Yazar - TÜRK ULAŞIM-SEN

EK ZAM TALEBİMİZİ YİNELEDİK

2021 yılı için kamu çalışanlarına yapılan yüzde 3+3 zammın güncellenmesi ve memur maaş zamlarının yeniden revize edilmesi için başkent Ankara ve eşzamanlı olarak bütün illerimizde PTT şubelerinden Cumhurbaşkanı ve Hazine ve Maliye Bakanına taleplerimizi içeren mektup ve bordrolarımızı gönderdik.

KAHVECİ: ENFLASYON RAKAMLARINA BAKINCA %3+3 ADİL BİR ARTIŞ DEĞİL

Etkinliğimizde Genel Başkanımız Önder Kahveci ve konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın Genel Başkanları da hazır bulunurken Genel Başkan Kahveci, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Kahveci, gerçekleşen enflasyonun yüzde 14,6 olduğu bir ortamda yüzde 3+3’lük zammın adil olmadığını belirtti. Ülke gerçekleriyle örtüşmeyen zam oranlarının kamu görevlileri ve emeklilerini bir hayli zor duruma düşürdüğünü belirten Kahveci şu şekilde açıklamasını sürdürdü:

“Son 10 yıldır memur maaşları enflasyonun bile altında kalıyor ve sürekli eriyor. Bu durum küresel salgınla birlikte sürdürülemez bir hal almıştır. Memurlarımız ve emeklilerimiz, yoksulluk içinde en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz durumdadır.  Toplu sözleşme görüşmeleri de etkisiz sendikalar ve malum konfederasyon yüzünden yaralara çare üretmekten uzak kalmaktadır.  2019 yılında gerçekleştirilen toplu sözleşme görüşmeleri sonucunda kamu görevlileri ile emeklilerin sosyal ve özlük haklarında kayda değer bir kazanım sağlanamadığı gibi 2020 yılı için altışar aylık dönemler halinde yüzde 4’er, 2021 yılı için ise yüzde 3’er oranında zam yapılması karara bağlanmıştı.  Buna bağlı olarak 2020 yılı içerisinde memur ve emekli maaşlarına enflasyon farkı da dahil olmak üzere yüzde 11,56 zam yapılmışken yıllık enflasyon yüzde 14,60 olmuştur.”

KAHVECİ: YALNIZCA GEÇEN YILA GÖRE MEMURUN ALIM GÜCÜ AYLIK 501 TL AZALDI

Açıklamasında TÜİK tarafından hazırlanan enflasyon rakamlarına dikkat çeken Genel Başkanımız, “2021 yılında enflasyon hedefine ulaşılsa bile memur maaşlarının gerçekleşen enflasyon karşısında yine en az %5 eriyeceği daha şimdiden kesinleşmiştir” ifadesini kullandı ve;  

“Geçtiğimiz yıl memur maaşları resmi enflasyon karşısında yüzde 3,04 erimiş bulunmaktadır.  TÜİK’in resmi enflasyonu yıllık yüzde 14,6 oldu ama çeşitli mal ve hizmetler yüzde 28,12; ulaştırma yüzde 21,12; gıda yüzde 20,61; ev eşyası yüzde 18,04; sağlık harcamaları yüzde 16,67 oranında zamlandı. Memur maaşlarına 2020 yılının tamamı için ortalama 463,86 TL zam yapıldı buna karşılık aynı dönemde dört kişilik ailenin insanca yaşamak için vazgeçemeyeceği zorunlu harcamaları 965,10 TL yükseldi. Yani yalnızca geçen yıl memurun alım gücü aylık tam 501,24 TL azaldı.  2021 yılına ilişkin olarak ise memur maaşlarına, yılın her iki yarısı için yüzde 3, toplam kümülatif yüzde 6,1 oranında zam yapılması kararlaştırılmıştır. Buna karşın TCMB enflasyon tahminini yüzde 11,15 olarak güncellemiştir.

2021 yılında enflasyon hedefine ulaşılsa bile memur maaşlarının gerçekleşen enflasyon karşısında yine en az %5 eriyeceği daha şimdiden kesinleşmiştir. Zaten ocak ayında alınan yüzde 3 zam, mart ayı itibarı ile vergi dilimindeki artışa gidecektir.  Hal böyle olunca memur ve emeklilerimizin alım gücü yıldan yıla azalmakta, aile bütçesindeki açık her gün biraz daha büyümektedir.  Enflasyon farkının alım gücünde bir telafi içermediği aksine geç kalmış bir mahsuplaşma ile memur maaşlarına reel anlamda sıfır zam yapıldığının tescili olduğu unutulmamalıdır. Enflasyonun toplumsal boyuttaki en olumsuz etkileri hiç kuşkusuz dar ve sabit gelirliler üzerinde görülmektedir. Memur ve emeklilerimiz alışveriş yapamaz, en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelmiştir.  Ama her ne hikmetse kamuoyunda sanki memurların bir eli yağda bir baldaymış gibi afaki maaş rakamları dolaşmaktadır.  Halbuki kamuoyundaki rakamlarla memurlarımızın eline rakamlar arasında dağlar kadar fark vardır” dedi.

KAHVECİ: MEMUR VE EMEKLİLERE YAPILACAK MADDİ DESTEK ZOR DURUMDA OLAN ESNAFA DA CAN SUYU OLACAKTIR

Covid-19 salgını nedeniyle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ekonomik sıkıntıların baş gösterdiğine dikkat çeken Kahveci, maaşlara yapılacak ek ödemelerin esnafa da yarayacağına işaret etti. Genel Başkanımız konuşmasına şu şeklide devam etti:

“Ülkedeki gelir dağılımında adaletin sağlanması için en önemli araçlardan bir tanesi benimsenen ücret politikalarıdır. Ürünlerin fiyatına fahiş oranlarda zam gelirken maaş artışlarının enflasyonun bile altında kalması, gelir dağılımını bozacak, ekonomik olumsuzlukların yükünü yalnızca çalışan kesime yükleyecek bir etken olacaktır. Bir süredir var olan ekonomik daralmanın yanı sıra COVID-19 salgınının da etkisiyle tüm dünya ekonomileri zor günlerden geçmektedir.  Dünyada pek çok devlet bu olumsuzlukları bertaraf etmek için çalışan, çalışmayan toplumun tüm kesimlerine doğrudan gelir desteği sağlamakta, çeşitli sektörlere teşvikler sunmaktadır.  Aynı şekilde devletimiz de salgın sürecinin olumsuz ekonomik etkilerini azaltmak için değişik sektörlere yönelik ekonomik destek ve tedbirleri hayata geçirmiştir.

Ülkemizde desteğe en çok ihtiyaç duyan kesimlerden birisi de maaşları enflasyonun bile altında kalan kamu görevlileri ve emeklilerdir. Tüm dünya ülkeleri dar ve sabit gelirli kesime yönelik tedbir alırken ülkemizde enflasyon yüzde 14,6 olmuş ama memur maaşına yüzde 3 artış yapılmıştır. Böyle bir uygulama var olan ekonomik sorunları daha da derinleştirir. Memur ve emeklilere yapılacak destek ekonomiye de can suyu olacak piyasaların canlanmasını sağlayacaktır.”

KAHVECİ: TALEPLERİMİZ ÜLKE GERÇEKLERİ ÇERÇEVESİNDE DEĞERLENDİRİLEREK, AİLELERİYLE BİRLİKTE 20 MİLYON VATANDAŞIMIZI YAKINDAN İLGİLENDİREN EK ZAM MÜJDESİ ARTIK VERİLMELİDİR

Kahveci, ek zam talebinin zorunluluktan ileri geldiğini vurguladığı konuşmasını şu şekilde tamamladı:

“Bu çerçevede kamu görevlilerinin ve emeklilerin maaş artışlarının gerçekleşen enflasyon, yoksulluk sınırı ve refah payının temel alındığı bir mantık içinde belirlenmesi lüzumludur. Ortaya çıkan mağduriyetleri gidermek, enflasyona yenik düşen, temel ve vazgeçilmez harcamalar karşısında eriyen maaşlarını telafi etmek ve alım gücünü yükseltmek amacıyla memur ve emeklilere de bir destek paketi açıklanmasını ve kamu görevlilerine ek zam verilmesin talep ediyoruz. Bu talebimizi ve gerekçelerini içeren mektuplarımızı bugün ülkemizin 81 ilinden Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Hazine ve Maliye Bakanı’na gönderiyoruz. Hazırladığımız gerçek maaş bordrolarını da mektubumuza ekledik ve kamu çalışanlarımızın içinde bulunduğu zorluğu ortaya koyduk.  Yetkililerin memurlarımızı enflasyona ve ekonomik olumsuzluklara ezdirmeyeceğini umuyor; maaşlardaki erimeyi telafi edecek ek bir zamla salgınla mücadelenin kahramanlarının yüzlerini güldürmesini bekliyor, hepinize saygılar sunuyorum.”

