU ziyaretimde, TCDD’de yeniden yapılandırma söylemleri ile ilgili Sendika ve STK’lar ile toplantı yapılmasını talep etmiştim. Sayın Bakan Adil KARAİSMAİLOĞLU’da, bunun için de gerekli yerlere talimat vereceğini ifade etmişti ve söz konusu toplantı Sayın Bakanımızın talimatları doğrultusunda yapıldığını açıklayarak, Sayın Bakanımıza göstermiş olduğu ilgi, alaka ve toplantı yapılmasını sağladığı için bir kez daha teşekkür ediyorum.”dedi.
Genel Başkanımız, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığında, UAB Strateji Geliştirme Başkanı Sayın Yunus Emre AYÖZEN, TCDD Genel Müdürü Sayın Ali İhsan UYGUN, TCDD Taşımacılık A.Ş. Genel Müdürü Sayın Hazan PEZÜK ve TÜRASAŞ Genel Müdürü Sayın Mehmet Metin YAZAR’ın katılımıyla bir toplantı yapıldığını ve bu toplantıda Demiryolu Kurumsal Dönüşüm Projesi adı altında bir sunum yapılarak, sendikamızın konuyla ilgili düşüncelerinin sorulduğunu belirtmiştir.
Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığında yapılan toplantıda, sendikamızın hassasiyetlerini aktardığını, demiryollarının Osmanlı ve Cumhuriyet tarihimizde çok büyük bir öneme sahip olduğunu, cephelere mühimmat taşıyarak, ülkemizin bekası için çok önemli bir görevi yerine getirdiğini, bu yüzden 164 yıllık köklü önemli bir kurumun ülkemizin geleceği için çok önemli olduğunu ifade etmiş, bundan sonraki süreçte de ehliyet ve liyakat gözetilerek yapılacak uygulamalarla daha iyi noktalara geleceğini söylemiştir.
Ayrıca, BTK demiryolu hattıyla birlikte Avrupa-Çin arasında demiryolu ticaretinin ülkemiz demiryolu ağı kullanılarak yapılacağını, bu nedenle demiryollarının gelecekte ülke ekonomisine büyük katkılar sağlayacağını, demiryollarının devletimizin kontrolünde olması gerektiğini ve kamudaki mevcut yapısının korunarak, devlet işlerinin devlet memurları eliyle yapılması gerektiğini, Türk Ulaşım-Sen olarak bunun kırmızı çizgimiz olduğunu belirtilmiştir.
Tüm TCDD Çalışanlarına saygıyla duyurulur.
DSC_5676 DSC_5653 DSC_5721
DSC_5655 DSC_5632

ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANI SAYIN ADİL KARAİSMAİLOĞLU’NU ZİYARET ETTİK

Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Adil KARAİSMAİLOĞLU’nu ziyaret etti.

Samimi bir ortamda gerçekleştirilen ziyarette, Genel Başkanımız tarafından son günlerde,  TCDD’nin yeniden yapılandırılacağı ile ilgili çeşitleri duyumlar söylentilerin bulunduğunu, bu söylentilerin çalışanlar arasında ciddi bir rahatsızlığa neden olduğunu ve gelecek konusunda da tüm çalışanları endişeye düşürdüğünü ifade ederek, bu tür çalışmaların sendikalar ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte istişarelerde bulunularak yapılması gerektiğini söyledi.

Genel Başkanımız ayrıca, demiryollarının ülkemizin jeopolitik konumu da dikkate alındığında son derece stratejik öneme haiz bir sektör olduğunu, son yıllarda yapılan yatırımlarla birlikte gelecekte ülke ekonomisine büyük katkılar sağlayacak bir sektör haline geleceğini, bu nedenle, ülke menfaatleri açısından, TCDD’nin ve TCDD Çalışanlarının şuan ki statüsünün korunması gerektiğini ifade etti.

Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK ziyarette, TCDD Taşımacılık A.Ş’de yaklaşık 15 aydır yapılmayan Mülakatlar konusuna da değinerek,  bu mülakatların bir an evvel yapılmasını yada sınav sonucunda başarılı olan personelin atamasının yapılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığında yıllardır yapılmayan ve KİK toplantısında yapılması yönünde karar almamız üzerine, Mayıs ayında yapılması planlanan  Unvan değişikliği Sınavında, çalışanların yıllardır yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için gerekli hassasiyetin gösterilmesini talep etti. Genel Başkanımız bununla birlikte,  iş kolumuzda yer alan DHMİ, UAB, SHGM, Liman Başkanlıkları, TCDD,  TCDD Taşımacılık A.Ş. ve TÜRASAŞ’da görev yapan çalışanların yaşadığı sorunların yer aldığı  dosyayı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Adil KARAİSMAİLOĞLU’na takdim etti.

 

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Adil KARAİSMAİLOĞLU,  TCDD’nin yeniden yapılandırılmasının kısa vadede olacak bir konu olmadığını, bu tür çalışmaların sendikalar ve sivil toplum kuruluşları birlikte yapılmasını gerektiğini, bunun için de gerekli yerlere talimat vereceğini ifade ederek, TCDD çalışanlarının mağdur edilmeyeceğini ifade etmiştir.

Sayın Bakan ayrıca, TCDD Taşımacılık A.Ş’de yapılmayan mülakatların yapılması için de ilgililere gerekli talimatları vereceğini söylemiştir.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Adil KARAİSMAİLOĞLU’na sendikamıza ve yaşanan sorunların çözüme yönelik gösterdiği samimi yaklaşım için teşekkür eder, başarılı çalışmalarının devamını dileriz.

