Yazar - TÜRK ULAŞIM-SEN

BÜTÇE ONLARINSA, MEYDANLAR BİZİM

66
Hükümetin memura teklif ettiği zam oranlarını Türkiye genelinde ve başkent Ankara’da Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önünde eş zamanlı olarak protesto ettik.
Yoğun kalabalık eşliğinde gerçekleşen eylemimizde hükümetin zam teklifini protesto eden kamu görevlileri ve emekliler “Sefalet zammını kabul etmiyoruz” diyerek, yeni bir teklif paketi hazırlanmasını istediler.
 
Katılımcıların attığı “Sarı sendika istemiyoruz” sloganları ile inleyen Çalışma Bakanlığı binası önünde hazırlanan sarı balonlar da patlatılarak, yetkili konfederasyona “Masada memuru pazarlamayın” uyarısında bulunuldu.
 
KAHVECİ: ÇARŞI, PAZARIN HALİ ORTADAYKEN BU ZAM TEKLİFİ MEMURA UYMAZ!
 
Protesto eylemimde konuşan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, “Biz buçuklu toplu sözleşmeleri çok gördük, memurun masada yarım puana nasıl terk edildiğine hep beraber şahit olduk. Birilerini bilmeyiz ama bu teklif bu bütçeyi kurtarmaz; %4’ler filan bize uymaz!” diyerek, “Buradan bir kere daha ilan ediyorum: Toplu sözleşme görüşmeleri normal seyrinde ilerlemiyor! Ne yetkili konfederasyon ne de işveren tarafı konuları müzakere etmeye yanaşmıyor. Sözleşmelilere kadro, vergi dilimleri, 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetliler, bütün ek ödemelerin emekliliğe sayılması, memurlara da bayram ikramiyesi verilmesi, liyakati yerle bir eden, adaletsizliğin kaynağı mülakatın kaldırılması gibi bütçeye getireceği ekonomik yükü sınırlı olan ya da hiçbir mali yük teşkil etmeyen konular masadan kaçırılıyor. 20 gündür, masayı verimli kullanmayıp pazarlıkları heba edenlerin, iki günde ne yapabilecekleri soru işaretidir” dedi.
 
Genel Başkan Önder Kahveci açıklamasında şu satırlara yer verdi;
 
“Hepinizin bildiği gibi 3 milyon memur, 2 milyon emekli, aileleriyle birlikte 20 milyon vatandaşımızı doğrudan ilgilendiren, nüfusumuzun 4’te 1’inin iki yıllık geleceğini şekillendirecek toplu sözleşme görüşmeleri büyük bir hayal kırıklığına doğru gitmektedir. Geçtiğimiz yıl gerçekleşen resmi enflasyon %20,3 oldu. 4 kişilik ailenin vaz geçemeyeceği, zorunlu harcama tutarı 1032 lira artarken memur maaşlarına koca bir yıl için toplam 441 lira zam yapıldı. TÜİK’in açıklamasına göre yalnızca kiraya son bir yıl içinde gelen zam 100 lira. Ailenin aylık gıda harcamasına gelen zam ortalama 197 lira. Doğalgaza bir yıl içinde gelen zam %18,6. Elektriğe %34,8 zam yapılmış. Mutfak yangın yerine dönmüş, memurun, emeklinin bütçesi tarumar olmuş… Hem resmi rakamlar hem de yaptığımız hesaplar, memur ve emeklinin alım gücünün düştüğünü gösteriyor.
 
Hayat pahalılığının bütün zorluklarını hep birlikte yaşıyorken memura ve emekliye reva görülen zam, revize edilmiş hali ile 2020’nin tamamı için %8,2; 2021’in tamamı için %6,1… Teklifler böyleyken şu anda yıllık enflasyon, yaz ayları olmasına rağmen %16,65. Çarşının, pazarın durumunu görüyoruz; sadece kira ve gıda son bir yılda 297 lira zamlanmışken, bize son olarak teklif edilen %4; önümüzdeki yılın ilk 6 ayında ortalama maaşa 160, en düşük maaşa 120 lira artış demek. Bu ne anlama geliyor arkadaşlar? Hükümet, enflasyon hedefinin bile altında zam teklif ederek resmen bizleri sefalete sürüklüyor. Biz buçuklu toplu sözleşmeleri çok gördük, memurun masada yarım puana nasıl terk edildiğine hep beraber şahit olduk. Birilerini bilmeyiz ama bu teklif bu bütçeyi kurtarmaz; %4’ler filan bize uymaz! Biz, bütün taleplerimizin haklı gerekçelerini açıklıyor, resmi verilerle destekliyoruz. Kamu işveren tarafından da %4+4 zammın gerekçesini bekliyoruz. Hedefiniz nedir, amacınız nedir? Enflasyon hedefinin %9,8 olduğu yerde memura %4+4 zam teklif etmenizdeki gerekçeniz nedir? Biz, toplu sözleşmenin başından beri hep “Hedef enflasyona endeksli maaş zammından vaz geçin” dedik. Ama bu konuda bile bizi yanlış anladılar. Biz “Enflasyonun üzerinde zam yapın, refah artışı sağlayın” dedik. Onlar, enflasyon hedefinin de altında teklif ettiler.
 
KAHVECİ: 20 GÜNDÜR MASAYI VERİMLİ KULLANMAYANLAR, ŞİMDİ 2 GÜN DAHA İSTİYOR
 
Biz refah istedik; onlar sefalet önerdi. Biz, ekonomik kurtuluş istedik; onlar, “Esarete devam” dedi. Bu teklif, 20 milyon vatandaşımızı adeta ateşe atmak anlamı taşıyor. Bu teklif, bizlere başınızın çaresine bakın demek oluyor.
 
Buradan bir kere daha ilan ediyorum: Toplu sözleşme görüşmeleri normal seyrinde ilerlemiyor! Pazarlıkların başından beri ısrarla bir müzakere sürecine geçilmesi gerektiğini ifade ettim.
 
Ne yetkili konfederasyon ne de işveren tarafı konuları müzakere etmeye yanaşmıyor. Sözleşmelilere kadro, vergi dilimleri, 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetliler, bütün ek ödemelerin emekliliğe sayılması, memurlara da bayram ikramiyesi verilmesi, liyakati yerle bir eden, adaletsizliğin kaynağı mülakatın kaldırılması gibi bütçeye getireceği ekonomik yükü sınırlı olan ya da hiçbir mali yük teşkil etmeyen konular masadan kaçırılıyor. Maliyeti dahi olmayan konularda yıllardır çözüm bekleyen milyonlarca memur ve emeklinin beklentilerini boşa çıkarmak vicdani değildir. Neden yetkili konfederasyon hiç olmazsa bu konularla ilgili müzakereden 20 gün boyunca imtina etmiştir? Biz toplu sözleşmenin başından beri bütün meselelerin masaya getirilip müzakere edilmesi için mücadele ediyoruz.
 
20 gündür, masayı verimli kullanmayıp pazarlıkları heba edenlerin, iki günde ne yapabilecekleri soru işaretidir.
 