Basın açıklamasının ardından Genel Başkanımız Önder Kahveci ve sendikalarımızın Genel Başkanları, mektupları ve bordroları sayın Cumhurbaşkanı  ve Hazine ve Maliye Bakanı’na gönderdiler.

Gönderilen mektubun örneği aşağıdadır.

 

T.C. CUMHURBAŞKANLIĞI’NA

Sayın Cumhurbaşkanım, 

Malumları olduğu üzere 2020 ve 2021 yıllarında memur ve memur emeklilerine yapılacak maaş zamlarının belirlendiği toplu sözleşme görüşmeleri, 2019 yılının ağustos ayında gerçekleştirilmiş ve uzlaşma sağlanamadığı için konu hakkındaki kararı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu vermiştir. Buna göre kamu görevlileri ile emeklilerin sosyal ve özlük haklarında kayda değer bir kazanım sağlanamadığı gibi 2020 yılı için altışar aylık dönemler halinde yüzde 4’er, 2021 yılı için ise yüzde 3’er oranında zam yapılması karara bağlanmıştır.

Buna bağlı olarak 2020 yılı içerisinde memur ve emekli maaşlarına enflasyon farkı da dahil olmak üzere yüzde 11,56 zam yapılmışken yıllık enflasyon yüzde 14,60 olmuştur. Dolayısıyla geçtiğimiz yıl memur maaşları resmi enflasyon karşısında yüzde 3,04 erimiş bulunmaktadır.  Her ne kadar TÜİK’in belirlediği yıllık enflasyon ortalama yüzde 14,6 olsa da çeşitli mal ve hizmetler yüzde 28,12; ulaştırma yüzde 21,12; gıda yüzde 20,61; ev eşyası yüzde 18,04; sağlık harcamaları yüzde 16,67 oranında zamlanmış, memur maaşları yıllık ortalama 463,86 TL zamlanırken aynı dönemde dört kişilik ailenin insanca yaşamak için vazgeçemeyeceği zorunlu harcamaları 965,10 TL yükselmiştir.

2021 yılına ilişkin olarak ise memur maaşlarına, yılın her iki yarısı için yüzde 3, toplam kümülatif yüzde 6,1 oranında zam yapılması kararlaştırılmıştır. Buna karşın TCMB enflasyon tahminini yüzde 11,15 olarak güncellemiştir. 2021 yılında enflasyon hedefine ulaşılsa bile memur maaşlarının gerçekleşen enflasyon karşısında eriyeceği daha şimdiden kesinleşmiştir. Zaten ocak ayında alınan yüzde 3 zam, mart ayı itibarı ile vergi dilimindeki artışa gidecektir. Hal böyle olunca memur ve emeklilerimizin alım gücü yıldan yıla azalmakta, aile bütçesindeki açık her gün biraz daha büyümektedir. Enflasyon farkının alım gücünde bir telafi içermediği aksine geç kalmış bir mahsuplaşma ile memur maaşlarına reel anlamda sıfır zam yapıldığının tescili olduğu unutulmamalıdır. Enflasyonun toplumsal boyuttaki en olumsuz etkileri hiç kuşkusuz dar ve sabit gelirliler üzerinde görülmektedir. Memur ve emeklilerimiz alışveriş yapamaz, en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelmiştir. Ülkedeki gelir dağılımında adaletin sağlanması için en önemli araçlardan bir tanesi benimsenen ücret politikalarıdır. Gelişmeler karşısında ürünlerin fiyatına fahiş oranlarda zam gelirken maaş artışlarının enflasyonun bile altında kalması, gelir dağılımını bozacak, ekonomik olumsuzlukların yükünü yalnızca çalışan kesime yükleyecek bir etken olacaktır.

Bütün dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını çerçevesinde devletimiz, salgın sürecinin olumsuz ekonomik etkilerini azaltmak için değişik sektörlere yönelik ekonomik destek ve tedbirleri hayata geçirmiştir. Ülkemizde desteğe en çok ihtiyaç duyan kesimlerden birisi de maaşları enflasyonun bile altında kalan kamu görevlileri ve emeklilerdir. Bu çerçevede kamu görevlilerinin ve emeklilerin maaş artışlarının gerçekleşen enflasyon, yoksulluk sınırı ve refah payının temel alındığı bir mantık içinde belirlenmesi lüzumludur. Ortaya çıkan mağduriyetleri gidermek, enflasyona yenik düşen, temel ve vazgeçilmez harcamalar karşısında eriyen maaşlarını telafi etmek ve alım gücünü yükseltmek amacıyla memur ve emeklilere de bir destek paketi açıklanması ve kamu görevlilerine ek zam verilmesi hususunu arz ve talep ederim.

MUSTAFA NURULLAH ALBAYRAK

TÜRK ULAŞIM-SEN GENEL BAŞKANI

 

DSC_4365 DSC_4377

DSC_4470 ekzm

İŞKOLUMUZDAKİ KURUMLARA YAZILARAK, TEMEL ÜCRETLER BELİRLENİRKEN, ÜLKEMİZİN İÇİNDEN GEÇTİĞİ ZOR SÜREÇ VE DEĞİŞEN EKONOMİK DENGELER DİKKATE ALINARAK BELİRLENMESİ VE ÇALIŞANLAR ARASINDA ADALETİN SAĞLANMASI TALEP EDİLDİ.

Bilindiği üzere, 30.12.2020 tarih ve 31350 sayılı Resmi Gazetede, Kamu İktisadi Teşebbüsleri uygulanacak temel ücretlerin tespitine ilişkin 3342 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yayımlanmıştır.
Söz konusu karar ile, 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (II) sayılı cetvele dahil pozisyonların en düşük ve en yüksek temel ücretleri tespit edilmiş ve bu karar kapsamındaki kurumlarda görev yapan çalışanların ücretlerini, belirli kriterler dikkate alınarak, en düşük ve en yüksek temel ücretler dahilinde belirlemeye ilgili kuruluşların Yönetim Kurullarına yetki verilmiştir.
Bunun üzerine Sendikamız tarafından, iş kolumuzda yer alan kurumlara  yazı yazılarak, Yönetim Kurullarına verilen bu yetki çerçevesinde, çalışanların temel ücretleri belirlenirken, pandemi nedeniyle, ülkemizin içinden geçtiği zor süreç, değişen ekonomik veriler ve çalışanların alım gücünün ciddi anlamda azaldığı da dikkate alınarak temel ücretlerinin belirlenmesi ile çalışanlar arasında adaletin sağlanması talep edilmiştir.
dhmiiitml
TCDDTASTCDD
TURASAS

MUTLU YILLAR

 

DDDD

 

Değerli Arkadaşlarım,

Üzüntü ve sevinçleriyle bir yılı daha geride bırakıyor, yeni bir yıla girmenin mutluluğunu yaşıyoruz.

Bu yıl,  dünya ve ülkemiz adına zorlu süreçlerden geçtiğimiz bir yıl oldu. 2020 yılında tüm dünyada ve ülkemizde pek çok olumsuz olay yaşandı. Özellikle Korona virüsün yayılımıyla ölümler yaşanıp, insan sağlığı tehdit altına girerken ekonomik sıkıntıların baş göstermesi ve işsizlik gibi sorunlar tüm dünyayı sardı. Bunların dışında depremler, doğal afetler, savaşlar da yaşandı.

Türk Ulaşım-Sen olarak, yaşanan tüm bu olaylar karşısında önceliğimiz hep ulaşım çalışanlarının sağlığı oldu. Ulaşım Çalışanlarının sağlığını korumak adına girişimlerde bulunduk. Üyelerimizin talep ve sorunlarını elektronik ortamdan alarak, çözümü için çalışmalar yaptık yapmaya da devam ediyoruz.

Tüm bunlara rağmen 2021 yılını umutla karşılıyoruz.  Bu yıl yaşanan olumsuzlukların hepsinin yeni yılda son bulmasını yürekten temenni ediyorum.

Türk Ulaşım-Sen olarak verdiğimiz mücadele hak mücadelesidir. Bu yüzden ilk günkü heyecanla  çalışıyoruz. Biz başarının,  emekle, çalışmakla, azim ve kararlılıkla mümkün olduğuna inanıyoruz. Yaptığımız işi biliyoruz, kendimize güveniyoruz.  Yeni yılda Yetkili Sendika olarak Toplu Sözleşme Masasında memurlarımızı layıkıyla temsil etmek için daha çok çalışarak, sendikacılığın gereklerini yerine getirmeye devam edeceğiz.