 

7045715c-4e91-4654-8205-e2e293580f5b ddd

ALBAYRAK: “Demiryollarındaki Tüm Derneklerle Ortak Hareket Edeceğiz”

TCDD’de faaliyet gösteren DEMARD, DEMOK, YOL-DER, DEKAD, DEMMAGAD, Demiryolu Trafik Kontrolörleri Derneği, LOÇA-DER, EN-KAMU-DER, Kamu-Ender, DETEVAD, BİRDEM, DEGÜVDER, RESTDER ve DESTDER Derneklerinin Genel Başkanları ve Yöneticileri, Genel Merkezimizi ziyaret ederek Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK ile istişarelerde bulundular.

Gerçekleştirilen ziyarette, son zamanlarda TCDD Çalışanları arasında yayılan ve çalışanları son derece rahatsız eden TCDD’nin yeniden yapılandırılacağı söylentileri ile ilgili istişarelerde bulunuldu.

Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK, Türk Ulaşım-Sen olarak, ülkemiz ve milletimiz için son derece stratejik bir öneme sahip TCDD’nin yeniden yapılandırılmasına karşılık, demiryollarındaki tüm derneklerle ortak hareket edeceğini ifade etti.

DSC_5292 DSC_5295 DSC_5320 DSC_5338 DSC_5374

 

EK ZAM TALEBİMİZİ YİNELEDİK

2021 yılı için kamu çalışanlarına yapılan yüzde 3+3 zammın güncellenmesi ve memur maaş zamlarının yeniden revize edilmesi için başkent Ankara ve eşzamanlı olarak bütün illerimizde PTT şubelerinden Cumhurbaşkanı ve Hazine ve Maliye Bakanına taleplerimizi içeren mektup ve bordrolarımızı gönderdik.

KAHVECİ: ENFLASYON RAKAMLARINA BAKINCA %3+3 ADİL BİR ARTIŞ DEĞİL

Etkinliğimizde Genel Başkanımız Önder Kahveci ve konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın Genel Başkanları da hazır bulunurken Genel Başkan Kahveci, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Kahveci, gerçekleşen enflasyonun yüzde 14,6 olduğu bir ortamda yüzde 3+3’lük zammın adil olmadığını belirtti. Ülke gerçekleriyle örtüşmeyen zam oranlarının kamu görevlileri ve emeklilerini bir hayli zor duruma düşürdüğünü belirten Kahveci şu şekilde açıklamasını sürdürdü:

“Son 10 yıldır memur maaşları enflasyonun bile altında kalıyor ve sürekli eriyor. Bu durum küresel salgınla birlikte sürdürülemez bir hal almıştır. Memurlarımız ve emeklilerimiz, yoksulluk içinde en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz durumdadır.  Toplu sözleşme görüşmeleri de etkisiz sendikalar ve malum konfederasyon yüzünden yaralara çare üretmekten uzak kalmaktadır.  2019 yılında gerçekleştirilen toplu sözleşme görüşmeleri sonucunda kamu görevlileri ile emeklilerin sosyal ve özlük haklarında kayda değer bir kazanım sağlanamadığı gibi 2020 yılı için altışar aylık dönemler halinde yüzde 4’er, 2021 yılı için ise yüzde 3’er oranında zam yapılması karara bağlanmıştı.  Buna bağlı olarak 2020 yılı içerisinde memur ve emekli maaşlarına enflasyon farkı da dahil olmak üzere yüzde 11,56 zam yapılmışken yıllık enflasyon yüzde 14,60 olmuştur.”

KAHVECİ: YALNIZCA GEÇEN YILA GÖRE MEMURUN ALIM GÜCÜ AYLIK 501 TL AZALDI

Açıklamasında TÜİK tarafından hazırlanan enflasyon rakamlarına dikkat çeken Genel Başkanımız, “2021 yılında enflasyon hedefine ulaşılsa bile memur maaşlarının gerçekleşen enflasyon karşısında yine en az %5 eriyeceği daha şimdiden kesinleşmiştir” ifadesini kullandı ve;  

“Geçtiğimiz yıl memur maaşları resmi enflasyon karşısında yüzde 3,04 erimiş bulunmaktadır.  TÜİK’in resmi enflasyonu yıllık yüzde 14,6 oldu ama çeşitli mal ve hizmetler yüzde 28,12; ulaştırma yüzde 21,12; gıda yüzde 20,61; ev eşyası yüzde 18,04; sağlık harcamaları yüzde 16,67 oranında zamlandı. Memur maaşlarına 2020 yılının tamamı için ortalama 463,86 TL zam yapıldı buna karşılık aynı dönemde dört kişilik ailenin insanca yaşamak için vazgeçemeyeceği zorunlu harcamaları 965,10 TL yükseldi. Yani yalnızca geçen yıl memurun alım gücü aylık tam 501,24 TL azaldı.  2021 yılına ilişkin olarak ise memur maaşlarına, yılın her iki yarısı için yüzde 3, toplam kümülatif yüzde 6,1 oranında zam yapılması kararlaştırılmıştır. Buna karşın TCMB enflasyon tahminini yüzde 11,15 olarak güncellemiştir.

2021 yılında enflasyon hedefine ulaşılsa bile memur maaşlarının gerçekleşen enflasyon karşısında yine en az %5 eriyeceği daha şimdiden kesinleşmiştir. Zaten ocak ayında alınan yüzde 3 zam, mart ayı itibarı ile vergi dilimindeki artışa gidecektir.  Hal böyle olunca memur ve emeklilerimizin alım gücü yıldan yıla azalmakta, aile bütçesindeki açık her gün biraz daha büyümektedir.  Enflasyon farkının alım gücünde bir telafi içermediği aksine geç kalmış bir mahsuplaşma ile memur maaşlarına reel anlamda sıfır zam yapıldığının tescili olduğu unutulmamalıdır. Enflasyonun toplumsal boyuttaki en olumsuz etkileri hiç kuşkusuz dar ve sabit gelirliler üzerinde görülmektedir. Memur ve emeklilerimiz alışveriş yapamaz, en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelmiştir.  Ama her ne hikmetse kamuoyunda sanki memurların bir eli yağda bir baldaymış gibi afaki maaş rakamları dolaşmaktadır.  Halbuki kamuoyundaki rakamlarla memurlarımızın eline rakamlar arasında dağlar kadar fark vardır” dedi.