KAHVECİ: BU TEKLİFİ KABUL ETMİYOR, YOK SAYIYORUZ
 
Süreç henüz sonlanmamışken, bir şansımız daha varken sözleşmeliler, vergi dilimleri, yardımcı hizmetliler, ek gösterge, bayram ikramiyesi gibi az önce ifade ettiğim konularda adım atılması yönündeki ısrarımızı bir kere daha yineliyorum. Gelin bir memur paketi hazırlayalım ve bu saydığım konuları 1 Ekim’de TBMM gündemine getirerek memurların yaralarını saralım.
 
Bizim üretimden gelen gücümüz var. Bizim birlikteliğimizden gelen gücümüz var. Kamu görevlileri ve emeklilerle adeta alay edenlere verilecek güçlü bir cevabımız elbette vardır. Milyonlarca dar ve sabit gelirliyi enflasyona ezdirecek bu yaklaşımı kabul etmiyor, bu teklifi yok sayıyoruz. Kamu işveren tarafından tez zamanda mali ve diğer taleplerimizi içeren yeni bir teklif paketi sunmasını istiyoruz. “Eylem kültürümüz var” diyenleri de bu kültürlerini bir kere olsun memur ve emekliler için hayata geçirmeye davet ediyor, alanlara bekliyoruz. 420 bin üyemizle, haklarımız için yapılacak her türlü mücadeleye yasal sınırlar içinde olmak kaydıyla desteğe hazır olduğumuzu buradan bir kere daha ilan ediyoruz.
 
Bizim mangal gibi yüreğimiz, çelik gibi bileğimiz, hiç kimseye teslim etmediğimiz hür irademiz var. Bütçe onların, meydanlar bizimdir.
5DSC_0064 5DSC_0048 5DSC_0060
5DSC_0091 5DSC_0093 5DSC_0106 5DSC_0196
5DSC_0128 5DSC_0127

KAMU KAMP TESİSLERİNDE İNDİRİMLİ TATİL İMKANI

kamukamp

 

Madrasa Akademi Turizm Seyahat Acentası ile üyelerimize özel indirim anlaşması imzalandı.

Acentaya bağlı KAMU KAMP adlı tesisler 27 Haziran 2019- 31 Eylül 2019 döneminde TÜRKİYE KAMU-SEN üyelerine özel fiyatlar ile tatil yapma fırsatı sunuyor.

DETAYLAR İÇİN:

0 312 219 55 96-97-98 NOLU TELEFONLARDAN BİLGİ ALABİLİRSİNİZ.

WEB  : https://kamukamp.com/

 

Fiyatlar ve İndirim Sözleşmesi için tıklayınız

V.DÖNEM TOPLU SÖZLEŞME SEKTÖREL TALEPLERİMİZİ AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI SAYIN ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK’A İLETTİK

Önümüzdeki günlerde başlayacak ve 2020-2021 yıllarını kapsayacak olan V. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmeleri için Sendikamız tarafından, titizlikle hazırlanan ve ulaşım çalışanlarının yaşadıkları sorunların ortadan kaldırılmasına yönelik sektörel taleplerimiz, Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK tarafından, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Zehra Zümrüt SELÇUK’a iletildi.

V.Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinin geçmiş yıllarda ki gibi, kamu çalışanlarının sorunlarının görülmezden gelindiği, ciddiyetten uzak bir masa olmaması dileğiyle, mali ve sosyal haklarının geliştirilmesine vesile olmasını temenni ediyor, başta ulaşım çalışanlarına ve tüm kamu çalışanlarına hayırlı olmasını diliyoruz.

75d066cc-3884-449c-8ad6-ffc3a63af984

4272ddb6-44cb-4eee-bbe4-d81b04140fe1

700344ed-5070-4bd5-8b9f-74469e0e86dc

cb79534d-d720-436e-bc90-bf06ed3a02d9

24e67973-ad53-4c3b-95c6-c079d56a944a

TOPLU SÖZLEŞME TALEPLERİMİZİ AÇIKLADIK

Toplu Sözleşme görüşmelerine sayılı günler kala Türkiye Kamu-Sen olarak zam oranlarını ve öne çıkan taleplerimizi açıkladık.

Basın kuruluşlarının yoğun ilgi gösterdiği toplantıya Türkiye Kamu-Sen  Genel Başkanı Önder Kahveci, kamu çalışanlarının öncelikli sorunlarını dile getirerek kayıpların telafi edilmesini istedi. Kahveci, 2020 Ocak ayından itibaren taban aylığa seyyanen net 600 TL telafi ödemesi, buna ek olarak 2020 için yüzde 10+10, 2021 için yüzde 8+8, ve her yıl için yüzde 3 refah payı ödemesi şeklindeki mali talepleri kamuoyuyla paylaştı.

Genel Başkan Önder Kahveci’nin yaptığı basın açıklamasının tam metni aşağıdaki gibidir;

“Kamu görevlilerinin ve emeklilerinin 2020-2021 yıllarında alacakları maaş zamlarının, sosyal ve özlük haklarının belirleneceği 5. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmeleri 1 Ağustos Perşembe günü başlayacaktır. Türkiye Kamu-Sen, 2020 ve 2021 yıllarını kapsayan Toplu Sözleşme süreciyle ilgili olarak çalışmalarını tamamlamıştır. Her şeyden önce, belirtmek isterim ki, memurlarımız yaklaşık 800 bin kilometrekarelik alana sahip vatanımızın en ücra köşelerine kadar hizmet götüren yegâne çalışanlardır ve ülkemizin her noktası, büyük şehirler kadar gelişmiş imkânlara sahip değildir. Birçok kamu kurum ve kuruluşunun özellikle taşra teşkilatlarında, elverişsiz çalışma ortamlarında, yetersiz araç gereç ve kısıtlı kaynaklarla, görevini en iyi şekilde yerine getirmek için canını dişine takıp çalışan memurlar adeta unutulmuş durumdadır. Bu durumdaki birçok memurumuzun sorunu ekonomik olmanın da ötesinde, insanlık dramı boyutuna ulaşmıştır.

Yerel yönetimlerde bırakın maaş zammını aylardır maaşını alamayan, sigorta primleri yatmayan kamu görevlilerimiz bulunmaktadır. Toplu sözleşme görüşmeleri, kamu görevlilerinin ve emeklilerinin bir kangrene dönüşmüş bulunan sorunlarının çözülebileceği tek yerdir. Ancak 4688 sayılı Kanunun eksik ve yanlış hükümleri; toplu sözleşme görüşmelerini yalnızca mali ve sosyal haklarla sınırlayarak memurlarımızın yer değiştirme, atama, yükselme, disiplin, unvan değişikliği gibi sorunlarını yok saymakta; memur meselelerini adeta masadan kaçırmaktadır. Kanundaki bu sınırlama yetmiyormuş gibi, idareciler tarafından yetkilendirilmiş çakma sendikaların, iktidara payanda olma gayretleri sonucunda memurlar, toplu sözleşme masasında gerçek anlamıyla temsil edilememekte, sesleri yeterince duyulmamaktadır. Bu sorun ilk olarak 2012 yılında sözde yetkili sendika tarafından Kamu Görevlileri Hakem Heyeti’ne gönderilen akademisyenin Hükümetin maaş artış teklifini kabul etmesiyle kendini göstermiş, 2013 yılında ise kâğıt üstünde yetkili konfederasyonun iki gün içinde imzaladığı ve hükümetin ilk teklifinin bile altında kalan anlaşma ile başka bir boyut kazanmıştır.