2021 yılının hastalıkların kökünün kazındığı bir yıl olması temennisiyle, başta ulaşım çalışanları olmak üzere,  tüm kamu görevlilerimizin, teşkilat mensubu arkadaşlarımızın ve tüm vatandaşlarımızın yeni yılını en içten dileklerimle kutluyor,  sağlık, mutluluk, huzur ve başarılar diliyorum.

Mustafa Nurullah ALBAYRAK
Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı

 

 

 

TÜRKİYE KAMU-SEN YİK TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ YAYINLANDI

TÜRKİYE KAMU-SEN YÜKSEK İSTİŞARE KURULU TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ

(21 Aralık 2020)

Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın genel başkanları, Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri ve il temsilcilerimizin katılımıyla 21 Aralık 2020 Pazartesi günü video konferans yöntemiyle bir toplantı gerçekleştirmiştir. İstişare toplantısında ülkemiz kamuoyunu yakından ilgilendiren konular ile kamu görevlileri ve emeklilerinin mali ve özlük haklarına ilişkin gelişmeler değerlendirilmiş önümüzdeki döneme yönelik yeni stratejiler belirlenmiştir.

Bu çerçevede Konfederasyonumuzun görüşlerini içeren Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı sonuç bildirgesini kamuoyunun ve kamu görevlilerinin bilgilerine sunuyoruz.

1. COVID-19 Salgını tüm hızıyla sürerken salgına karşı insanüstü mücadele veren başta sağlık çalışanları olmak üzere kamu çalışanları maddi ve manevi olarak desteklenmelidir  

Geçtiğimiz yılın sonunda Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyaya yayılan COVİD-19 küresel bir salgın haline gelerek insanlık tarihinin en büyük travmalarından birisi olmuştur. Virüsten etkilenenlerin ve virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı hızla artmaktadır. Bu çerçevede vatandaşlarımızın sağlığı uğruna mesai mefhumu gözetmeksizin hayatlarını ortaya koyan başta sağlık çalışanlarımız olmak üzere kamu hizmetlerinin kesintisiz bir biçimde sağlanması için cansiperane mücadele veren tüm kamu görevlilerine teşekkür ediyor, salgınla mücadele esnasında hayatını kaybeden sağlık çalışanları ve kamu görevlilerine ve tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, hastalara acil şifalar diliyoruz.

Bununla birlikte salgın nedeni ile çeşitli olumsuzluklara maruz kalan, gelirleri düşen kamu görevlilerinin desteklenmesinin gerekli olduğunun altını önemle çiziyoruz. Her türlü güçlüğe göğüs gererek görevlerini sürdüren sağlık çalışanlarımız ve diğer kamu görevlilerinden, görevleri nedeni ile virüse maruz kalarak hayatını kaybedenlerin şehit statüsünde değerlendirilmesi; COVID-19’un ise meslek hastalığı olarak tanımlanması yolundaki talebimizi ısrarla yineliyoruz. Bu uygulamanın salgın ile mücadele eden kahraman kamu görevlilerimize minnet borcumuzun bir ifadesi olacağını vurguluyoruz.

2. Ekonomik gerçekler dikkate alındığında memur maaşlarına ilave zam yapılması zorunludur 

Hali hazırda açıklanan resmi enflasyonun yüzde 14’leri aştığı 2020 yılında, memur maaşları yalnızca enflasyon farkı dahil yalnızca yüzde 9,8 artmıştır. Yaşadığımız pandeminin de etkisi ile gıda fiyatlarındaki artış yüzde 21’i bulmuş, ailenin zorunlu harcamaları aynı oranda yükselmiştir. Buna bağlı olarak kamu çalışanlarının ve emeklilerin alım gücü son bir yılda yüzde 11 düşmüştür. TCMB’nin faizleri  arttırması, önümüzdeki dönemde enflasyonun daha da yükseleceğinin işaretidir. Kaldı ki bu dönemde memur maaşları altın, gümüş, döviz, gayri menkul gibi tüm yatırım araçları karşısında da yüzde 50’ye varan oranlarda değer kaybı yaşamıştır. Hal böyle iken yetkili olduğu halde etkisini ortaya koyamayan sözde yetkili sendikalar ve konfederasyonun basiretsizliği nedeni ile 2021 yılında da memur maaşlarına yalnızca yüzde 3+3 zam yapılması kararlaştırılmıştır.

Bütün gerçekler göz önünde bulundurulduğunda 2021 yılı için memur ve emeklilere reva görülen bu zammın hiçbir mesnet ve karşılığı bulunmamaktadır. Gerek ekonomik gerçekler gerekse resmi tahminler  göz önünde bulundurulduğunda 2021 yılı için memur ve emeklilere yapılması kararlaştırılan yüzde 3+3 zammın güncellenmesi ve geçmiş dönem kayıplarını da karşılayacak şekilde tatminkar bir maaş artışı yapılması zorunludur.

3. Her şartta Türk milletinin, Kahraman ordumuzun ve Devletimizin yanında olmaya devam edeceğiz 

Dünya büyük bir dönüşüm sürecinden geçerken, bu dönüşümün emperyalistlerin coğrafyamız üzerinde kurduğu yeni bir paylaşım planı çerçevesinde gerçekleşeceğini ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, kahraman ecdadımızın  mücadelesi, sayısız şehidimizin canı, gazilerimizin emekleriyle hür ve bağımsız olarak yaşama hakkı elde ettiğimiz bu topraklarda, bugün yeni bir saldırı dalgası ile daha karşı karşıya olduğumuzu görmekteyiz. Gerek Akdeniz’de gerek Libya’da gerekse ülkemizin güneydoğusunda yaşanan gelişmeler, yurdumuzun dört koldan kuşatma altına alınmaya çalışıldığını ortaya koymaktadır. Bu kuşatmayı kırmak ve emperyalist güçlerin planlarını yerle bir etmek adına Türk Silahlı Kuvvetlerimizin yurt içinde ve yurt dışında gerçekleştirdiği her türlü operasyonu sonuna kadar desteklediğimizi ifade ediyoruz. Türk milletinin güvenliğinin dünyanın neresinde olursa olsun Türklerin ve mazlumların güvenliğinin sağlanmasından geçtiğinin bilincindeyiz. Bu çerçevede emperyalist saldırıların bir uzantısı olarak işgal edilen Azerbaycan’ın öz toprağı Karabağ’ın azatlığa kavuşmasını büyük bir gurur ve mutlulukla karşıladığımızı belirtiyor, bu zaferin başta Doğu Türkistan olmak üzere zulüm altında inleyen tüm mazlumlar için kurtuluş işareti olmasını diliyoruz. Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu olarak, Türk milletinin bu topraklardaki hâkimiyetini ilelebet sürdüreceğine olan sarsılmaz inancımızı yineliyor, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da kahraman ordumuzun ve devletimizin yanında olacağımızı bir kere daha ve kararlılıkla vurguluyoruz.

4. Kamudaki her türlü ayrımcılığa son verilmesini istiyoruz    

Dünyada ve bölgemizde yaşanan gelişmeler, 15 Temmuz hain darbe girişimi ile birlikte değerlendirildiğinde; ülkemizde birlik ve beraberliğin korunması, toplumsal huzur ve refahın tesis edilmesinin önemini bir kat daha artırmaktadır. Birlik ve beraberliğimizin muhafazası ise ancak toplumun her alanında adalet, liyakat ve eşitlik ilkesinin tavizsiz bir biçimde hayat bulmasıyla mümkündür. COVID-19 salgını esnasında, ayrım yapmaksızın bütün kamu görevlilerimizin yaptığı fedakârlıklar bir kere daha görülmüşken, çalışanlarımızı sendikal aidiyetler üzerinden ayrışma, bölünme ve baskı ortamına sürükleyen anlayışı kabul etmiyoruz. Kamudaki her türlü ayrımcılığın bir an önce sonlandırılmasını bir kere daha yüksek sesle talep ediyoruz.