KAHVECİ: MEMUR VE EMEKLİLERE YAPILACAK MADDİ DESTEK ZOR DURUMDA OLAN ESNAFA DA CAN SUYU OLACAKTIR

Covid-19 salgını nedeniyle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ekonomik sıkıntıların baş gösterdiğine dikkat çeken Kahveci, maaşlara yapılacak ek ödemelerin esnafa da yarayacağına işaret etti. Genel Başkanımız konuşmasına şu şeklide devam etti:

“Ülkedeki gelir dağılımında adaletin sağlanması için en önemli araçlardan bir tanesi benimsenen ücret politikalarıdır. Ürünlerin fiyatına fahiş oranlarda zam gelirken maaş artışlarının enflasyonun bile altında kalması, gelir dağılımını bozacak, ekonomik olumsuzlukların yükünü yalnızca çalışan kesime yükleyecek bir etken olacaktır. Bir süredir var olan ekonomik daralmanın yanı sıra COVID-19 salgınının da etkisiyle tüm dünya ekonomileri zor günlerden geçmektedir.  Dünyada pek çok devlet bu olumsuzlukları bertaraf etmek için çalışan, çalışmayan toplumun tüm kesimlerine doğrudan gelir desteği sağlamakta, çeşitli sektörlere teşvikler sunmaktadır.  Aynı şekilde devletimiz de salgın sürecinin olumsuz ekonomik etkilerini azaltmak için değişik sektörlere yönelik ekonomik destek ve tedbirleri hayata geçirmiştir.

Ülkemizde desteğe en çok ihtiyaç duyan kesimlerden birisi de maaşları enflasyonun bile altında kalan kamu görevlileri ve emeklilerdir. Tüm dünya ülkeleri dar ve sabit gelirli kesime yönelik tedbir alırken ülkemizde enflasyon yüzde 14,6 olmuş ama memur maaşına yüzde 3 artış yapılmıştır. Böyle bir uygulama var olan ekonomik sorunları daha da derinleştirir. Memur ve emeklilere yapılacak destek ekonomiye de can suyu olacak piyasaların canlanmasını sağlayacaktır.”

KAHVECİ: TALEPLERİMİZ ÜLKE GERÇEKLERİ ÇERÇEVESİNDE DEĞERLENDİRİLEREK, AİLELERİYLE BİRLİKTE 20 MİLYON VATANDAŞIMIZI YAKINDAN İLGİLENDİREN EK ZAM MÜJDESİ ARTIK VERİLMELİDİR

Kahveci, ek zam talebinin zorunluluktan ileri geldiğini vurguladığı konuşmasını şu şekilde tamamladı:

“Bu çerçevede kamu görevlilerinin ve emeklilerin maaş artışlarının gerçekleşen enflasyon, yoksulluk sınırı ve refah payının temel alındığı bir mantık içinde belirlenmesi lüzumludur. Ortaya çıkan mağduriyetleri gidermek, enflasyona yenik düşen, temel ve vazgeçilmez harcamalar karşısında eriyen maaşlarını telafi etmek ve alım gücünü yükseltmek amacıyla memur ve emeklilere de bir destek paketi açıklanmasını ve kamu görevlilerine ek zam verilmesin talep ediyoruz. Bu talebimizi ve gerekçelerini içeren mektuplarımızı bugün ülkemizin 81 ilinden Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Hazine ve Maliye Bakanı’na gönderiyoruz. Hazırladığımız gerçek maaş bordrolarını da mektubumuza ekledik ve kamu çalışanlarımızın içinde bulunduğu zorluğu ortaya koyduk.  Yetkililerin memurlarımızı enflasyona ve ekonomik olumsuzluklara ezdirmeyeceğini umuyor; maaşlardaki erimeyi telafi edecek ek bir zamla salgınla mücadelenin kahramanlarının yüzlerini güldürmesini bekliyor, hepinize saygılar sunuyorum.”

Basın açıklamasının ardından Genel Başkanımız Önder Kahveci ve sendikalarımızın Genel Başkanları, mektupları ve bordroları sayın Cumhurbaşkanı  ve Hazine ve Maliye Bakanı’na gönderdiler.

Gönderilen mektubun örneği aşağıdadır.

 

T.C. CUMHURBAŞKANLIĞI’NA

Sayın Cumhurbaşkanım, 

Malumları olduğu üzere 2020 ve 2021 yıllarında memur ve memur emeklilerine yapılacak maaş zamlarının belirlendiği toplu sözleşme görüşmeleri, 2019 yılının ağustos ayında gerçekleştirilmiş ve uzlaşma sağlanamadığı için konu hakkındaki kararı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu vermiştir. Buna göre kamu görevlileri ile emeklilerin sosyal ve özlük haklarında kayda değer bir kazanım sağlanamadığı gibi 2020 yılı için altışar aylık dönemler halinde yüzde 4’er, 2021 yılı için ise yüzde 3’er oranında zam yapılması karara bağlanmıştır.