2015 yılında %1,8’lik enflasyon farkının gasp edilmesi, 2017 toplu sözleşmelerinin kamu görevlilerinin ekonomik olarak iflas belgesi haline gelmesi, bütün memur ve emeklilerimizin hafızalarındadır. Şimdi ise artan enflasyonu, düşen alım gücünü, eriyen maaşları bir kenara bırakıp masaya tek başına oturmayı talep ederek pazarlıkları sulandırma gayretine düşmüşlerdir. Kamu görevlilerinin ve emeklilerin eriyen maaşları için bir şeyler yapmaya cesaret bulamayanlar, dayanışma aidatı talebini toplu sözleşmenin odağına oturtarak yalnızca kendi kasalarını doldurma peşinde koştuklarını da bir anlamda itiraf etmektedirler.   Hatırlarsanız, Türkiye Kamu-Sen’in yetkili olduğu dönemde biz, diğer konfederasyonları masadan kaldırmaya çalışmak yerine tüm sendika ve konfederasyonları kucaklayıp, bütün talepleri ortaklaştırmıştık. Bu sayede de yıllık ortalama enflasyonun %13,5 olduğu bu süreçte, her yıl ortalama %31,4 maaş zammı almayı başarmıştık. Üstelik bu dönemde toplu sözleşme hakkı yoktu ve mutabakat metinleri de bağlayıcı değildi.  Malum konfederasyonun yetkili olduğu dönemde ise yıllık enflasyon ortalama %14 oldu ama memur maaşları bütün ödemeler dahil ortalama %17,4 arttı.

Düşünün aynı enflasyonun gerçekleştiği dönemlerde toplu görüşmeyi bir memur şölenine döndüren Türkiye Kamu-Sen’in maaşlara %31,4 ortalama katkısı diğer tarafta ise kendisini yalnızlaştırıp, pazarlıkları değersizleştiren ve enflasyon oranında zam almayı tarihi başarı olarak gören bir anlayış var.

İşte biz sesimizi kısma, memurlarımızın geniş anlamda temsil edilmesini engelleme arzusunda olanlara rağmen üzerimize düşen görevi yerine getirecek ve kamu görevlilerinin haklarını bütün imkânlarıyla korumaya ve geliştirmeye çalışacağız.

Türkiye Kamu-Sen olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da en önemli talebimiz, kamu görevlilerinin hakkı olan toplu sözleşmenin, grev ve siyasete katılma ile birlikte kullanılabilmesi ve uluslararası ölçekte bir toplu sözleşme sistemine geçilmesi yönündedir. Bunun sağlanabilmesi için de genel toplu sözleşme görüşmeleri ile hizmet kolu toplu sözleşmeleri birbirinden ayrılmalı, farklı zaman ve zeminlerde gerçekleştirilmeli, bu yolla sendikaların gerçekleştirdiği hizmet kolu toplu sözleşmeleri daha etkin hale getirilmelidir.

4688 sayılı Kanunun 32. maddesi ile yerel yönetimlerde çalışanlar için getirilen sosyal denge sözleşmelerinin yerel yöneticilerin keyfiyetine bırakılması neticesinde bazı belediyeler sosyal denge sözleşmesi imzalarken bazıları imzalamamakta, farklı belediyelerde imzalanan sözleşmelerin tutarları da farklı olduğu için kamudaki ücret adaleti yok olmaktadır. Bu nedenle sosyal denge sözleşmelerinin zorunlu hale getirilmesi ve gerçekleştirilecek hizmet kolu toplu sözleşmeleri ile tüm memurların sosyal denge sözleşmesinden faydalanması sağlanmalıdır.   Mevcut düzende toplu sözleşmeyi imzalamaya veya Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvurmaya yetkili yegâne merci çalışanlar adına Kamu Görevlileri Sendikaları Heyet Başkanı olarak belirlenmiştir.  Bu hükmün, sendikal örgütlenme ve toplu pazarlık hakkına nasıl bir darbe vurduğu geçtiğimiz toplu sözleşmede ortaya çıkmış, memur ve emekliler bir tek kişinin keyfi kararı nedeniyle büyük zarara uğratılmıştır.  4688 sayılı Kanuna göre gerek genel gerekse hizmet kolu toplu sözleşmeleri, sendikalı sendikasız bütün kamu görevlilerini etkileyen bir hukuki metindir.

Bu nedenle kamu görevlilerinin tamamını temsil etmeyen bir konfederasyona bütün kamu görevlileri ve emekliler adına bağlayıcı karar alma yetkisinin verilmesi, toplu pazarlık görüşmelerinin mantığına ve demokratik ilkelere aykırıdır. Kanuna göre, bir sendikaya üye olan kamu görevlileri hakkında toplu sözleşme yapma yetkisi, bir başka sendikaya devredilmektedir ki, böyle bir durum ne örgütlenme özgürlüğü ne de kişilerin tercih haklarına saygı sınırları içinde değerlendirilemez.  Kaldı ki, Kanun toplu sözleşmeyi bağıtlama hakkı elinden alınan sendika ve konfederasyonlara Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvuru hakkı da tanımamaktadır.  Böyle bir uygulamanın uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu açıktır. Bu amaçla; masada bulunan her bir konfederasyonun Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvurabilmesini sağlayacak bir düzenleme yapılmalı, Kurul, Hükümetten bağımsız karar verebilecek bir şekilde yeniden düzenlenmelidir.

Değerli basın mensupları,

Demokrasilerde sivil toplum örgütleri hayati önem taşımaktadır.  Ülkemizde demokrasinin mümkün olan en geniş anlamıyla yerleşmesi için, toplumun karar alma sürecine dâhil edilmesi zorunludur. Sivil toplum örgütlerinin varlık nedeni budur. Daha fazla demokrasi için başta sendikalar olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşlarının etkinliğinin artırılması, karar alma sürecine dâhil edilmesi ve yönetişim anlayışının geliştirilmesi için daha fazla gayret göstermelidir. Çalışanlara, masa başında hazırlanan enflasyon hedefi doğrultusunda ücret artışı yapıldıktan sonra çalışanların ve vatandaşların gerçek enflasyon karşısında kaderiyle baş başa bırakılması kabul edilemez.  Yıllardır, vatandaşlarımızın zorunlu olarak tükettiği mal ve hizmet fiyatlarındaki artışlar, memur maaşları için temel kabul edilen enflasyon oranının üzerinde gerçekleşmektedir.  Bu nedenle kamu çalışanlarının ücretleri mal ve hizmet fiyatlarında yaşanan artışlar karşısında her yıl erimektedir.  Geçtiğimiz dönem imzalanan toplu sözleşme gereği 2018 yılı için memurlara %4+3,5 zam yapılmıştı.  Enflasyon farkı da eklendiğinde memurlara geçen yıl toplam %14,8 zam yapıldı ama enflasyon %20,3 oldu.  Dolayısıyla resmi enflasyona göre bile 2018 yılında memur maaşları %5,5 eridi.  Sonradan ödenen enflasyon farkı ise erimeyi durdurmak yerine geçici bir çözüm olmaktadır.  Maaşların döviz kuru karşısındaki durumu ortadadır.