5. Evrensel sendikacılığa uygun, Uluslararası Sözleşmelerde tanınan hakları içeren, adil, demokratik ve çağdaş bir sendika ve Toplu Sözleşme Kanunu İstiyoruz 

Geçtiğimiz yıl yaşanan toplu sözleşme süreci, 4688 sayılı Kanunun revize edilerek toplu sözleşme görüşmelerinin katılımcı bir yapıya kavuşturulmasının, toplu sözleşme imzalama ya da uzlaştırma mekanizmalarına başvuru haklarının masada bulunan konfederasyonların temsilcilerinin çoğunluk kararına bağlanmasının, genel toplu sözleşme görüşmeleri ile hizmet kollarına ilişkin toplu sözleşme görüşmelerinin ayrılmasının, Hakem Kurulu’nun yapısının tarafların eşit temsiline dayalı olarak yeniden düzenlenmesinin, kamu görevlilerinin grev ve siyasete katılma haklarının tanınmasının zorunlu hale geldiğini bir kere daha ortaya koymuştur. Ülkemiz tarafından onaylanmış bulunan BM Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Sözleşmenin 8. maddesi, ILO’nun 87 Sayılı Sözleşmesinin kamu çalışanlarına uygulanmasını düzenleyen 151 Sayılı Sözleşmesi, 98 sayılı ILO  Sözleşmesi, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddeleri Anayasamızın 90. maddesi hükmü çerçevesinde ele alındığında kamu çalışanlarının adil bir temsil ile gerçek anlamda toplu sözleşme ve grev haklarını kullanmalarını ve siyasete katılmalarını sağlayacak düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmelidir.  Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, bu konuda derhal çalışmalara başlanarak evrensel sendikacılığa uygun, uluslararası sözleşmelerde tanınan hakları içeren, adil, demokratik ve çağdaş bir kanun teklifi hazırlanması gerektiğine inanmaktadır.

6. Vergi adaletsizliğinin çözülmesi, 3600 Ek Gösterge uygulamasının tüm memurları kapsayacak şekilde genişletilerek hayata geçirilmesi, bütün ek ödemelerin emekli maaşı hesabına esas alınması, kamuda liyakatin geçerli olması, mülakat uygulamasına son verilmesi, bütün güvencesiz sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi, Yardımcı Hizmetler Sınıfı personelinin Genel İdare Hizmetleri sınıfına geçirilmesi, memurlara ek zam yapılması konularındaki taleplerimizde ısrarcıyız

Toplu sözleşme sürecinin kamu görevlileri lehine bir sonuç doğurmadığı ve yetkili konfederasyonun sorunlara çözüm üretme noktasındaki yetersizliği memur ve emeklilerin acil çözüm bekleyen sorunlarının bir an önce sonuca kavuşturulmasını zorunlu hale getirmiştir. Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, aşağıda sıralanmış olan taleplerinde ısrarcı ve sorunların çözümü noktasında inisiyatif almakta kararlıdır:

Vergi adaletsizliği son bulmalıdır

– Bugün kamu görevlilerinin en büyük sorunlarının başında, ülkedeki vergi sisteminin adaletsizliği gelmektedir. Gelir dağılımındaki adaletsizliğin kaynağı da vergi sistemindeki bu adaletsizliktir. Ücretli kesimden alınan gelir vergisi oranlarının kısa sürede %20 ve %27’lik dilimlere yükselmesi nedeniyle kamu görevlilerinin maaşları yıl içinde düşmekte, alınan maaş zamları artan vergi yüküne gitmektedir. Her ne kadar çıkarılan kanunla yüksek gelirli kesimin gelir vergisi oranları artırılmış olsa da gerek vergi istisnaları gerekse sonradan getirilen vergi afları nedeniyle yüksek gelirli kesimin ödeyeceği vergi miktarının artmayacağı, vergi yükünü yine çalışan kesimin taşıyacağı aşikardır. Bu nedenle Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, gelir vergisine ilişkin mevzuatta çalışanlar lehine bir düzenleme yapılmasını ve kamu görevlilerinin ödediği gelir vergisi oranının %15’e sabitlenmesini talep etmektedir.

3600 Ek Gösterge konusu bütün memurları kapsayacak şekilde genişletilerek sonuca bağlanmalıdır

– 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilen seçimler öncesinde Sayın Cumhurbaşkanı öğretmen, polis, hemşire ve imamların ek gösterge rakamlarının 3600’e yükseltileceğini ifade etmiştir. Ancak aradan geçen süreye rağmen verilen sözlerin tutulmadığını üzülerek görmekteyiz. Bu çerçevede en doğru yol; Sayın Cumhurbaşkanı tarafından verilen söze paralel olarak öğretmen, din görevlisi, hemşire ve polisler yanında müdürler, müdür yardımcıları, şefler, merkez taşra ayrımına tabi tutulanlarla, kurum içi yükselme sınavıyla gelen uzmanlar, idareci konumundaki kamu görevlileri, denetmenler, avukatlar, ek gösterge uygulamasından hiç faydalanamayan mübaşir, teknisyen yardımcısı, şoför gibi Yardımcı Hizmetler Sınıfına dahil olan personel gibi bütün kamu görevlilerinin ek gösterge rakamlarının yeniden ve adaletli bir şekilde düzenlenmesi olacaktır. Bu konuda hazırlanmasına katkıda bulunduğumuz ve uzun süreden beri TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda beklemekte olan kanun teklifinin bir an önce gündeme alınmasını talep etmekteyiz.

Bütün ek ödemeler emekliliğe sayılmalıdır

– Kamu görevlilerinin çalışırken elde ettiği ücret ile emekli olduğu zaman alacağı maaş arasındaki uçurumu kapatmak, özellikle emekli kamu görevlilerini yoksulluk sınırında yaşamaktan kurtarmak amacıyla, memur maaşını oluşturan bütün kalemler ile ek ödeme, döner sermaye, ek ders, sosyal denge sözleşmesi gibi tüm ödemelerin emekli keseneğine dâhil edilerek, yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi, bu yolla her çalışanın eline geçen ücret ile orantılı emekli maaşı almasının sağlanması gerekmektedir.

Görevde yükselme ve atamalarda tarafsızlık ve liyakat esas alınmalıdır

– Kamu görevlilerinin atanmalarında, görevde yükselmelerinde, tayin ve terfilerinde tarafsızlık ve liyakat ilkelerinden vazgeçilmemesi; idareci kadrolarına hak eden, liyakatli  kamu görevlilerinin getirilmesi; kamu kurum ve kuruluşlarında, çalışma barışının, birlik, dayanışma ve verimlilik artışının sağlanması için en temel gerekliliktir. Kamu görevlileri arasında kadrolaşmanın, adam kayırmanın, haksızlığın, hukuksuzluğun son bulmasının, kamu kurum ve kuruluşlarının idarelerinin tarafsızlığının sağlanmasının adil bir sınav ve atama sistemi ile çağdaş bir yönetim anlayışının oluşturulmasından geçtiği bilinmelidir. Bu kapsamda özellikle yönetici atamalarında yazılı sınava dayalı adil, şeffaf ve tarafsız bir sistem oluşturulmalı, kamuya personel alımlarında mutlak surette yazılı sınava itibar edilmeli, taraflı değerlendirmelere açık sözlü sınav uygulamasından bir an önce vazgeçilmelidir.

Sözleşmeli personel istihdamına son verilmeli tüm sözleşmeli personel kadroya geçirilmelidir

– Kamuda iş güvencesini zayıflatan, her türlü baskı ve istismara açık bir yapı arz eden 4/B’li, 4/C’den 4/B’ye geçen sözleşmeli, geçici, vekil, idari hizmet sözleşmeli gibi adlar altında güvencesiz istihdam modelinin kaldırılarak personelin memur kadrolarına geçirilmesi sağlanmalı, kamu kuruluşlarında memur işi yapan işçiler de aynı çerçevede kadroya geçirilerek kamu istihdam yapısı güvenceli bir şekilde düzenlenmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nda 2016 yılında getirilen süreli sözleşmeli personel uygulaması ile kamuda süresiz sözleşmeli istihdamı ve 3+1 yıl süreli sözleşmeli istihdamı gibi bir ayrımcılık daha ortaya çıkmıştır. Bu durum Anayasanın kanun önünde eşitlik ilkesine de aykırı bir yapı oluşturmaktadır. Son dönemde bazı belediyelerde çalışan sözleşmeli personelin işten çıkarılmalarının, Türk Yerel Hizmet-Sen’in hukuk mücadelesi sonucunda yargı kararıyla hukuksuzluğu ortaya konmuştur.

Bununla birlikte pek çok süresiz sözleşmeli personel adalet ve hakkaniyet ilkesine uymayan sözleşmeli personel istihdamının kaldırılması yolunda yargıya başvurmuş ve mahkemeler olumlu yönde karar vermiştir. Bu çerçevede artık yargı kararlarıyla da adaletsiz olduğu tescillenen sözleşmeli personel istihdamının kaldırılması elzemdir. Yaşanan gelişmeler, kamuda sözleşmeli personel istihdamının kamu hizmetlerinin devamlılığı ve tarafsızlığı ilkesine uygun olmadığını bir kere daha gözler önüne sermiştir. Yetkililer mahkeme kararlarını da göz önünde bulundurarak bir an önce sözleşmeli personel istihdamına son verecek düzenlemeyi hayata geçirmelidir. Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, hak ve sorumluluklarda eşitlik, aile birliğinin sağlanması ve adaletin bir gereği olarak istisnasız tüm güvencesiz sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi hususunda kararlı ve ısrarcıdır.