Buna bağlı olarak 2020 yılı içerisinde memur ve emekli maaşlarına enflasyon farkı da dahil olmak üzere yüzde 11,56 zam yapılmışken yıllık enflasyon yüzde 14,60 olmuştur. Dolayısıyla geçtiğimiz yıl memur maaşları resmi enflasyon karşısında yüzde 3,04 erimiş bulunmaktadır.  Her ne kadar TÜİK’in belirlediği yıllık enflasyon ortalama yüzde 14,6 olsa da çeşitli mal ve hizmetler yüzde 28,12; ulaştırma yüzde 21,12; gıda yüzde 20,61; ev eşyası yüzde 18,04; sağlık harcamaları yüzde 16,67 oranında zamlanmış, memur maaşları yıllık ortalama 463,86 TL zamlanırken aynı dönemde dört kişilik ailenin insanca yaşamak için vazgeçemeyeceği zorunlu harcamaları 965,10 TL yükselmiştir.

2021 yılına ilişkin olarak ise memur maaşlarına, yılın her iki yarısı için yüzde 3, toplam kümülatif yüzde 6,1 oranında zam yapılması kararlaştırılmıştır. Buna karşın TCMB enflasyon tahminini yüzde 11,15 olarak güncellemiştir. 2021 yılında enflasyon hedefine ulaşılsa bile memur maaşlarının gerçekleşen enflasyon karşısında eriyeceği daha şimdiden kesinleşmiştir. Zaten ocak ayında alınan yüzde 3 zam, mart ayı itibarı ile vergi dilimindeki artışa gidecektir. Hal böyle olunca memur ve emeklilerimizin alım gücü yıldan yıla azalmakta, aile bütçesindeki açık her gün biraz daha büyümektedir. Enflasyon farkının alım gücünde bir telafi içermediği aksine geç kalmış bir mahsuplaşma ile memur maaşlarına reel anlamda sıfır zam yapıldığının tescili olduğu unutulmamalıdır. Enflasyonun toplumsal boyuttaki en olumsuz etkileri hiç kuşkusuz dar ve sabit gelirliler üzerinde görülmektedir. Memur ve emeklilerimiz alışveriş yapamaz, en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelmiştir. Ülkedeki gelir dağılımında adaletin sağlanması için en önemli araçlardan bir tanesi benimsenen ücret politikalarıdır. Gelişmeler karşısında ürünlerin fiyatına fahiş oranlarda zam gelirken maaş artışlarının enflasyonun bile altında kalması, gelir dağılımını bozacak, ekonomik olumsuzlukların yükünü yalnızca çalışan kesime yükleyecek bir etken olacaktır.

Bütün dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını çerçevesinde devletimiz, salgın sürecinin olumsuz ekonomik etkilerini azaltmak için değişik sektörlere yönelik ekonomik destek ve tedbirleri hayata geçirmiştir. Ülkemizde desteğe en çok ihtiyaç duyan kesimlerden birisi de maaşları enflasyonun bile altında kalan kamu görevlileri ve emeklilerdir. Bu çerçevede kamu görevlilerinin ve emeklilerin maaş artışlarının gerçekleşen enflasyon, yoksulluk sınırı ve refah payının temel alındığı bir mantık içinde belirlenmesi lüzumludur. Ortaya çıkan mağduriyetleri gidermek, enflasyona yenik düşen, temel ve vazgeçilmez harcamalar karşısında eriyen maaşlarını telafi etmek ve alım gücünü yükseltmek amacıyla memur ve emeklilere de bir destek paketi açıklanması ve kamu görevlilerine ek zam verilmesi hususunu arz ve talep ederim.

MUSTAFA NURULLAH ALBAYRAK

TÜRK ULAŞIM-SEN GENEL BAŞKANI

 

DSC_4365 DSC_4377

DSC_4470 ekzm

İŞKOLUMUZDAKİ KURUMLARA YAZILARAK, TEMEL ÜCRETLER BELİRLENİRKEN, ÜLKEMİZİN İÇİNDEN GEÇTİĞİ ZOR SÜREÇ VE DEĞİŞEN EKONOMİK DENGELER DİKKATE ALINARAK BELİRLENMESİ VE ÇALIŞANLAR ARASINDA ADALETİN SAĞLANMASI TALEP EDİLDİ.

Bilindiği üzere, 30.12.2020 tarih ve 31350 sayılı Resmi Gazetede, Kamu İktisadi Teşebbüsleri uygulanacak temel ücretlerin tespitine ilişkin 3342 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yayımlanmıştır.
Söz konusu karar ile, 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (II) sayılı cetvele dahil pozisyonların en düşük ve en yüksek temel ücretleri tespit edilmiş ve bu karar kapsamındaki kurumlarda görev yapan çalışanların ücretlerini, belirli kriterler dikkate alınarak, en düşük ve en yüksek temel ücretler dahilinde belirlemeye ilgili kuruluşların Yönetim Kurullarına yetki verilmiştir.
Bunun üzerine Sendikamız tarafından, iş kolumuzda yer alan kurumlara  yazı yazılarak, Yönetim Kurullarına verilen bu yetki çerçevesinde, çalışanların temel ücretleri belirlenirken, pandemi nedeniyle, ülkemizin içinden geçtiği zor süreç, değişen ekonomik veriler ve çalışanların alım gücünün ciddi anlamda azaldığı da dikkate alınarak temel ücretlerinin belirlenmesi ile çalışanlar arasında adaletin sağlanması talep edilmiştir.
dhmiiitml
TCDDTASTCDD
TURASAS

MUTLU YILLAR

 

DDDD

 

Değerli Arkadaşlarım,

Üzüntü ve sevinçleriyle bir yılı daha geride bırakıyor, yeni bir yıla girmenin mutluluğunu yaşıyoruz.

Bu yıl,  dünya ve ülkemiz adına zorlu süreçlerden geçtiğimiz bir yıl oldu. 2020 yılında tüm dünyada ve ülkemizde pek çok olumsuz olay yaşandı. Özellikle Korona virüsün yayılımıyla ölümler yaşanıp, insan sağlığı tehdit altına girerken ekonomik sıkıntıların baş göstermesi ve işsizlik gibi sorunlar tüm dünyayı sardı. Bunların dışında depremler, doğal afetler, savaşlar da yaşandı.