2013 yılında 1049 dolar olan ortalama memur maaşı 710 dolara düştü; memur maaşı aylık 339 dolar eridi.  2002 yılında ortalama memur maaşıyla 22,1 çeyrek altın alınabilirken bu rakam bugün 9,7’ye geriledi.  Sadece 2018 yılında 4 kişilik ailenin zorunlu harcamaları tam bin 32 lira artarken memur maaşındaki artış enflasyon farkı da dahil aylık ortalama 441 lirada kaldı.  Yani harcamalar bin 32 lira gelir ise 441 lira arttı; aile bütçesi 2018’de aylık 591 lira açık verdi.  Maaşlar %17,3 eridi.  Durum böyle iken, sermaye sahiplerine sürekli vergi indirimleri, aflar, teşvikler getiriliyor ama bütün yük adaletsiz vergiler yoluyla bizlerin üstüne yıkılıyor.   İşte bu yüzden ülkemizin kaynaklarını adilce paylaşalım diyoruz, adil bir gelir dağılımı istiyoruz. Amacımız kamu çalışanlarını ve emeklileri insanca yaşayabileceği bir ücrete kavuşturmaktır.  OECD ülkeleri içinde en zengin kesimle en yoksul kesim arasındaki uçurumun en büyük olduğu, gelir dağılımının en bozuk olduğu, yoksulluk oranının en yüksek olduğu ülke konumundan kurtulmak istiyoruz.

Kıymetli arkadaşlar,

Türkiye Kamu-Sen olarak taleplerimizin tamamını bilimsel ve ekonomik gerekçelere dayandırıyoruz.  Bugüne kadar dayanağı olmayan, toplumsal geçerliliği bulunmayan hiçbir talebi toplumumuzun gündemine taşımadık. Son yıllarda, Devletin asli ve sürekli görevlerinin Anayasaya ve kanunlara aykırı bir şekilde kadrosuz personel eliyle sağlandığı, sözleşmeli, geçici, vekil gibi sıfatlar altında güvencesiz istihdamın alabildiğine arttığı görülmektedir.

• Konfederasyon olarak öncelikli talebimiz, 657 sayılı Kanunun 4. maddesinin “B” fıkrası uyarınca çalıştırılan sözleşmeli personel ile vekil ebe, hemşire, imam, aile sağlığı merkezlerinde görev yapan kamu dışı sağlık personeli ve usta öğreticilerin memur kadrolarına geçirilmesidir.

• Kamuda istihdam yapısını değiştiren, iş güvencesini yok eden 4-B statüsünde personel çalıştırma, vekil ebe, vekil imam gibi esnek ve güvencesiz istihdam uygulamasına son verilmelidir.

• Bu yolla kamuda sözleşmeli ve geçici personel çalıştırılması uygulamasına son verilmeli, idari hizmet sözleşmeli personelin hukuki statüleri belirlenmeli,

• Yüksekokul mezunu işçilerin de talepleri halinde memur kadrolarına atanmaları sağlanarak kamuda istikrarlı ve sürdürülebilir bir istihdam rejimi oluşturulmalıdır.

Malum konfederasyonun bundan önceki toplu sözleşme maceraları her dönem memur ve emeklilerimizin 730 gününü çalmakta, emeklerini heba etmekte, hayallerini yıkmaktadır.  Türkiye Kamu-Sen olarak, “Geçmiş döneme ilişkin hesap kapanmadan yeni dönemin hesabına bakılmamalıdır.” diyoruz.  Bu nedenle 2020 ve 2021 yıllarının maaş zammı belirlenmeden önce, geçmiş döneme ilişkin olarak ortaya çıkan erimenin giderilmesi, toplu sözleşme fiyaskolarının yaralarının sarılmasının zorunluluğunu ısrarla vurguluyor, memur ve emeklilerin ekonomik olarak kaybolan yıllarını geri istiyoruz.  Bu kaybın yalnızca 2018 yılı için 600 TL olduğunu ifade etmiştik.

• Biz de geçtiğimiz yıl ortaya çıkan bu kaybımıza mahsuben taban aylığa seyyanen net 600 TL telafi artışı istiyoruz.

Taban aylığa yapılmasını istediğimiz net 600 TL artıştan sonra 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin taleplerimizi ise şu şekilde ifade edebiliriz:

• Kamu görevlilerine ve emeklilere 2020 yılının birinci ve ikinci altı aylık dilimlerinde %10 + %10 ve ocak ayından itibaren ayrıca %3 refah payı artışı istiyoruz.

• 2021 yılı için ise Ocak 2021’de ise tüm kamu görevlilerinin ve emeklilerinin maaşlarına %8+%8 zam ve yine Ocak 2021’den geçerli olmak üzere %3 refah payı talep ediyoruz.

• Enflasyon farkının ise TÜFE’nin maaşlara yapılan oransal artışların üzerine çıktığı aydan itibaren ödenmesini istiyoruz.

Temel mali taleplerimiz;

• 2020 yılının tamamı için kümülatif %24,6 artış ve ocak ayından geçerli olacak şekilde taban aylığa seyyanen 600 TL net zam;

• 2021 yılının tamamında ise %20,14 zam olarak özetlenebilir.

Mali taleplerimizin karşılanması durumunda;

• Bugün 3.018 lira düzeyinde olan 15’in 1’indeki en düşük dereceli memur maaşı 2020 sonunda 4.509 liraya; 2021 sonunda 5.417 liraya;

• 4014 lira düzeyinde olan ortalama memur maaşı ise 2020 sonunda 5.750 liraya; 2021 sonunda da 6.908 liraya çıkacaktır.

• Önümüzdeki yıl için en düşük memur maaşına 1.491 lira, ortalama memur maaşları için ise 1.736 lira zam istiyoruz.

Ayrıca;

• Memur maaşını oluşturan bütün kalemler ile ek ödeme, döner sermaye, ek ders, fazla mesai, ikramiye gibi tüm ödemelerin emekli keseneğine dâhil edilerek, emekli olacak memurların yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesini talep ediyoruz.

• Ortalama memur maaşının yıllık toplam tutarı dikkate alınarak gelir vergisi tarifesine yeni düzenleme getirilsin, kamu görevlilerinin yaşadığı vergi adaletsizliği son bulsun diyoruz.

• Aile kutsaldır. Aile birliği sağlansın, eş durumu, sağlık ve öğrenim özrü önündeki engeller kaldırılsın istiyoruz.

• Yılda iki kez dini bayramlar öncesinde tüm kamu görevlilerine de “Bayram İkramiyesi” ödenmesini istiyoruz.

• Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının boş kadro bulunması durumunda derhal yapılmasını zorunlu kılacak mevzuat değişikliği talep ediyoruz.

• Görevde yükselmelerde ve ilk atamalarda her türlü istismara açık olan sözlü sınav uygulamasının kaldırılmasını, bu tür atamaların objektif bir şekilde gerçekleştirilecek yazılı sınavlar aracılığıyla yapılmasını istiyoruz.

• Geçtiğimiz yıl verilen sözlere uygun olarak bütün kamu görevlilerini kapsayacak ve tüm beklentileri karşılayacak bir ek gösterge düzenlemesine ihtiyaç vardır, bu konudaki adaletsizlikler giderilsin, Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yapan personele de ek gösterge verilsin diyoruz.

• Yardımcı Hizmetler sınıfındaki personelin bir defaya mahsus olarak Genel İdare Hizmetleri Sınıfına geçirilmesini; Genel İdare Hizmetleri ve Yardımcı Hizmetler Sınıfında çalışan memurlara eğitim durumlarına göre yükselebilecekleri derecelerin kadrosunun verilmesini talep ediyoruz.