Yardımcı Hizmetler Sınıfı personelinin beklentileri karşılanmalıdır

– Kamuda liyakat ilkesinin bir gereği olarak Yardımcı Hizmetler Sınıfına dahil personel bir defaya mahsus olmak üzere Genel İdari Hizmetler Sınıfına geçirilmeli, bu yolla kamu görevlilerimiz arasında oluşan adaletsizlikler giderilmeli, herkesin eğitim seviyesinin gerektirdiği kadro derecesine yükselmesi sağlanmalıdır.

7. Kamu görevlilerinin acil çözüm bekleyen sorunlarının hazırlanacak bir “Memur Paketi” İçinde TBMM’de yasalaşarak çözüme kavuşturulmasını istiyoruz

Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, yukarıda sıraladığımız taleplerimizle birlikte kamu görevlilerimizin bayram ikramiyesi, sosyal yardımların emeklilikte de ödenmesi, aile bütünlüğünün korunması, kadın istihdamının geliştirilmesi, kreş ve gündüz bakımevleri açılması, zorunlu rotasyon, sicil ve disiplin uygulamaları, görevde yükselme, atama ve yer değiştirme gibi personelin ekonomik durumunu, verimliliğini ve etkinliğini doğrudan etkileyen konulardaki sorunların sürüncemede bırakılmasının önüne geçilmesi için bir memur paketi hazırlanması konusunda ısrarcıdır. Hazırlanacak memur paketinin TBMM’de kanunlaşarak sayıları 20 milyona ulaşan vatandaşımızın beklentilerinin bir an önce karşılanması sağlanmalıdır.

8. Gelişen teknolojinin istihdam şekli üzerinde yaratacağı tahribatı önlemek ve yeni sendikal perspektifler geliştirmek noktasında Türkiye Kamu-Sen Yine öncü olacaktır

Salgının, ekonomik ve sosyal boyutlardaki etkisiyle hayatımızı kökünden değiştireceği, bundan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bütün otoritelerce dile getirilmektedir. Kuşkusuz ki bu değişimin en derin yaşanacağı alan, çalışma hayatı olacaktır. Yıllardan beri “Sendika 4.0” projemizle de dile getirdiğimiz üzere bazı mesleklerin ortadan kalkması, yeni mesleklerin ortaya çıkması, yüksek oranlı işsizlik, düşük ücretler, evden eğitim, uzaktan çalışma, esnek istihdam, yapay zekalı robotların iş hayatına katılması gibi büyük bir dönüşüm süreci bizleri beklemektedir. Dünyanın yeni bir evreye girdiği bu dönemde çalışanlarımızın hak ve menfaatlerinin korunup geliştirilmesi yolundaki sendikal mücadelemiz çok daha büyük bir önem kazanmıştır. Bu noktada önümüzdeki dönemde ortaya çıkacak yeni istihdam yapısının avantaj ve dezavantajlarının tespit edilmesi ve yeni gelişmelere uygun bir sendikal anlayış geliştirilmesi yolunda Türkiye Kamu-Sen yine öncülük görevini üstlenmiştir.

Konfederasyonumuz, önümüzdeki dönemde kamu görevlilerinin haklarının ve menfaatlerinin korunup geliştirilmesi için her türlü çabayı gösterecek, raporlar, çalışmalar, kanun teklifleri ve eylemlerle sendikal taleplerimizi sürekli gündemde tutacak, mücadelemizin sonuca ulaşması için bütün iletişim ve mücadele kaynaklarını en etkili şekilde kullanacaktır.

Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu olarak Türk memur sendikacılığının öncüsü olarak her türlü çabayı göstereceğimizi, kararlı ve cesur sendikacılık çizgisi içinde Türk milletinin değerleriyle ters düşmeyecek şekilde kamu görevlilerinin hak mücadelesini yükselteceğimizi kararlılıkla vurgularız.

Kamuoyuna duyurulur.

UAB 2020-2 SAYILI KİK TUTANAĞI YAYINLANDI.

4688 Sayılı Kanunun 22’nci maddesi ve ilgili yönetmelik gereğince; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Sendikamız arasında 11.11.2020 tarihinde gerçekleştirilen 2020-2 sayılı Kurum İdari Kurulu toplantı tutanağı yayınlanmıştır.
Tutanakta yer alan konularla ilgili yapılacak çalışmalar sendikamız tarafından yakından takip edilecek, gelişmelerden tüm Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı çalışanları haberdar edilecektir.
20201222152218_00001
20201222152218_00002
20201222152218_00003

SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 2020-2 SAYILI KİK TUTANAĞI YAYINLANDI.

4688 Sayılı Kanunun 22’nci maddesi ve ilgili yönetmelik gereğince; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ile Sendikamız arasında 26.11.2020 tarihinde gerçekleştirilen 2020-2 sayılı Kurum İdari Kurulu toplantı tutanağı yayınlanmıştır.
Tutanakta yer alan konularla ilgili yapılacak çalışmalar sendikamız tarafından yakından takip edilecek, gelişmelerden tüm Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı çalışanları haberdar edilecektir.
20201222153545_00001
20201222153545_00002

TÜRKİYE KAMU-SEN YÜKSEK İSTİŞARE KURULU TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ.

Konfederasyonumuz Türkiye Kamu-Sen’in Genel Başkanı Önder KAHVECİ, Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK ve  bağlı sendikalarımızın Genel Başkanları, Genel Merkez yöneticileri ile Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcilerimizin katılımıyla dijital ortamda yapılan Yüksek İstişare Kurulu toplantısında, 2020 yılında öne çıkan başlıklar, çalışma hayatı ve teşkilat çalışmalarımıza dair konu başlıkları ele alındı.

KAZANCIOĞLU: BÜTÜN KAMU ÇALIŞANLARIMIZI ÖZVERİLERİNDEN DOLAYI KUTLUYORUM

Toplantının açılışında konuşan teşkilatlardan sorumlu Genel Başkan Yardımcımız ve Türk Haber-Sen Genel Başkanı Yücel Kazancıoğlu, “Her türlü olumsuzluklara ve içinde bulunduğumuz salgın sürecine rağmen, yılmadan, gece gündüz hizmet eden ve 426.100  üyeyi Türkiye Kamu-Sen çatısı altında buluşturan bütün teşkilat yöneticilerimizi bir kez daha kutluyorum.

Salgınla mücadele döneminde hakkın  rahmetine kavuşan eski yöneticilerimize, üyelerimize, sağlık çalışanlarımıza ve hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza  bir kez daha yüce Allah’tan rahmet diliyorum.

Yine bu salgınla mücadele sürecinde her türlü riske rağmen özveri ile görevlerini yerine getiren sağlık çalışanlarımız başta olmak üzere, PTT çalışanlarımıza, öğretmenlerimize, din görevlilerimize, büro hizmet kolu çalışanlarımıza, belediye personeli  arkadaşlarımıza, tarım ve orman çalışanlarımıza, ulaşım çalışanlarımıza, tapu çalışanlarımıza, enerji hizmet kolu çalışanlarımıza kısaca  tüm kamu çalışanlarımıza teşkilatımız ve milletimiz adına şükranlarımızı sunuyorum. Zor bir yılı geride bırakırken yaklaşan yeni yılın milletimize, devletimize ve insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum.” dedi.

KAHVECİ: ZOR BİR YILI GERİDE BIRAKIYORUZ

Toplantının açılışında konuşan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Yüksek İstişare Kurulu toplantısının kamu çalışanlarına, camiamıza ve milletimize hayırlı ve uğurlu olmasını dileyerek sözlerine başladı. Kahveci, “Mevcut yaşanan salgın nedeniyle toplantılarımız bu şekilde oluyor. Arzumuz bu salgın bitsin ve teşkilatımızın heyecanını hep birlikte hissedelim istiyoruz. Tabiri caizse 2020 felaketler yılı gibi oldu. Ocak ayında salgın başladı, ülkemizde ilk vaka 11 Mart’ta görüldü. 2 milyon vaka şu ana kadar ülkemizde görülmüş durumda. Başta sağlık çalışanları olmak üzere tüm hayatını kaybeden kamu çalışanları bizim için şehittir. Hasta sayımızın yüzde 10’u sağlık çalışanları. Vefa gruplarında görev yapan tüm kamu çalışanlarımız görev başında hizmet sunuyor, ben hepsini kutluyorum. Salgın döneminde kamu çalışanlarının neler yaptığını herkes daha net görebildi.

Depremler, çığ felaketi, uçak kazası, orman yangınları, sel felaketleri, havai fişek fabrikasında yaşanan patlamalarda onlarca vatandaşımız hayatlarını kaybetti, hepsine yüce Allah’tan rahmet diliyorum.