Türk Ulaşım-Sen olarak, yaşanan tüm bu olaylar karşısında önceliğimiz hep ulaşım çalışanlarının sağlığı oldu. Ulaşım Çalışanlarının sağlığını korumak adına girişimlerde bulunduk. Üyelerimizin talep ve sorunlarını elektronik ortamdan alarak, çözümü için çalışmalar yaptık yapmaya da devam ediyoruz.

Tüm bunlara rağmen 2021 yılını umutla karşılıyoruz.  Bu yıl yaşanan olumsuzlukların hepsinin yeni yılda son bulmasını yürekten temenni ediyorum.

Türk Ulaşım-Sen olarak verdiğimiz mücadele hak mücadelesidir. Bu yüzden ilk günkü heyecanla  çalışıyoruz. Biz başarının,  emekle, çalışmakla, azim ve kararlılıkla mümkün olduğuna inanıyoruz. Yaptığımız işi biliyoruz, kendimize güveniyoruz.  Yeni yılda Yetkili Sendika olarak Toplu Sözleşme Masasında memurlarımızı layıkıyla temsil etmek için daha çok çalışarak, sendikacılığın gereklerini yerine getirmeye devam edeceğiz.

2021 yılının hastalıkların kökünün kazındığı bir yıl olması temennisiyle, başta ulaşım çalışanları olmak üzere,  tüm kamu görevlilerimizin, teşkilat mensubu arkadaşlarımızın ve tüm vatandaşlarımızın yeni yılını en içten dileklerimle kutluyor,  sağlık, mutluluk, huzur ve başarılar diliyorum.

Mustafa Nurullah ALBAYRAK
Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı

 

 

 

TÜRKİYE KAMU-SEN YİK TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDI

TÜRKİYE KAMU-SEN YÜKSEK İSTİŞARE KURULU TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ

(21 Aralık 2020)

Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın genel başkanları, Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri ve il temsilcilerimizin katılımıyla 21 Aralık 2020 Pazartesi günü video konferans yöntemiyle bir toplantı gerçekleştirmiştir. İstişare toplantısında ülkemiz kamuoyunu yakından ilgilendiren konular ile kamu görevlileri ve emeklilerinin mali ve özlük haklarına ilişkin gelişmeler değerlendirilmiş önümüzdeki döneme yönelik yeni stratejiler belirlenmiştir.

Bu çerçevede Konfederasyonumuzun görüşlerini içeren Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı sonuç bildirgesini kamuoyunun ve kamu görevlilerinin bilgilerine sunuyoruz.

1. COVID-19 Salgını tüm hızıyla sürerken salgına karşı insanüstü mücadele veren başta sağlık çalışanları olmak üzere kamu çalışanları maddi ve manevi olarak desteklenmelidir  

Geçtiğimiz yılın sonunda Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyaya yayılan COVİD-19 küresel bir salgın haline gelerek insanlık tarihinin en büyük travmalarından birisi olmuştur. Virüsten etkilenenlerin ve virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı hızla artmaktadır. Bu çerçevede vatandaşlarımızın sağlığı uğruna mesai mefhumu gözetmeksizin hayatlarını ortaya koyan başta sağlık çalışanlarımız olmak üzere kamu hizmetlerinin kesintisiz bir biçimde sağlanması için cansiperane mücadele veren tüm kamu görevlilerine teşekkür ediyor, salgınla mücadele esnasında hayatını kaybeden sağlık çalışanları ve kamu görevlilerine ve tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, hastalara acil şifalar diliyoruz.

Bununla birlikte salgın nedeni ile çeşitli olumsuzluklara maruz kalan, gelirleri düşen kamu görevlilerinin desteklenmesinin gerekli olduğunun altını önemle çiziyoruz. Her türlü güçlüğe göğüs gererek görevlerini sürdüren sağlık çalışanlarımız ve diğer kamu görevlilerinden, görevleri nedeni ile virüse maruz kalarak hayatını kaybedenlerin şehit statüsünde değerlendirilmesi; COVID-19’un ise meslek hastalığı olarak tanımlanması yolundaki talebimizi ısrarla yineliyoruz. Bu uygulamanın salgın ile mücadele eden kahraman kamu görevlilerimize minnet borcumuzun bir ifadesi olacağını vurguluyoruz.

2. Ekonomik gerçekler dikkate alındığında memur maaşlarına ilave zam yapılması zorunludur 

Hali hazırda açıklanan resmi enflasyonun yüzde 14’leri aştığı 2020 yılında, memur maaşları yalnızca enflasyon farkı dahil yalnızca yüzde 9,8 artmıştır. Yaşadığımız pandeminin de etkisi ile gıda fiyatlarındaki artış yüzde 21’i bulmuş, ailenin zorunlu harcamaları aynı oranda yükselmiştir. Buna bağlı olarak kamu çalışanlarının ve emeklilerin alım gücü son bir yılda yüzde 11 düşmüştür. TCMB’nin faizleri  arttırması, önümüzdeki dönemde enflasyonun daha da yükseleceğinin işaretidir. Kaldı ki bu dönemde memur maaşları altın, gümüş, döviz, gayri menkul gibi tüm yatırım araçları karşısında da yüzde 50’ye varan oranlarda değer kaybı yaşamıştır. Hal böyle iken yetkili olduğu halde etkisini ortaya koyamayan sözde yetkili sendikalar ve konfederasyonun basiretsizliği nedeni ile 2021 yılında da memur maaşlarına yalnızca yüzde 3+3 zam yapılması kararlaştırılmıştır.