• Özel hizmet tazminatında yaşanan adaletsizliklerin giderilmesi, özel hizmet tazminat oranlarının unvan bazında eşitlenerek tüm memurlar için yükseltilmesi, çalışma barışına katkı sağlayacaktır diyoruz.

• Ek ödeme sorunları çözülsün,

• Şefler, müdürler ve şube müdürlerinin özlük hakları hakkaniyete uygun bir şekilde yeniden düzenlensin,

• Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan uzmanlar arasında oluşturulan kariyer uzmanlığı- normal uzmanlık, merkez-taşra uzmanları gibi farklılıklar giderilsin, aynı unvanlı personelin özlük hakları eşitlensin,

• Zorunlu rotasyon uygulamasına son verilsin, kalkınmada öncelikli yörelerde çalışan personel için mahrumiyet yeri ödeneği gibi teşvikler getirilsin diyoruz.

• Fazla mesailerin insan haklarına dahi aykırı bir şekilde ücretlendirilmesine karşı çıkıyor, fazla mesai ücretinin çalışanın normal çalışması karşılığında aldığı saat başı ücretten az olmayacak şekilde artırılmasını istiyoruz.

• Başta aile yardımı ve çocuk parası olmak üzere tüm sosyal yardım ve ödemelerin yükseltilmesini; tüm kamu görevlilerine giyim, kira, evlenme, ulaşım, doğum, ölüm ve eğitim yardımı ödenmesini, sosyal devlet ilkesinin gerçek anlamda hayata geçirilmesini talep ediyoruz.

• Ek ders ve nöbet ücretleri artırılmalı, kamu kurum ve kuruluşlarında fiilen öğretmenlik yapan personele ek ders ücreti, nöbet tutan öğretmen, sağlık personeli gibi tüm personele nöbet ücreti verilmelidir diyoruz.

Bunun yanında;

• Tüm kamu görevlilerinin işçilerde olduğu gibi yemeklerden ücretsiz yararlanması ve yemek hizmeti sunulmayan işyerlerinde yemek ücretinin nakit olarak ödenmesi,

• Vatani görevini yapmak üzere ya da doğum yapması nedeniyle ücretsiz izne ayrılan kamu görevlilerinin sosyal güvenlik primlerinin kurumları tarafından yatırılmaya devam etmesi, söz konusu personele izinleri süresince maaşlarının ¼’ü oranında destek ödemesi yapılması,

• Bayramlarda ve hafta sonlarında tatil yapamayan kamu çalışanlarının çalışma şartlarının yeniden gözden geçirilmesi,

• Fiili hizmet zamlarının yeniden belirlenmesi,

• Mobbing uygulamasına maruz kalan personelin korunmasına yönelik yasal düzenleme yapılması,

• 18 yaşını dolduran çocuklarımızın öğrenimlerine devam edememeleri durumunda ödemek zorunda kaldıkları Genel Sağlık Sigortası Primi uygulamasına son verilmesi, yaş sınırının yükseltilmesi,

• Engelli personelin daha kolay hizmet üretebilmeleri için görevleri ile ilgili gerekli araç ve gereçlerin alınması; engelli personele engel durumunu artıracak görevlendirme yapılmaması,

• Emeklilere de aile yardımı ve çocuk parası gibi sosyal yardım verilmesi gibi birçok talebi de toplu sözleşme masasına taşıyacağız.

Elbette taleplerimiz bunlarla sınırlı değil, hizmet kolları itibarı ile kamu görevlilerinin birikmiş sorunlarını çözecek önerilerimiz, hazırladığımız çalışmamızda mevcut.

Değerli basın mensupları,

Kısaca genel bir değerlendirme yaparak, özetlemeye çalıştığım taleplerimizin karşılanması, memurlarımızın biriken sorunlarının çözülmesi için büyük bir adım olacktır.  Taleplerimiz, geçerli temellere dayanan, son derece makul ve karşılanabilir bir şekilde hazırlanmıştır.  Gereken ciddiyet ve azim gösterildiğinde, tüm taleplerimizin karşılanacağından eminiz. Taleplerimizin karşılanmaması için tek engel, ekonomik tercihler ve yetkilendirilmiş sözde sendikaların masa başında siyasiler karşısında teslim bayrağını çekerek, bir yerlerden gelen talimatlara uyması olacaktır. Kamu görevlilerinin hakları için verilecek her türlü yasal mücadelede, yetkili konfederasyonun sonuna kadar arkasında ve destekçisi olacağız.   Kamu görevlilerini mutlu etmek, gösterilecek iradeye bağlıdır.  Ekonomik tercihler, vatandaşlarımızı mutlu etme ve geliri adil paylaşma yönünde kullanılırsa kamu görevlilerinin yüzü bir nebze olsun gülecek ve kayıpları karşılanacaktır. Biz Türkiye Kamu-Sen olarak kanunların bizlere tanıdığı yetkiler ölçüsünde, kamu görevlilerinin masa başı oyunlarla haklarının gasp edilmesinin önüne geçmek için elimizden geleni yapmaktan geri durmayacağız.  Memurları masada satmaya kalkan olursa, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da onların ipliğini pazara çıkarmak bizim asli görevimizdir.   Tüm kamu çalışanlarının beklentilerine cevap vermesi umuduyla, toplu pazarlık sürecinin hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinize saygılarımı sunuyorum.”

Toplantıya Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK, Sendikalarımızın Genel Başkanları ve Genel Merkez Yönetim Kurulu üyelerimiz de katıldı.

 

t3 t4

t5 t6 t7

t1 t2

HAVACILIK TAZMİNATI VE ARFF MEMURLARINA TEKNİKERLİK UNVANI VERİLMESİ İLE İLGİLİ TBMM’DE BASIN AÇIKLAMASI YAPILDI.

1185

Bilindiği üzere DHMİ Havacılık Tazminatı ve ARFF Memurlarına Teknikerlik unvanı verilmesi ile ilgili Genel Merkezimiz tarafından hazırlanan çözüm önerileri görüşlerimizi içeren dosya Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK tarafından MHP Sivas Milletvekili Sayın Ahmet Özyürek’e takdim edilmişti.

Milletvekilimiz Sayın Ahmet Özyürek’te kendisine iletilen bu bilgiler çerçevesinde bugün TBMM’DE basın açıklaması düzenleyerek, Havacılık Tazminatını ve ARFF Memurlarına Teknikerlik unvanı verilmesi konularını Meclis gündemine getirmiştir.

Milletvekilimiz Sayın Ahmet ÖZYÜREK’E DHMİ çalışanlarının yaşamış oldukları sorunların çözümü için göstermiş olduğu hassasiyet için Türk Ulaşım-Sen olarak ve tüm DHMİ Çalışanları adına teşekkür ediyor, başarılı çalışmalarının devamını diliyoruz.

BASIN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

TÜRKİYE KAMU-SEN YÜKSEK İSTİŞARE KURULU TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK ve bağlı sendikalarımızın Genel Başkanları, Genel Merkez Yöneticilerimiz ve Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcilerinin katılımıyla Ankara’da gerçekleştirildi.

Konfederasyonumuz Türkiye Kamu-Sen’in Kuruluşunun 27. Yıl dönümüne denk gelen ve bu anlamlı günle taçlanan Yüksek İstişare Kurulu toplantısında, yaklaşan Toplu sözleşme süreci ve beklentiler dile getirildi.