Tabii bu noktada İngiltere’de Covid’in daha da hızlı bulaş yapma riski ortaya çıktı. Mutasyona uğrayan virüs daha da endişe verici hale geldi. Bizim ülkemizde bazı ülkelere uçuşları yasakladı. Bu noktada Bilim Kurulunun aldığı kararlara mutlaka uymamız gerekiyor. Tedbirlere riayet edeceğiz ve bu davranışla hem kendi sağlığımızı hem de toplum sağlığını koruyacak ve sağlık çalışanlarına katkı sağlayacağız. Türkiye Kamu-Sen camiası olarak milletimizi etkin bir STK olarak bu konuda bilinçlendirmeliyiz.

Aşı çalışmaları yakın zamanda başlıyor. Ülkemizde aşı karşıtlığı son yıllarda biraz artış eğiliminde, ben bir sağlık çalışanı olarak aşının insanları korumanın en önemli yol olduğunu düşünüyorum. Anayasa Mahkemesi kararı bu tartışmaları elbette tetikledi. Aşılama başladığı zaman, bizlerde aşı olacağız hem kendimiz hem de toplum sağlığı için. Tabii maske, mesafe ve temizlik konusunda da hassasiyetimizi her alanda devam ettirmeliyiz.

Sağlık nedenleri dolayısıyla toplantımıza iştirak edemeyen arkadaşlarımıza buradan geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Denizli Türk Sağlık-Sen Şube başkanımız Raif Kurşunoğlu yoğun bakımda durumda. Buradan özellikle geçmiş olsun diyorum ve en kısa zamanda bu zorlu süreci atlatacağına inanıyorum.

TÜRKİYE KAMU-SEN MASADA YAPTIKLARI HER YANLIŞI ADIM ADIM TAKİP ETMEKTEDİR

Ekonomik gelişmeleri değerlendiren Genel Başkan Önder Kahveci, “Yaşanan ekonomik gelişmeler hepimizce malum. Bu gelişmelerden en çok dar ve sabit gelirliler etkileniyor. Maalesef 2019 yılında yapılan toplu sözleşme hakem heyetine gitti ama yetkili konfederasyonun “İmza atmadık” söylemleri onları kurtarmaz. Çalışanların büyük bölümü size yetki vermiş ama siz çalışanın lehine kullanamadınız. Biz toplu sözleşme öncesi onlara, “ Gelin beraber hareket edelim, ortak hareket edelim, sınırsız destek verelim” dedim ama onların derdi memurun derdi değildi. Onlar “Masada Türkiye Kamu-Sen olmasın” derdindeydiler. Ama buradan bir kez daha ifade ediyorum, Türkiye Kamu-Sen yaptığınız her yanlışın takibindedir.

Hakem heyeti neticesinde verilen zam oranları ortadadır. Enflasyon kadar zam sıfır zam demektir. Kasım ayı enflasyonu yüzde 14,3 alınan zam ise yüzde 9,98 Bunlar TÜİK rakamları. Memurun şu an itibariyle yüzde 4’den fazla kaybı var. Döviz cinsinden bakılınca da hedefler ne yazık ki tutmuyor. Yumurta yüzde 57, mercimek yüzde 70, ay çiçek yağı yüzde 100 civarında artmış.

Ortalama memur maaşı ile geçen yıl 14,9 gram altın alınabilirken şu an 9,6 grama kadar düştü. Dolara bazında da ortalama memur maaşı ile bit yıl önce 703 dolar alırken bugün 563,3 dolara kadar düşmüş durumdadır.

4688 SAYILI KANUNDA CİDDİ DEĞİŞİKLİKLER YAPILMALI

Geride bıraktığımız hafta KPDK toplantısı olacaktı ancak bir cenaze dolayısıyla yapılamadı. Artık KPDK’da gündemli toplantılar yapacağız. Bu toplantının gündeminde 4688 sayılı kanun, görevde yükselme, kılık kıyafet Yönetmeliği olacak. Biz aslında itiraz ettik ve sözleşmeliler neden yok? Dedik ancak bu şekilde bir gündem belirlendi. Sözleşmelileri ben yine gündeme taşıyacağım. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

4688 sayılı kanunda değişiklikler istiyoruz. Sosyal diyalog mekanizmaları güçlendirilsin.Mesela KPDK karar alıcı ve anlamlı hala gelmedi. Dostlar alışverişte görsün diye toplantı olmaz. Parlamentoda kanunlar mevzuat değişiklikleri yapılıyor, bu anlamda sivil toplum kuruluşları bu çalışmalara dahil edilmelidir. STK dinamiği göz ardı edilemez. Ortak akıl İçin düzenlemelerde bizlerde katkı sağlamalıyız. Her Bakanlık sosyal diyalog kurulu kursun. Demokrasi böylece anlamlı hale gelir.

Kurum İdari Kurulu toplantıları işlerlik kazandırılmalı.

Toplu sözleşme grev hakkı ile bütünleşmeli, siyaset hakkı kamu çalışanlarına verilmeli.

2010 yılındaki referandumda Ekonomik ve Sosyal Konsey anayasal bir kurum haline gelmiştir ama 2009 yılından beri toplanmamıştır. Derhal Ekonomik ve Sosyal Konsey’in yapısı belirlenerek toplantılara başlanmalıdır.

Kamu görevlilerinin toplu sözleşme hakkı yalnızca mali ve sosyal haklardan ibarettir. Bu durum değişmeli, toplu sözleşmenin konusu, kamu görevlilerinin bütün sorunlarını kapsayacak şekilde genişletilmelidir.

Genel toplu sözleşme ile hizmet kollarına ilişkin toplu sözleşmeler birbirinden ayrılmalı, farklı zamanlarda gerçekleştirilmelidir.

Yerel idarelerde görev yapan memurların belediyelerle yaptıkları sosyal denge sözleşmelerinin bağlayıcılığı sağlanmalıdır.

Toplu sözleşmede imza yetkisi ve hakem kuruluna itiraz hakkı yeniden düzenlenmeli, bu konulardaki karar yetkisi tek kişinin inisiyatifinden alınarak kapsayıcı ve çoğulcu bir yapıya geçilmelidir.

Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun yapısı değiştirilmeli, Kurul başkanının tercihle atanması yerine daha önceki düzenlemede olduğu gibi Kanunla belirlenmesi sağlanmalıdır. Ayrıca akademisyenlerin belirlenmesi hususunda da değişikliğe gidilmeli, akademisyenler Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenmelidir.

Üyelik İşlemleri e-devlet üzerinden yapılabilmelidir.

SÖZLEŞMELİ PERSONELİ KPDK’DA YİNE GÜNDEME TAŞIYACAĞIM

Sözleşmeli personelin talep ve beklentileri de Yüksek İstişare Kurulu Toplantımızda Genel Başkanımızın gündemindeydi. Genel Başkan Kahveci, “Kamuda kurumların özel kanunları uyarınca çalıştırılan idari hizmet sözleşmeli personel, 4924 sayılı Kanuna göre çalıştırılan çakılı sözleşmeliler, 209 sayılı Kanuna göre çalıştırılan kamu dışı aile sağlığı personeli, 5393 sayılı Kanuna göre çalıştırılan sözleşmeli personel, 657 saylı Kanunun 4/B maddesi uyarınca çalıştırılan sözleşmeli personel, 4/C’den 4/B’ye geçen sözleşmeli personel ve 3+1 yıl zorunlu çalışmaya tabi sözleşmeli personel gibi mevzuatı, hakları ve yükümlülükleri farklı yüzbinlerce çalışan bulunmaktadır. Sağlık çalışanlarının, sözleşmeli öğretmenlerin ve din görevlilerinin zorunlu çalışma süreleri 4+2 yıldan 3+1’e indirilmiştir. 3+1 uygulaması her ne kadar ilgili çalışanlarımız açısından olumlu olsa da kamuda yeni bir adaletsizliğin de doğmasına neden olmuştur. Bir tarafta 4 yıl görev yaptıktan sonra bütün hakları ile kadroya geçecek personel bulunmaktayken aynı kurumda, aynı sınava tabi olan ve aynı görevi yapan ama çalışma hayatı boyunca kadroya geçemeyecek personel bulunmaktadır. Böyle bir uygulama adalet, hakkaniyet ve Anayasanın 10. Maddesindeki eşitlik ilkesine de aykırıdır.

Türkiye Kamu-Sen olarak temel talebimiz ve mücadelemiz bütün güvencesiz sözleşmeli çalışanların kadroya geçirilmesidir. Amacımız, harflere ve rakamlara boğulmuş parçalı kamu istihdam yapısına son verilerek tüm çalışanların aile birliğinin sağlandığı, yeknesak, adil ve güvenceli bir istihdam politikasının belirlenmesidir.