Bütün gerçekler göz önünde bulundurulduğunda 2021 yılı için memur ve emeklilere reva görülen bu zammın hiçbir mesnet ve karşılığı bulunmamaktadır. Gerek ekonomik gerçekler gerekse resmi tahminler  göz önünde bulundurulduğunda 2021 yılı için memur ve emeklilere yapılması kararlaştırılan yüzde 3+3 zammın güncellenmesi ve geçmiş dönem kayıplarını da karşılayacak şekilde tatminkar bir maaş artışı yapılması zorunludur.

3. Her şartta Türk milletinin, Kahraman ordumuzun ve Devletimizin yanında olmaya devam edeceğiz 

Dünya büyük bir dönüşüm sürecinden geçerken, bu dönüşümün emperyalistlerin coğrafyamız üzerinde kurduğu yeni bir paylaşım planı çerçevesinde gerçekleşeceğini ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, kahraman ecdadımızın  mücadelesi, sayısız şehidimizin canı, gazilerimizin emekleriyle hür ve bağımsız olarak yaşama hakkı elde ettiğimiz bu topraklarda, bugün yeni bir saldırı dalgası ile daha karşı karşıya olduğumuzu görmekteyiz. Gerek Akdeniz’de gerek Libya’da gerekse ülkemizin güneydoğusunda yaşanan gelişmeler, yurdumuzun dört koldan kuşatma altına alınmaya çalışıldığını ortaya koymaktadır. Bu kuşatmayı kırmak ve emperyalist güçlerin planlarını yerle bir etmek adına Türk Silahlı Kuvvetlerimizin yurt içinde ve yurt dışında gerçekleştirdiği her türlü operasyonu sonuna kadar desteklediğimizi ifade ediyoruz. Türk milletinin güvenliğinin dünyanın neresinde olursa olsun Türklerin ve mazlumların güvenliğinin sağlanmasından geçtiğinin bilincindeyiz. Bu çerçevede emperyalist saldırıların bir uzantısı olarak işgal edilen Azerbaycan’ın öz toprağı Karabağ’ın azatlığa kavuşmasını büyük bir gurur ve mutlulukla karşıladığımızı belirtiyor, bu zaferin başta Doğu Türkistan olmak üzere zulüm altında inleyen tüm mazlumlar için kurtuluş işareti olmasını diliyoruz. Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu olarak, Türk milletinin bu topraklardaki hâkimiyetini ilelebet sürdüreceğine olan sarsılmaz inancımızı yineliyor, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da kahraman ordumuzun ve devletimizin yanında olacağımızı bir kere daha ve kararlılıkla vurguluyoruz.

4. Kamudaki her türlü ayrımcılığa son verilmesini istiyoruz    

Dünyada ve bölgemizde yaşanan gelişmeler, 15 Temmuz hain darbe girişimi ile birlikte değerlendirildiğinde; ülkemizde birlik ve beraberliğin korunması, toplumsal huzur ve refahın tesis edilmesinin önemini bir kat daha artırmaktadır. Birlik ve beraberliğimizin muhafazası ise ancak toplumun her alanında adalet, liyakat ve eşitlik ilkesinin tavizsiz bir biçimde hayat bulmasıyla mümkündür. COVID-19 salgını esnasında, ayrım yapmaksızın bütün kamu görevlilerimizin yaptığı fedakârlıklar bir kere daha görülmüşken, çalışanlarımızı sendikal aidiyetler üzerinden ayrışma, bölünme ve baskı ortamına sürükleyen anlayışı kabul etmiyoruz. Kamudaki her türlü ayrımcılığın bir an önce sonlandırılmasını bir kere daha yüksek sesle talep ediyoruz.

5. Evrensel sendikacılığa uygun, Uluslararası Sözleşmelerde tanınan hakları içeren, adil, demokratik ve çağdaş bir sendika ve Toplu Sözleşme Kanunu İstiyoruz 

Geçtiğimiz yıl yaşanan toplu sözleşme süreci, 4688 sayılı Kanunun revize edilerek toplu sözleşme görüşmelerinin katılımcı bir yapıya kavuşturulmasının, toplu sözleşme imzalama ya da uzlaştırma mekanizmalarına başvuru haklarının masada bulunan konfederasyonların temsilcilerinin çoğunluk kararına bağlanmasının, genel toplu sözleşme görüşmeleri ile hizmet kollarına ilişkin toplu sözleşme görüşmelerinin ayrılmasının, Hakem Kurulu’nun yapısının tarafların eşit temsiline dayalı olarak yeniden düzenlenmesinin, kamu görevlilerinin grev ve siyasete katılma haklarının tanınmasının zorunlu hale geldiğini bir kere daha ortaya koymuştur. Ülkemiz tarafından onaylanmış bulunan BM Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Sözleşmenin 8. maddesi, ILO’nun 87 Sayılı Sözleşmesinin kamu çalışanlarına uygulanmasını düzenleyen 151 Sayılı Sözleşmesi, 98 sayılı ILO  Sözleşmesi, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddeleri Anayasamızın 90. maddesi hükmü çerçevesinde ele alındığında kamu çalışanlarının adil bir temsil ile gerçek anlamda toplu sözleşme ve grev haklarını kullanmalarını ve siyasete katılmalarını sağlayacak düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmelidir.  Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, bu konuda derhal çalışmalara başlanarak evrensel sendikacılığa uygun, uluslararası sözleşmelerde tanınan hakları içeren, adil, demokratik ve çağdaş bir kanun teklifi hazırlanması gerektiğine inanmaktadır.