 

DSC_0430

DSC_0445 DSC_0443 DSC_0440

DSC_0399 DSC_0370 DSC_0342

DSC_0470 DSC_0458 DSC_0450
DSC_0398 DSC_0396 DSC_0395

ŞAN VE ŞEREF DOLU NİCE YILLARA… ULAŞIM SEKTÖRÜNÜN LİDER SENDİKASI 27 YAŞINDA

2556

 

Değerli Arkadaşlarım,

Bir avuç dava adamının, “önce ülkem” diyerek çıktığı zorlu ve çetin yolda tam 27 yıl geride bıraktık.

18 Haziran 1992’de bu kutlu mücadeleye başlayanlar, sürgünlere, tehditlere aldırmadan, çocuklarının rızkını kesip bu davaya adadılar. Hak aramak için çekilen çileyi de görülen eziyeti de kutsal bildiler ve yollarından dönmediler ve imkânsızlıklara rağmen 27 yıl önce bir mücadele ateşi yaktılar.

Bu ateş bugün, binlerce kamu görevlisinin aydınlık bir geleceğe dair ümitlerini besleyen, yol gösterici ve hiç sönmeyecek bir alev, yüreklerde vatan aşkıyla yanan büyük bir sevda yangınına dönüştü.

Kurulduğumuz günden bugüne kadar 27 yıldır,  bedeli ne olursa olsun üyelerimizi ve kamu çalışanlarını yüz üstü bırakmadık ve taşıdığımız sorumluluğun bilincinde olarak ilkeli, kararlı, mücadeleci ve ahlaklı; yani adam gibi sendikacılık yaptık yapmaya da devam ediyoruz ve ferdi olmaktan şeref duyduğumuz büyük Türk Milleti adına, hiçbir hesap güdmeden ve hiçbir karşılık beklemeden “Bizim ilkemiz önce ülkemiz” düsturuyla tüm varlığımızla, milletimizin ve ülkemizin hizmetinde olduk olmaya da devam ediyoruz.

Bizler için Türk Ulaşım-Sen; sadece bir sivil tolum kuruluşu değil, bunun çok daha ötesidir. Bize onu emsalsiz kılan şey, sahip olduğu değerler ve duruşudur.

27 yıldır olduğu gibi bundan sonra da bu millet sağ oldukça, Türk Ulaşım-Sen ve Türkiye Kamu-Sen bayrağı dalgalanacak. Çünkü bu bayrakta umut var, bu bayrakta mücadele var, kamu görevlilerinin emeği, şehitlerimizin kanı var.

Bu bayrakta ay yıldız var. Bu bayrakta Türk milleti var.

Bu duygu ve düşüncelerle Türkiye Ulaşım-Sen Genel Başkanı olarak, kuruluşundan bugüne kadar, Türk Ulaşım-Sen ve Türkiye Kamu-Sen çatısı altında yer almış, üye olmuş, destek vermiş; işyeri temsilcilerinden şube başkanlarına, il temsilcilerinden genel merkez yöneticileri ve genel başkanlarına kadar herkese tek tek teşekkür ediyor; Türk Ulaşım-Sen camiasına kattıkları değerden dolayı şükranlarımı sunuyorum.

Şan ve Şeref dolu Nice 27 yıllara.

Kutlu olsun…

Mustafa Nurullah ALBAYRAK
Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkan Yardımcısı

 

UAB 2019-1 SAYILI KİK TOPLANTI TUTANAĞI YAYINLANDI

uabk

4688 Sayılı Kanunun 22’nci maddesi ve ilgili yönetmelik gereğince; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Sendikamız arasında 24.04.2019 tarihinde gerçekleştirilen 2019-1 sayılı Kurum İdari Kurulu toplantı tutanağı yayınlanmıştır.

2019 YILI SONUNA KADAR UAB UNVAN DEĞİŞİKLİĞİ SINAVI GERÇEKLEŞTİRİLECEK…

Kurum İdari Kurulu toplantısında sendikamız tarafından gündeme getirilen; “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Merkez ve Taşra Teşkilatında görev yapan personel için Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı yapılması” konusu ile ilgili gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde söz konusu sınavın 2019 yılı sonuna kadar yapılması hususunda mutabakata varılmıştır.

104 GAZİ VE ŞEHİT YAKINI PERSONELİN EĞİTİMİNE UYGUN KADROLARA ATAMASI YAPILMIŞ OLUP, ATAMASI YAPILMAYAN PERSONEL İÇİN ÇALIŞMALAR DEVAM ETMEKTEDİR.

Ayrıca,  UAB Merkez ve Taşra Teşkilatında bulunan iş yerlerinde görev yapan 354 Gazi ve Şehit Yakını personelin 104’ünün bitirdikleri eğitime uygun kadrolara ataması yapılmış olup, ataması yapılmayan personelin eğitimlerine uygun kadrolara atamasının yapılması için çalışmalara devam edilmektedir. Bununla birlikte ataması yapılmayan personelin eğitimine uygun kadro bulunmaması halinde, bir defaya mahsus olmak üzere kontenjan sınırlaması olmadan eğitimine uygun kadro bulunan herhangi bir kamu kurum ve kuruluşlarına naklen atanma hakları da bulunmaktadır.

AMATÖR DENİZCİ EĞİTİMİ VE SINAVLARI İLE KISA MESAFE TELSİZ OPERATÖRÜ SINAVINDA GÖREV YAPAN PERSONEL, FAZLA ÇALIŞTIĞI HER 8 SAAT İÇİN 1 GÜN İZİN KULLANACAK

Yine, Sendikamız tarafından KİK toplantısında gündeme getirilen konulardan biri olan, Amatör Denizci Eğitimi ve Sınavları ile Kısa Mesafe Telsiz Operatörü Sınavında görev alan ve fazla çalışma yapan personele ek ücret ödenmesi talebimiz, bütçe sıkıntısı olmasından dolayı söz konusu personelin fazla çalıştığı her 8 saat için 1 gün izin kullandırılması hususunda mutabakata varılmıştır.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Merkez ve Taşra Teşkilatında görev yapan tüm değerli arkadaşlarımıza duyurulur.

TÜRK ULAŞIM-SEN GENEL MERKEZİ

 

 

UAB 2019-1 SAYILI KİK TUTANAĞI İÇİN TIKLAYINIZ

 

TÜRK ULAŞIM-SEN’İN YETKİ SANCAĞINI YENİDEN GÖNDERE ÇEKECEĞİZ.

SDS

AZİM VE GAYRETLE BİR YILDIR VERDİĞİMİZ MÜCADELEMİZDE ÜYE SAYIMIZI ARTIRARAK  ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞINDA YETKİLİ SENDİKA OLMANIN BİR KEZ DAHA HAKLI ONURLU ŞEREFLİ GURURUNU YAŞAMAKTAYIZ.  BU SÜREÇTE EMEK VEREN ŞUBE BAŞKANIMIZ VE YÖNETİMİNE TEŞEKKÜR EDERİM AYRICA UZUN YILLARDIR YETKİLİ OLAMADIĞIZ TÜVASAŞ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNDE  EZİCİ COĞUNLUKLA YETKİ ALINMIŞTIR. BU BAŞARIDA EMEĞİ BÜYÜK OLAN ŞUBE BAŞKANIMIZA VE YÖNETİMİNE TEŞEKKÜR EDERİM. AYRICA DHMİ DE İLLER BAZINDA % 70 ORANINDA YETKİYİ ALMIŞ OLMANIN  VE TÜVASAŞ ,TÜLOMSAŞ VE TÜDEMSAŞ GENEL MÜDÜRLÜKLERİN DE ÜYE  SAYILARIMIZI % 90 ARTIRMANIN BÜYÜK HAKLI GURURUNU YAŞAMAKTAYIZ. BU BAŞARIDA GEREK GAYRET GÖSTEREN GEREK EMEK VEREN ÖZVERİLİ ŞUBE BAŞKANLARIMIZA İL TEMSİLCİLERİMİZE ŞÜKRANLARIMI TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM. BÜYÜK BULUŞMA SÖKÜN ETTİ!…NE DEMİŞTİK BU KUTLU YOLA ÇIKARKEN BAŞARACAĞIZ BAŞARACAĞIZ BAŞARACAĞIZ…

Teşekkürler ULAŞTIRMACI MESLEKTAŞLARIMIZ!…

Her türlü övgüye, takdire, saygıya ve hizmetin en kalitelisine layık olan siz değerli meslektaşlarımız HAKK’a, hukuka, haysiyete, vakara ve itibara kuvvet verdiniz.

Her daim mensuplarımızın ayrımsız tümüne kazandıran hizmet prensibimize fer kattınız…

Büyük buluşmanın ayak seslerini birlikte yükselttik

Sendikal ehliyet ve liyakati başarılarla tescilli olan TÜRK ULAŞIM-SEN’imizin YETKİ sancağını yeniden göndere birlikte çekmenin şafağını söktürdük.

Saflarımızda “bir gün hakikati görüp mutlaka gelecekler” diye boş beklettiğimiz yerlerinizi, HAKK’IN ŞEREF OLDUĞU BİLİNCİYLE saygın şahsiyetinizle bir bir dolduruyorsunuz.

Kutlu olsun!…

Sen-ben kısırlığı ve basitliğinden “BİZ-HEPİMİZ” bereketine yeniden omuz vermenin sahibi-ortağı-hissedarıyız birlikte.

Alnımızın teri, engin saygı ve sevgiyle dolu, gönlümüzün, kalbimizin feneri BULUŞMA faziletimizin meyvesidir alınan bu en sonuncu kutlu sonuçlar…

Hakk’ı GÜÇLÜ kılmanın mazisindeki başarıları ile tescillenmiş bu tecrübeli yegâne mücadele adresimizi BÜYÜK BULUŞMA’nın yeniden karargâhı kıldınız…

Türk Ulaşım-Sen çatısı altında; şükürler olsun ki, bu sefer daha keskin sonuçlar getiren azametli hamle ile yekvücut,

Bir kez daha toplu vurdukça topun bile sindiremediği yürekleri birleştire birleştire şevkle birleşerek  bu toplanma kervanımızı yeniden yürüttünüz…

Kuvvet birliktedir,
Birlik kuvvettir…

Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için şiarı ile HAK MÜCDALESİ bayrağını birlikte dikmiştik burçlara, attığımız ilk adımlarda.

 

Mümkünler hemen yapılmış,

Zorluklar sabır ve azimle, akıllı mücadele prensipleri ile bir bir aşılmış,

İmkânsızlar ise sadece biraz zamanımızı almıştı.

Fakat başarı, muvaffakiyet tahakkuku kendi camiamıza kutlu, helal kazanç olarak “ALDIK” dediğimiz HAK’lar silsilesi ile kendi hanemize kayda geçmişti.

Tam da şimdi ULAŞTIRMA KAMU GÖREVLİLERİ’nin hizmet alanlarının en küçük ünitesine kadar bütün işyerlerinde yeniden birlikte ALDIK diyeceğimiz günlerin şafağını söktürüp, ufku aydınlatmanın kıvancına kavuşma yoluna seferber olduk…

El uzattık, kollarınızı açtınız, bağrınıza bastınız.

Kalbimizle halleştik, konuştuk, cevapsız bırakmadınız, kalbinizi açıp o mübarek gönlünüzde vakurca ağırladınız üyeliklerinizle.

Beraberliğe şeref verdiniz…

80 bin km mesafe kat ettik binlerce çalışanımızı işyeri işyeri dolaşarak birebir üyemiz olsun olmasın her çalışanımızın yanına vardık dertleriyle dertlendik sorunlarına çözüm bulmaya azami gayret gösterdik Bu kutlu yolda bizler genel merkezimiz olarak gecemizi gündüzümüze katarak yeri geldi iki saat üç saat uyku yeter deyip tüm teşkilatımızı gezdik 81 il teşkilatımızı tamamladık adım atmadığımız elini sıkmadığımız hiç bir ulaşım çalışanı bırakmadık, bu gayret ve azmimizi bu saatten sonrada devam ettireceğiz. Bizler bu gayret ve azmimizle inanıyorum ki genel yetkili sendika olacağımızdan hiç kimsenin en ufak kuşkusu endişesi olmasın bu süreçte hiç kimsenin üye sayısını artıramamada  bahane üretmeye hakkı da yoktur Türkiye’nin her köşesinde üye sayımızı  artırarak Güney Doğudan İç Anadolu’ya, Karadeniz’den Egeye Türkiye’nin her köşesinden üye sayılarını  öbek öbek artırırken rahatını bozmayan kılını kıpırdatmayanları da görmezden gelmemiz, çalışan üreten uyku uyumayan biz genel merkez yöneticileri ve gerçek manada çalışan şube başkanlarına il temsilcilerine de haksızlık hukuksuzluk olacaktır. Bu süreçte herkes şapkasını önüne koyup durum değerlendirmesini bizlerin yaptığı özverili çalışmalarını göz önüne alarak yapacaktır. Bu konuda teşkilatımız terbiyesi  töresi ve gereği duyarsız kalanlara sessiz kalmayacağımızı görmezden, gelmeyeceğimizin bilinmesini isterim her teşkilat kendi muhasebesini yapmalıdır ki genel yetkiyi de alabilecek güce yaklaştığımız bir durumda idik her yerde üyemiz artarken gayret göstermeyenleri görmezden gelemeyeceğiz. Türkiye’yi gezdik   gördük, müşahede ettik, istişarelerimizi bereketli kılmak uğruna ayrıntıları dahi birlikte değerlendirdik.

Türkiye’nin dört bir yanında tüm çalışanları ziyaretimizde  Sabrettik, azmettik, şahit olduk ki, birbirimizi çok da özlemişiz.

Ulaştırmacıların HAK mücadelesi yetim kalmıştı, şimdi o mağduriyeti de birlikte def etmenin ayak seslerini gök gürültüsüne çevirdik

Ürkenler var…

Olacak elbet. Zira Ulaştırmacıların hak mücadelesi yetimliğe mecbur edildi. Müsebbipler elbette ürkecek.

Varsın olsun.

Evet; “Hak şereftir, şerefin tavizi olmaz”. Ona sarkıntılığa izin-fırsat verilemez, müsamaha da olmaz.

“Ya hakkımız şerefimize yakıştığınca olsun veyahut canımız şerefimize feda olsun.”

Düsturumuz budur.

Yanıltılanlarımız oldu evet.

Hukuk labirentlerinde tuzaklı hükümlerin dişi kelimelerinden art niyetli netice üreterek ütmeye yeltenenler de oldu.

Hakkımızı, aklımız, kalbimiz, azim, irade, bilgi ve tecrübelerimizle tahkimli tutarak verdiğimiz AKILLI HUKUK MÜCADELESİ de sahadaki en büyük manevra yeteneğimizin özü-çekirdeği oldu.

Ama yanılma veyahut tenezzül tuzağına düşerek mücadelemizin mayasına şahsi veyahut grupsal çıkar zulalayarak menfaatperest kesilenleri ,

Dümeni kişisel ikbal veyahut grupsal menfaatlerine uygun yönlere doğru kıranları da zaman ve o zamanın içinde hızlı da gelişen olaylar ve ilişkiler silsilesi, siyah ile beyaz gibi apayrı saflara-renklere böldü, safraları attı, otomatikman temizledi teşkilat bünyemiz.

Hakk’ın er geç galebe çalacağını biliyorduk. Zira “HAK”ın muhafızı emanet edilen şerefe layık olma niyetinde olanlar idi.

Başarıldı mı?

EVET!…

Ve fakat, bu başarı gerçek manada çalışan hepimize aittir…

İçeriden veyahut dışarıdan; temennilerimize çalım atıldı, tercihlerimiz, beklentilerimiz, umutlarımız, mücadele potansiyelimiz gizli niyet zulacılarının istismarına da maruz kaldı.

Fakat, bütün mensupları birbirine aşina olan camia bünyemizin ve kurumsal kimliği ile teşkilatımızın kendi kendini ıslah yeteneğidir ki, hasarı öze indirmeden kılcıkları  saf dışı ederek,

Hakkı kuvvetli kılmanın YEGANE BULUŞMA adresi olduğu tescilli olan TEŞKİLATIMIZ TÜRK  ULAŞIM-SEN’de yeniden OMUZ OMUZAYIZ…

Bu asla kâfi değil.

Sadece bir aşamanın başarılı geçilmesinden ibaret görüyoruz geçtiğimiz mesafeyi, geldiğimiz menzili.

Meslektaşımız; ulaştırmacı çalışanlarımızın tek kişinin dahi saflarımızın dışında kalmayacağı güne, an’a kadar devam edecek mücadelemiz.

Meslektaşlarıma en derin saygı ve muhabbetlerimi arz eder.

Ayrıca dur durak bilmeden üye sayımızı artırmaya sendikal mücadelemizi en üst düzeyde vefakarca sürdürmeye  devam edeceğimizden hiç kimsenin kuşkusu olmasın bu vesile ile tüm ulaşım çalışanlarına Mesleklerinde ve hayatlarına dair her anlarında hayırlı, huzurlu ömürler başarılar vermesini yüce Allah’tan niyaz ederim.

Mustafa Nurullah ALBAYRAK

TÜRK ULAŞIM SEN Genel  Başkanı

NİSAN 2019 ASGARİ GEÇİM SONUÇLARI AÇIKLANDI

1

Türkiye İstatistik Kurumu’ndan alınan Nisan 2019 fiyatlarına göre yapılan araştırmada çalışan tek kişinin yoksulluk sınırı 3.169,05 TL olarak hesaplandı. Dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddi ise 6.563,73 Lira olarak belirlendi.

Sonuçlar, dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddinin bir önceki aya göre %1,41 oranında yükseldiğini gösterirken, çalışan tek kişinin açlık sınırı ise bir önceki aya göre %0,83 oranında arttı ve 2.439,24 Lira olarak hesaplandı. Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin ortalama gıda ve barınma harcamaları toplamı ise 2019 yılı Nisan ayında 2.544,44 Lira olarak tahmin edildi.

Yapılan araştırmada, 4 kişilik bir ailenin sağlık kuruluşlarının belirlediği gibi sağlıklı bir biçimde beslenebilmesi için gerekli harcamanın Nisan 2019 verilerine göre günlük 53,68 TL olduğu belirlendi.

Ailenin aylık gıda harcaması toplamı ise 1.610,28 TL oldu. Nisan 2019 itibarı ile ortalama 3.786,21 TL ücret alan bir memurun ailesi için yaptığı gıda harcaması, maaşının %42,53’ünü oluşturdu.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerinde 934,16 TL olarak belirlenen kira gideri ise Nisan 2019 ortalama maaşının %24,67’sine denk geldi. Buna göre bir memur, ortalama maaşının %67,2’sini yalnızca gıda ve barınma harcamalarına ayırmak zorunda kaldı.

Diğer ihtiyaçlarını karşılamak için ise maaşının %32,8’i kaldı. Ortalama ücretle geçinen bir memur ailesinin ulaşım, sağlık, eğitim, haberleşme, giyim gibi diğer zorunlu ihtiyaçlarını karşılaması için Nisan 2019 maaşından geriye yalnızca 1241,88 TL kaldı.

KAHVECİ: MEMUR MAAŞLARI YOKSULLUK SINIRINDAN %73 DAHA DÜŞÜK

Asgari geçim sonuçlarını değerlendiren Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, dar ve sabit gelirli kesimin yaşadığı ekonomik zorlukların her geçen gün biraz daha arttığına vurgu yaptı. Kahveci, “Her ay düzenli olarak açıkladığımız Asgari Geçim endeksi sonuçları bu ay da dar ve sabit gelirlilerin bir kez daha kaybettiğini göstermiştir.

Yıl başından bu yana geçen 4 ayda resmi enflasyon %4’e ulaşmış durumdadır. Bu da kamu görevlilerinin ilk altı ay için aldığı zam oranına eşittir. Yani altı ay için verilen zam daha dördüncü ayda tükenmiştir. Dolayısıyla resmi rakamlar bile memur maaşlarının sürekli eridiğini teyit etmektedir.

Ar-Ge Merkezimiz tarafından yapılan çalışma sonucunda, dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddinin bir önceki aya göre %1,41; açlık sınırının ise %0,83 oranında arttığı belirlenmiştir. Ortama memur maaşının 3 bin 786 lira, ailenin aylık zorunlu tüketim harcamasının 6 bin 563 lira olduğu hesaba katıldığında, memur maaşlarının yoksulluk sınırının %73 oranında gerisinde kaldığı görülmektedir.   Ortaya çıkan bu rakamlar elinde avucunda bir şey kalmayan kamu çalışanları, emekliler, asgari ücretliler gibi dar ve sabit gelirli kesimin yaşadığı zorlukların birkaç kat daha arttığının ispatıdır. Bu durum vatandaşlarımızın harcama yapamamasına neden olmaktadır ki, bugün piyasalarda yaşanan durgunluk da bunu göstermektedir. Harcamalardaki düşüş işsizlik doğurmakta, ekonomiyi zora sokmaktadır. Ramazan ayında ve sonrasında kutlayacağımız bayramda piyasaların canlanması, ekonominin düzlüğe çıkması için kamu çalışanlarına da bayram ikramiyesi verilmesi gerektiği bir kere daha görülmektedir.

Çalışanlarımızın iftar sofralarına boynu bükük oturmaması, çocuklarımızın bayramlarda yüzlerinin gülmesi için eriyen maaşları telafi edecek bir uygulamanın ve bayram ikramiyesinin hayata geçirilmesi şarttır.