4/C’den 4/B’ye geçen personelin haklarının da 4/B’li personelden farklı oluşu, özellikle bir tarafta emeklilik yaşı yükseltilir, milyonlarca çalışan yaş sınırı nedeniyle emeklilik hakkından faydalanırken diğer tarafta 4/C’den 4/B’ye geçen personelin resen emekliliğe sevk edilmeleri birbiriyle tezat oluşturan uygulamalardır.

Sözleşmeli personel istihdamı uygulamasındaki adaletsiz yaklaşımın Anayasamızın temel ilkelerine aykırı olduğu yolundaki gerekçelerle sözleşmeli personelin açtığı davalar mahkemelerde olumlu sonuçlanmakta, sözleşmeli personel mahkeme kararı ile kadroya atanma hakkı elde etmektedir. İdarenin de bu gerçekleri göz ardı etmeden yargı kararlarına işlerlik kazandırması ve sözleşmeli çalışanlarımızı dava açmak zorunda kalmaksızın bir an evvel kadrolu ve güvenceli statüye kavuşturması gerekmektedir.

COVID-19 NEDENİYLE GÖREV BAŞINDA HAYATINI KAYBEDENLER ŞEHİT SAYILMALI

Bütün dünya küresel COVID-19 salgını ile mücadele etmektedir. Bugüne kadar milyonlarca insan virüse maruz kalmış, yüz binlercesi de hayatını kaybetmiştir. Virüse maruz kaldıktan sonra sağlığına kavuşanların bir süre sonra yeniden virüs kaptığı görülmektedir. Dolayısıyla insan vücudu şu ana kadar virüse kalıcı bir bağışıklık geliştirememiştir. Bununla birlikte virüsün insan vücudunda bıraktığı olumsuz etkiler de henüz tam olarak belirlenmiş değildir.

Olağanüstü durumlarda ülke güvenliği ve salgınla mücadele hiç kuskusuz ki hayati bir önem kazanmaktadır. Yaşamakta olduğumuz salgında da her türlü olumsuz şarta rağmen vatandaşlarımızın kamu hizmetlerinden eksiksiz ve kesintisiz bir biçimde yararlanması, ülkemizin salgınla mücadelesinin en önemli unsuru haline gelmiştir.

Şüphe yoktur ki, salgınla mücadeleden en fazla etkilenen kesim sağlık çalışanları başta olmak üzere kamu hizmetlerini sağlayan kamu çalışanları olmuştur. Şu ana kadar 120 binin üzerinde sağlık çalışanı mücadele esnasında virüse yakalanmış, 220 dolayında çalışanımız ise hayatını kaybetmiştir. Diğer meslek gruplarından mesleklerini icra ederken virüse maruz kalan, çalışma gücünü ya da hayatını kaybeden kamu çalışanlarının sayısı ise bilinmemektedir.

Görevi başında COVID-19 virüsüne maruz kalarak olumsuzluk yaşayan kamu çalışanları açısından bu durumun bir meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması yerinde olacaktır.

Bununla birlikte başta sağlık çalışanları olmak üzere görevi başındayken COVID-19’a maruz kalarak hayatını kaybeden kamu çalışanlarının şehit kabul edilmesi hem kendilerine olan minnet duygularımızın bir ifadesi hem de yakınları için bir övünç vesilesi olacaktır.

MEMUR PAKETİ ÖNERİMİZ SORUNLARI RAHATLATACAKTIR

Sözleşmelilere Kadro konusunda nihai talebimiz, bütün güvencesiz sözleşmeli personelin istisnasız olarak güvenceli ve kadrolu istihdama geçirilmesi ve bu garabete kalıcı olarak bir son verilmesidir. Hakkaniyet, adalet ve Anayasamızın 10. maddesinde ifadesini bulan kanun önünde eşitlik ilkesinin gereği budur.

Vergi Dilimleri, dar ve sabit gelirlilerin üzerindeki vergi yükü, ülkedeki zenginlere oranlara çok daha yüksektir. Vergi politikalarındaki adaletsizlik nedeniyle, zaten düşük ücret alan ve büyük ölçüde ülkenin en fakir kesimini oluşturan kamu görevlileri, KİT çalışanları ve işçiler kısa sürede bir üst vergi dilimine tabi olmakta, maaşları düşmekte ve aldıkları maaş zammının büyük bölümü, artan gelir vergisi ödemesine gitmektedir. Zaten artan enflasyon karşısında maaşları sürekli eriyen kamu görevlileri, bir darbe de gelir vergisi nedeniyle yemektedir. Bu nedenle çalışanlarımız üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi zorunlu hale gelmiştir.

3600 Ek Gösterge, 2018 yılı seçimleri öncesinde dile getirilen ek gösterge değişikliği bütün kamu görevlilerini kapsayacak şekilde ele alınmalıdır.  Yardımcı Hizmetler Sınıfında çalışan personel başta olmak üzere ek göstergeden faydalanamayan personele ek gösterge verilmeli ve ek göstergeler hiyerarşik düzene göre yeniden belirlenmelidir. Aynı eğitim düzeyinde olup aynı işi yapan kamu görevlileri arasındaki ek gösterge adaletsizliği çözülmeli, belirlenmiş olan ek gösterge rakamları artırılmalıdır. Türkiye Kamu-Sen’in konu hakkındaki hassasiyetlerini yansıtan kanun teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda beklemektedir. Bu teklifin dikkate alınarak yasalaşmasının sağlanması sorunu çözecektir.

Yardımcı Hizmetlilerin Genel İdare Hizmetler Sınıfına Geçirilmesi konusunda, Yardımcı Hizmetler Sınıfına dahil personelin büyük çoğunluğu idari hizmetlerde, masa başı işlerde görevlendirilmektedir.  Fiiliyatta zaten mevcut olan bu durumun yasal bir zemine taşınması, çalışma hayatında karşı karşıya kalınan bu hukuki ayrımcılığın giderilmesi amacıyla Yardımcı Hizmetler Sınıfına dahil olan personelin bir defaya mahsus olarak Genel İdare Hizmetleri Sınıfına geçirilmesi sağlanmalıdır.

Bütün Ek Ödemelerin Emekliliğe Sayılması noktasında, devlet memurlarının emeklilik hakları ve emekli maaşlarının belirlendiği mevzuatta gerekli değişiklik yapılarak memur maaşını oluşturan bütün kalemler ile ek ödeme, ek ders, döner sermaye ve diğer ödemeler de emekli keseneğine dâhil edilmelidir. Yapılacak değişiklikle memurların emekli ikramiyesi için öngörülen ödeme kalemlerine ek ödeme, ek ders, döner sermaye gibi bütün ödeme unsurları da eklenmelidir. Kamu görevlilerinin emekli olduklarında kesilen eş ve çocuk yardımı ödemesini emeklilikte de almasını sağlayacak düzenleme derhal hayata geçirilmelidir.

Memurlara da Bayram İkramiyesi Verilmesi bir zaruriyettir. Kamuda memurlar dışında bütün çalışanlar ve emekliler ikramiye almaktadır. Bütün çalışanlara ve emeklilere ikramiye verilirken yalnızca memurlara verilmemesi büyük bir adaletsizlik doğurmaktadır. Bu nedenle 657 sayılı Kanuna bir madde eklenerek emeklilere olduğu gibi memurlara da dini bayramlar öncesinde bayram ikramiyesi verilmesi sağlanmalıdır.

Mülakatın Kaldırılması olmazsa olmazımızdır. Yargı kararlarında da defalarca dile getirildiği üzere mülakat, istismara açık, objektiflikten uzak, kişisel değerlendirmelere dayalı bir yöntemdir. Küçük işletmelerde, yalnızca daha fazla kâr elde etme amacı taşıyan ve devletlerle kıyaslandığında son derece sınırlı personel istihdamının sağlandığı firmalarda, çalışanları işletmenin bir parçası haline getirerek işgücünden maksimum verim almak için ortaya konulan insan kaynakları yönetiminin bir unsuru olarak yaygınlaşan mülakat, ülkemizin içinde bulunduğu siyasal ve sosyal durum dikkate alındığında büyük sorunlar yaratacak bir uygulamadır.

Bu bakımdan kamuya alınacak personel seçiminde KPSS temel kriter olarak kullanılmalıdır. Kamuda mülakata dayalı atama ve görevde yükselme uygulamasından bir an önce vazgeçilmeli, atamalarda objektif ölçüm kıstaslarına dayanan KPSS ile, görevde yükselmelerde yazılı sınav ve tecrübe dikkate alınmalıdır.