6. Vergi adaletsizliğinin çözülmesi, 3600 Ek Gösterge uygulamasının tüm memurları kapsayacak şekilde genişletilerek hayata geçirilmesi, bütün ek ödemelerin emekli maaşı hesabına esas alınması, kamuda liyakatin geçerli olması, mülakat uygulamasına son verilmesi, bütün güvencesiz sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi, Yardımcı Hizmetler Sınıfı personelinin Genel İdare Hizmetleri sınıfına geçirilmesi, memurlara ek zam yapılması konularındaki taleplerimizde ısrarcıyız

Toplu sözleşme sürecinin kamu görevlileri lehine bir sonuç doğurmadığı ve yetkili konfederasyonun sorunlara çözüm üretme noktasındaki yetersizliği memur ve emeklilerin acil çözüm bekleyen sorunlarının bir an önce sonuca kavuşturulmasını zorunlu hale getirmiştir. Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, aşağıda sıralanmış olan taleplerinde ısrarcı ve sorunların çözümü noktasında inisiyatif almakta kararlıdır:

Vergi adaletsizliği son bulmalıdır

– Bugün kamu görevlilerinin en büyük sorunlarının başında, ülkedeki vergi sisteminin adaletsizliği gelmektedir. Gelir dağılımındaki adaletsizliğin kaynağı da vergi sistemindeki bu adaletsizliktir. Ücretli kesimden alınan gelir vergisi oranlarının kısa sürede %20 ve %27’lik dilimlere yükselmesi nedeniyle kamu görevlilerinin maaşları yıl içinde düşmekte, alınan maaş zamları artan vergi yüküne gitmektedir. Her ne kadar çıkarılan kanunla yüksek gelirli kesimin gelir vergisi oranları artırılmış olsa da gerek vergi istisnaları gerekse sonradan getirilen vergi afları nedeniyle yüksek gelirli kesimin ödeyeceği vergi miktarının artmayacağı, vergi yükünü yine çalışan kesimin taşıyacağı aşikardır. Bu nedenle Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, gelir vergisine ilişkin mevzuatta çalışanlar lehine bir düzenleme yapılmasını ve kamu görevlilerinin ödediği gelir vergisi oranının %15’e sabitlenmesini talep etmektedir.

3600 Ek Gösterge konusu bütün memurları kapsayacak şekilde genişletilerek sonuca bağlanmalıdır

– 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilen seçimler öncesinde Sayın Cumhurbaşkanı öğretmen, polis, hemşire ve imamların ek gösterge rakamlarının 3600’e yükseltileceğini ifade etmiştir. Ancak aradan geçen süreye rağmen verilen sözlerin tutulmadığını üzülerek görmekteyiz. Bu çerçevede en doğru yol; Sayın Cumhurbaşkanı tarafından verilen söze paralel olarak öğretmen, din görevlisi, hemşire ve polisler yanında müdürler, müdür yardımcıları, şefler, merkez taşra ayrımına tabi tutulanlarla, kurum içi yükselme sınavıyla gelen uzmanlar, idareci konumundaki kamu görevlileri, denetmenler, avukatlar, ek gösterge uygulamasından hiç faydalanamayan mübaşir, teknisyen yardımcısı, şoför gibi Yardımcı Hizmetler Sınıfına dahil olan personel gibi bütün kamu görevlilerinin ek gösterge rakamlarının yeniden ve adaletli bir şekilde düzenlenmesi olacaktır. Bu konuda hazırlanmasına katkıda bulunduğumuz ve uzun süreden beri TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda beklemekte olan kanun teklifinin bir an önce gündeme alınmasını talep etmekteyiz.

Bütün ek ödemeler emekliliğe sayılmalıdır

– Kamu görevlilerinin çalışırken elde ettiği ücret ile emekli olduğu zaman alacağı maaş arasındaki uçurumu kapatmak, özellikle emekli kamu görevlilerini yoksulluk sınırında yaşamaktan kurtarmak amacıyla, memur maaşını oluşturan bütün kalemler ile ek ödeme, döner sermaye, ek ders, sosyal denge sözleşmesi gibi tüm ödemelerin emekli keseneğine dâhil edilerek, yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi, bu yolla her çalışanın eline geçen ücret ile orantılı emekli maaşı almasının sağlanması gerekmektedir.

Görevde yükselme ve atamalarda tarafsızlık ve liyakat esas alınmalıdır

– Kamu görevlilerinin atanmalarında, görevde yükselmelerinde, tayin ve terfilerinde tarafsızlık ve liyakat ilkelerinden vazgeçilmemesi; idareci kadrolarına hak eden, liyakatli  kamu görevlilerinin getirilmesi; kamu kurum ve kuruluşlarında, çalışma barışının, birlik, dayanışma ve verimlilik artışının sağlanması için en temel gerekliliktir. Kamu görevlileri arasında kadrolaşmanın, adam kayırmanın, haksızlığın, hukuksuzluğun son bulmasının, kamu kurum ve kuruluşlarının idarelerinin tarafsızlığının sağlanmasının adil bir sınav ve atama sistemi ile çağdaş bir yönetim anlayışının oluşturulmasından geçtiği bilinmelidir. Bu kapsamda özellikle yönetici atamalarında yazılı sınava dayalı adil, şeffaf ve tarafsız bir sistem oluşturulmalı, kamuya personel alımlarında mutlak surette yazılı sınava itibar edilmeli, taraflı değerlendirmelere açık sözlü sınav uygulamasından bir an önce vazgeçilmelidir.

Sözleşmeli personel istihdamına son verilmeli tüm sözleşmeli personel kadroya geçirilmelidir

– Kamuda iş güvencesini zayıflatan, her türlü baskı ve istismara açık bir yapı arz eden 4/B’li, 4/C’den 4/B’ye geçen sözleşmeli, geçici, vekil, idari hizmet sözleşmeli gibi adlar altında güvencesiz istihdam modelinin kaldırılarak personelin memur kadrolarına geçirilmesi sağlanmalı, kamu kuruluşlarında memur işi yapan işçiler de aynı çerçevede kadroya geçirilerek kamu istihdam yapısı güvenceli bir şekilde düzenlenmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nda 2016 yılında getirilen süreli sözleşmeli personel uygulaması ile kamuda süresiz sözleşmeli istihdamı ve 3+1 yıl süreli sözleşmeli istihdamı gibi bir ayrımcılık daha ortaya çıkmıştır. Bu durum Anayasanın kanun önünde eşitlik ilkesine de aykırı bir yapı oluşturmaktadır. Son dönemde bazı belediyelerde çalışan sözleşmeli personelin işten çıkarılmalarının, Türk Yerel Hizmet-Sen’in hukuk mücadelesi sonucunda yargı kararıyla hukuksuzluğu ortaya konmuştur.

Bununla birlikte pek çok süresiz sözleşmeli personel adalet ve hakkaniyet ilkesine uymayan sözleşmeli personel istihdamının kaldırılması yolunda yargıya başvurmuş ve mahkemeler olumlu yönde karar vermiştir. Bu çerçevede artık yargı kararlarıyla da adaletsiz olduğu tescillenen sözleşmeli personel istihdamının kaldırılması elzemdir. Yaşanan gelişmeler, kamuda sözleşmeli personel istihdamının kamu hizmetlerinin devamlılığı ve tarafsızlığı ilkesine uygun olmadığını bir kere daha gözler önüne sermiştir. Yetkililer mahkeme kararlarını da göz önünde bulundurarak bir an önce sözleşmeli personel istihdamına son verecek düzenlemeyi hayata geçirmelidir. Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, hak ve sorumluluklarda eşitlik, aile birliğinin sağlanması ve adaletin bir gereği olarak istisnasız tüm güvencesiz sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi hususunda kararlı ve ısrarcıdır.

Yardımcı Hizmetler Sınıfı personelinin beklentileri karşılanmalıdır

– Kamuda liyakat ilkesinin bir gereği olarak Yardımcı Hizmetler Sınıfına dahil personel bir defaya mahsus olmak üzere Genel İdari Hizmetler Sınıfına geçirilmeli, bu yolla kamu görevlilerimiz arasında oluşan adaletsizlikler giderilmeli, herkesin eğitim seviyesinin gerektirdiği kadro derecesine yükselmesi sağlanmalıdır.

7. Kamu görevlilerinin acil çözüm bekleyen sorunlarının hazırlanacak bir “Memur Paketi” İçinde TBMM’de yasalaşarak çözüme kavuşturulmasını istiyoruz

Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, yukarıda sıraladığımız taleplerimizle birlikte kamu görevlilerimizin bayram ikramiyesi, sosyal yardımların emeklilikte de ödenmesi, aile bütünlüğünün korunması, kadın istihdamının geliştirilmesi, kreş ve gündüz bakımevleri açılması, zorunlu rotasyon, sicil ve disiplin uygulamaları, görevde yükselme, atama ve yer değiştirme gibi personelin ekonomik durumunu, verimliliğini ve etkinliğini doğrudan etkileyen konulardaki sorunların sürüncemede bırakılmasının önüne geçilmesi için bir memur paketi hazırlanması konusunda ısrarcıdır. Hazırlanacak memur paketinin TBMM’de kanunlaşarak sayıları 20 milyona ulaşan vatandaşımızın beklentilerinin bir an önce karşılanması sağlanmalıdır.

8. Gelişen teknolojinin istihdam şekli üzerinde yaratacağı tahribatı önlemek ve yeni sendikal perspektifler geliştirmek noktasında Türkiye Kamu-Sen Yine öncü olacaktır

Salgının, ekonomik ve sosyal boyutlardaki etkisiyle hayatımızı kökünden değiştireceği, bundan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bütün otoritelerce dile getirilmektedir. Kuşkusuz ki bu değişimin en derin yaşanacağı alan, çalışma hayatı olacaktır. Yıllardan beri “Sendika 4.0” projemizle de dile getirdiğimiz üzere bazı mesleklerin ortadan kalkması, yeni mesleklerin ortaya çıkması, yüksek oranlı işsizlik, düşük ücretler, evden eğitim, uzaktan çalışma, esnek istihdam, yapay zekalı robotların iş hayatına katılması gibi büyük bir dönüşüm süreci bizleri beklemektedir. Dünyanın yeni bir evreye girdiği bu dönemde çalışanlarımızın hak ve menfaatlerinin korunup geliştirilmesi yolundaki sendikal mücadelemiz çok daha büyük bir önem kazanmıştır. Bu noktada önümüzdeki dönemde ortaya çıkacak yeni istihdam yapısının avantaj ve dezavantajlarının tespit edilmesi ve yeni gelişmelere uygun bir sendikal anlayış geliştirilmesi yolunda Türkiye Kamu-Sen yine öncülük görevini üstlenmiştir.

Konfederasyonumuz, önümüzdeki dönemde kamu görevlilerinin haklarının ve menfaatlerinin korunup geliştirilmesi için her türlü çabayı gösterecek, raporlar, çalışmalar, kanun teklifleri ve eylemlerle sendikal taleplerimizi sürekli gündemde tutacak, mücadelemizin sonuca ulaşması için bütün iletişim ve mücadele kaynaklarını en etkili şekilde kullanacaktır.

Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu olarak Türk memur sendikacılığının öncüsü olarak her türlü çabayı göstereceğimizi, kararlı ve cesur sendikacılık çizgisi içinde Türk milletinin değerleriyle ters düşmeyecek şekilde kamu görevlilerinin hak mücadelesini yükselteceğimizi kararlılıkla vurgularız.

Kamuoyuna duyurulur.