Liyakat Esaslı Görevde Yükselme konusunda kamuoyunda kamuya yapılan atamalara ilişkin olarak oluşan tereddütler giderilmeli, kamu görevlilerinin ilk işe alınmalarında merkezi sınav sistemi geliştirilerek sürdürülmeli; en üst düzeyde sınav güvenliği sağlanarak her türlü istismarın önlenmesi ve adil bir sınav sistemi oluşturulması için gerekli tedbirler alınmalı ve kamuya personel atama süreci şeffaf bir yapıya kavuşturulmalıdır.

Kamuda yönetici pozisyonlarına dışarıdan sözleşmeli personel atanması, boş idareci kadro ve pozisyonlarının kurum içinde görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları yerine kurum dışından yapılan atamalar yoluyla doldurulması gibi uygulamalar, kamuda kariyer ve liyakat ilkesinin yara aldığını ortaya koymakta, kurum içinde kendisini geliştiren, eğitim düzeyini yükselten ve kurum kimliğine sahip kamu görevlilerinin mesleklerinde yükselmelerine yeterince imkân sağlanmadığı görülmektedir.

Kariyer ve liyakat esaslı bir personel sisteminin oluşturulması, yetkin personelin görevlerinde yükselmeleri ve mesleki ve teknik eğitim sonucu elde edilen unvanlara ilişkin atamaların geciktirilmeden yapılarak kamuda adaletin sağlanması, uzmanlaşmanın özendirilmesi ve güçlü bir kadro sistemi oluşturulması için düzenli bir sınav sisteminin kurulması gerekmektedir. Atama yapılacak kadro ve pozisyonlara öznellikten uzak, objektif bir seçme yapılabilmesi amacıyla yazılı sınav yöntemi belirlenmelidir.

KARABAĞ YENİDEN GERÇEK SAHİPLERİNİN OLMUŞTUR

Bölgemizde yaşanan gelişmelerinde değerlendirildiği toplantı da özellikle Karabağ konusunda kararlılığımız bir kez daha vurgulandı. Genel Başkan Önder Kahveci, “Karabağ meselesi ciddi bir zaferdir. Teşkilatımız adına 2 Kasım’da Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi ile birlikte  Azerbaycan’a gittik, desteklerimizi ilettik, muhataplarımızla görüştük. Azerbaycanlı kardeşlerimiz bizim desteğimizden son derece memnunlar, çok heyecanlılar. Artık Nahçivan koridoru ile Türk dünyasına rahatlıkla ulaşacağız. Türkiye Kamu-Sen  devleti ve milleti zordaysa her zaman bunlardan yana tavır sergilemiştir, bundan sonrada sergilemeye devam edecektir.

Doğu Akdeniz’de yaşananları yakından takip ediyoruz, devletimizin yanındayız. Mavi Vatan bizler için son derece önemlidir. Biz sadece emek örgütü değil, önemli bir STK’yız. Geldiğimiz  gelenek devleti ebed müddet bilen bir gelenektir. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın ilkesi sendikal düsturumuzdur. İç ve dışta yaşanan olaylara kayıtsız kalamayız.

İstanbul’da bir misafirhane yeri aldık. Camiamıza hayırlı olsun. Tahminen 2021 yılının sonunda hizmete açacağız. Açılışa şimdiden sizleri davet ediyoruz.

İl temsilcilerimizin de söz alarak katkıda bulundukları yüksek istişare kurulu toplantısının sonunda bağlı sendikalarımızın Genel Başkanları da birer değerlendirme konuşması yaptı.

Yüksek İstişare Kurulu Toplantımız son olarak Genel Başkan Önder Kahveci’nin toplantıya ilişkin genel bir değerlendirmesi ile sona erdi.

 

yuksek-istisare-kurulu-toplantimiz-videokonferans-ile-gerceklestirildi-up-6375979

yuksek-istisare-kurulu-toplantimiz-videokonferans-ile-gerceklestirildi-up-9351957

DSC_4127

DSC_4098

yuksek-istisare-kurulu-toplantimiz-videokonferans-ile-gerceklestirildi-up-1084498

 

TÜRKİYE KAMU-SEN HEYETİ, BAŞDENETÇİ SAYIN ŞEREF MALKOÇ’U ZİYARET ETTİ

Konfederasyonumuz Türkiye Kamu-Sen’in Genel Başkanı Önder KAHVECİ, Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK ve bağlı sendikalarımızın Genel Başkanlarından oluşan heyet, Kamu Denetçiliği Kurumu Başdenetçiliği görevine yeniden seçilen Sayın Şeref MALKOÇ’u ziyaret ederek görevinde başarılar diledi.
Başdenetçi Sayın Şeref MALKOÇ’a göstermiş olduğu ilgi ve alakadan dolayı teşekkür eder, başarılı çalışmalarının devamını dileriz.
d210cdc7-2129-4600-9e89-03719689d847 66dfb5f0-074f-40e1-9e72-39670d8ba967
939e3577-a6a1-412f-87d5-81994b9dc810 60b8f343-3b03-495b-a894-91e44b7c000d

YA HEP BİRLİKTE TÜRK ULAŞIM-SEN İLE HAKKI TUTUP KALDIRACAĞIZ YA DA EKONOMİK VERİLERİN ALTINDA EZİLMEYE DEVAM EDECEĞİZ

Türk Memurunun düşlerine;
Şelale gibi hayal ekip, süreç işin kertesine geldiğinde de; oyun içine oyun kuranların, sahneledikleri sahte tavırlarla sürükleyip götürdükleri çorak-kurak akıbette, hüsranı hasat ettirmelerine, tek damlaya muhtaç düşürmelerine daha ne zamana kadar izin vereceksin?!…
Yaşadınız gördünüz, santim değişme yok; sadece taktik değiştirerek günü kurtarıp, konum koruma derdindeler.
Ve hâlâ da “siz, ancak buna müstahaksınız!…” dercesine, sanal dünyanın hayal meyal şehvetli gezginleri kesilenler; yeni düşler üreterek, daha beter kara hüsranları; sizi, çoluğunuz, çocuğunuzla birlikte hepinizi biçtirenlere daha ne zamana kadar sabredeceksiniz?
Korku desek; Türk Memuru cesurdur, korkmaz.
Beklenti desek; “avucunuza düşene bir bakın, ne umdunuz ne buldunuz?” deriz…
Türlü makam ve mevkilerin nüfuzundan rol çalıp; “üstüne çıkanı kimliğine göre tartan kantar” gibi adaletsizliği derinleştiren, hak-hukuk sistemini-yasa ve yönetmelikleri delik deşik ederek sosyal huzuru tahrip edenlere karşı yapacağınız tek şey var.
O da;
Yakışıksız-biçimsiz-çirkin bir vücut gibi sırıtan tavır özürlerinin üstlerine hiç oturmayan, yakışık bir yan tutturamayanların; ellerine kendi elinizle yanılıp da verdiğiniz YETKİ’yi,
Yine kendi elinizle derhal ve HAK için hakikati haykırırcasına vakur davranarak alıp, LİYAKATLİ KADROLARIN GÜÇLÜ TEŞKİLATI olduğu tescilli olan TÜRK ULAŞIM-SEN’e yüreklice EMANET etmektir.
Ya hakkı tutup kaldıracağız birlikte,
Ya da her defasında süte su, bala zehir, hakka şeytanlık karıştırmakta mahir olanların kararttığı düşlerle perişan yaşamaya devam edeceğiz…
Tercih ilkin, her şeyden, herkesten ve her şeye rağmen sizin ADALETİN TEMİNATI OLACAK VAKUR bir duruş almanızda değil midir?
Bekliyoruz, yürekli ULAŞIMCI MESLEKTAŞLARIMIZI…
Sebep belki hatadır…
Belki daha iyisini ummaktandır,
Belki, aklını çelenlerin kuru vaat ve göz boyama sahtekârlığındaki mevsimlik-geçici başarılarıdır,
Her ne ise sebep, işte defalarca gördük; bellidir geldiğimiz kabak gibi akıbet…
Toplu Sözleşme’lerle aldıkları hiçbir hak enflasyona karşı memura korunak olamamıştır ki, refah düzeyimiz artsın!…
Liyakati tescilli TÜRK ULAŞIM-SEN yürekli-yetkin kadroları ile size hizmette sizden sadece YETKİ RUHSATI bekler.
Ondan sonra da size söyleyeceğimiz tek şey;
“Ne dediysek yaptık, yine yaparız!…
Başın düştüğünde dara, Türk Ulaşım-Sen’i ara!…”
Ve endişesiz, gailesiz bak huzurlu, şevkle çalışmaya, yaşamaya…
Selam, saygı ve dualarımla…
Mustafa Nurullah ALBAYRAK
Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı