Yazar - TÜRK ULAŞIM-SEN

SENDİKAMIZDAN HUKUK ZAFERİ

HHG

DHMİ Genel Müdürlüğü Personeli Yer Değiştirmeye İlişkin Usul ve Esaslar Yönergesinin 6.maddesinin (i) bendinin YÜRÜTMESİ DURDURULDU.

Sivas Nuri DEMİRAĞ Havalimanında görev yapan ARFF Memuru üyemiz tarafından, Sivas Barosu Genel Sekreteri aynı zamanda Türkiye Kamu-Sen Sivas  İl Avukatı Serhat ALBAYRAK aracılığıyla, Üyemizin 2016 yılında yapılmış olan atama sebebiyle hizmet puanından 3 puan düşürülmesine karşı  Danıştay İkinci Dairesi’nde açılan dava açılmıştı.

Açılan davada Av. Serhat ALBAYRAK tarafından, dava konusu yönergenin, 2016 yılında yapılan tayinden sonraki bir tarih olan 23.01.2019 tarihinde yürürlüğe girdiği; bu sebeple, yürürlük tarihinden sonra yapılacak atamaları kapsaması gerektiği gerekçe olarak gösterilmiş ve dava sonucunda Danıştay İkinci Dairesi tarafından, DHMİ Genel Müdürlüğü Personeli Yer Değiştirmeye İlişkin Usul ve Esaslar Yönergesinin 6.maddesinin (i) bendinin YÜRÜTMESİ DURDURULMUŞTUR.

Bu karar ile birlikte, Yönergenin yürürlüğe girdiği 23.01.2019 tarihinden önce yapılan tayinler nedeniyle, çalışanların hizmet puanından 3 puan düşürülmesinin önüne geçilmiştir.

Değerli DHMİ Çalışanlarına duyurulur.

 

MAHKEME KARARI İÇİN TIKLAYINIZ

YÜKLÜ KERVANA ÜREN İT ÇOK OLUR!…

MEKANIN SAHİBİ GERİ GELDİ… BEBELERİ PİSTTEN ALALIM…

YÜKLÜ KERVANA ÜREN İT ÇOK OLUR!…
1992’den 1981’i çıkarınca geriye ne kalır?
Rakamla; 11 Yazı ile; On Bir…
Nezaket kurallarını ihlal ederek; Türk Ulaşım-Sen’e, salyasını akıtıp sarkıntılığa yeltenenin, Türkiye Kamu-Sen’in fiilen kurulduğu yıl olan (yasal değil, icazetle değil, o dönem hükümete rağmen ve fiilen) 1992’deki yaşı; henüz 11…
Yani Türkiye Kamu-Sen’liler; hak, hukuk, adalet, haysiyet ve hakkaniyet şiarıyla Türk Memuru’nun hakkını eksiksiz almak uğruna 1992’lerde yollarda teşkilatlandırma tozu yutarken,
O yıllarda henüz 11 yaşında patlak topla oynarken yuttuğu sadece oyun alanı tozu olanların kavraması mümkün değil ki, daha eskilere gidip anlayıp tanımlayabilsin dünyanın kaç bucak olduğunu…

Cehaletle yazılan ithamdaki yanlışı düzeltelim; Türkiye Kamu-Sen, “Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu” TBMM’de 2001 yılında çıkarıldı ve aynı yıl yürürlüğe girdikten sonra YASAL STATÜ KAZANDI…
2002 yılında da ilk toplu görüşmeyi gerçekleştirdi.
Bu tarihten önceki süreçte de memurun gür sesi olmayı yüreklice beceren yegâne güçlü konumu ile muhatabı bütün hükumetleri MEMUR hakları ile KIRK düşünüp, BİR karar vermeye mecbur etti…

Bilmezsin o günleri. bak sana bir anekdot anlatalım; Dönem Refah Yol dönemi, yani Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi’nin ortaklığındaki Hükümet dönemi…
Türkiye Kamu-Sen yüksek direnci ile hükümeti sürekli silkeliyor, kendi itirafı ile o zaman bu durumdan çok rahatsız olanlardan birisi de Refah Partili Adalet Bakanı; Şevket Kazan…
O hükümet yıkıldı, yerine yeni bir hükümet kuruldu.
Türkiye Kamu-Sen yine aynı ilke ile yeni hükümet döneminde de haksızlığa karşı memurun hukukunu haykırmaya devam ediyor.
O süreçte Şevket Kazan Türkiye Kamu-Sen Genel Merkezine randevulu ziyarete geldiğinde, aynen şunları söyledi:
-Arkadaşlar, ben size, Refah Partisi adına özür dilemeye geldim. Biz sizi sadece bizim dönemimize mahsus bir itiraz infilakı yaratmakla suçluyorduk. Ama gördük ki, bizden sonraki, şimdiki hükümete de aynı üslup ve tutumla karşılık veriyor, itiraz ediyorsunuz. Bu yaptığınız da doğru sendikacılık…
Özrümüzü kabul edin…”

Bilmem anlatabildim mi?
Evet durum bu. İyi oku, ağır ağır oku da düzgün anla; Türkiye Kamu-Sen’in kimliğine oturacak tanım da bu siyasi beyanın içindedir.
Ve hâlâ da öyledir…

Tilki şaşırınca kar yermiş…
Ulaştırma hizmet kolundaki mesai arkadaşlarımızın doğruları görüp, sendikamıza olan ilgileri, paçaları dolaştırdı…
Çabalamayın; hakikat şu ki; “su ne kadar yeğin (yüksek debili) akarsa aksın, herkes tası kadar su alır.”
Çap ancak bu kadar…
Ne yapsın zavallı…
O da gitmiş 12 Eylül Darbesi öncesinden gelenlerin mazisini kantara vurmaya kalkışmış, iliştiği ağırlığın da altında kala kalmış… Anlatalım da başına iş almayasın…
Bilimsel tanımı ile SOSYAL HAKİKAT ÇARPITMASI; “Uğranılan toplumsal itirazı, baskıyı karşılamaya güç yetiremeyen, dayanağı, hakkı, takati, cürmü ve yüzü olmayanların, etrafına çamur saçması”dır.
Zira açık düşmüştür, acınası haldedir.
Çarpıtıyor. İmdada muhtaçtır.
Biz yine de edep dairesinde kalalım, insaflı davranalım…
Ustasıyla güreşe tutuştu, yanlış paçadan tuttu, kündeye geldi…
Özetle dikkatini çekelim; sen de pek aran olmadığı besbelli olan yakın Türkiye tarihini öyle çok eskilere gitmene gerek yok; henüz geçmiş olan, şahitleri, mağdurları da hâlâ yaşayan, maziyi geriye doğru çevir incele, sonra gel konuşalım….
Biz kimsesizlerin kimsesi, sessizlerin gür sesi olmak yolunda hakkımızı, hukukumuzu haykırarak giderken, Devlete ve topluma sızanların kurşunlayıp astıkları, 12 Eylül’deki zalim darbecilerin ahlaksız yargı hükümleri ile sürdükleri dar ağacının önüne; “AllahuEkber” haykırışıyla tekbirle yürüyen, asılan yiğitlerin soyundanız.
Gençliğe saygılıyızdır, ama giriştiğin ithama bakınca; yaşın hiç müsait değil, kavrama yeteneğindeki yetersizliğini mazur görüyoruz, bari o kuşaktan olan ağabeylerine, amcalarına bir sorsan da anlatsalardı…
Hatırlatalım!…
Şükür ki, ağır işkencelere rağmen, o zalimler bile; hırsızlıktan, yolsuzluktan, rüşvetten, inanç ticaretinden tek bir soru dahi sormadı, soramadılar o kuşağın mensuplarına!…
Mazimiz böyle övünülesi bir mazi…
Allah şaşırtmasın!…

Neren ağrıyor?
Peki, sen kimin memurusun?
Dürüst ol.
İlkin onu bilelim; önce kendi, resmiyetini, konumunu, aidiyetini tanımla bakalım, neymişsin?…
Ağır ol…
Evet, millî rafinaja sokarak hem devlete sızan emperyal maşalarını ayıklama, hem de hükümetlerin mağdur duruma düşürdüğü mazlum Türk Memuru’nun hak mücadelesini yiğitçe verme kavgası içindeyiz, öylece de kalacağız…
Çizgimiz budur ve değişmeyecektir…

DİĞER KONU…
KAFAMIZDAKİ HER DAİM “EDEP” KALPAĞIDIR…
Bizim töremizde, saygın, itibarlı, dürüst, güvenilir, ilkeli ve şahsiyetli her kişiye saygı vardır ve o saygının gereğini de kibre, beklenti veyahut tenezzüle, tamaha düşmeksizin hakkı oranınca yerine getirecek edebimiz de vardır, daima da olacaktır…
Ayıp ve çirkin olan EDEPSİZLİKTİR…
Edep ve terbiye tarlasından geçmeyen de semtimize uğrayamaz, bize ilişemez.

Omuzumuza yüklenip, temsil ettiğimiz SAYGINLIK, Türk Ulaşım-Sen ve Türkiye Kamu-Sen’in bütün mensuplarının gücünden sökülüp gelen itibarı, tertemiz şerefidir, haysiyetidir.
Başka bir sıklete muhtaç değiliz, TEŞKİLATIMIZA, ÜYELERİMİZİN VAKARINA LAYIK OLMAYA çalışmamızı, onları tertemiz temsil etmenin titizliğiyle davranış göstermemizin anlamını kavramaktan acizlere de teferruat anlatmaya gerek görmüyoruz.
Bununla da iftihar ediyoruz!…

Gözü ağrıyana ortopedik ilaç, öyle mi?
Gözü ağrıyana, ortopedik rahatsızlığa dair ayak kırığı ilacı yazmaya kalkışan acemi, şaşkın doktor gibi cevap vermeye kalkışıp ARFF Teknikerliği ile Teknisyenliğini dahi ayırt edemezken, aynı konuşmasında Toplu Sözleşme Masasında Havacılık Tazminatı ve Arff Memurlarına Teknikerlik unvanı verilmesi başta olmak üzere tüm sorunların çözüleceğini sözünü vermişti. HANİ… NE ÇÖZÜLDÜ… NEYİ ÇÖZDÜNÜZ…Şimdi de Toplu Sözleşmede çözemediğimiz konuları Genel Müdürlerle mi çözeceğiz DİYORMUŞSUNUZ. YAV HE HE… AZ ÖTEDE OYNAYIN SENDİKACILIĞINIZI…

Biz diyoruz ki; “Türk Memuruna; hayal ekip hüsranı biçtirdiler, ikiyüzlü davrandılar, almak şöyle dursun; bir de üste vererek masada cebimizdekini de üttürdüler, kaybeden mağdurlar topluluğu haline düşürdüler, FAKİRLEŞTİRDİLER koca bir kitleyi, ona çare bulalım”, yaşı hiç müsait olmadığı halde o gidiyor Türkiye Kamu-Sen’in mazisine musallat oluyor…
Gülünç duruma düşüyor.

De bakalım; 10 yıl yetkili kaldığınız TÜVASAŞ’ta neden bir kez bile KİK (Kurum İdari Kurulu) toplantısı yapmadınız, yaptırmadınız?
Neden?
Türk Ulaşım-Sen’in yeniden aldığı yetki gücü ile TÜVASAŞ’ta hemen yaptırdığı KİK ile memur arkadaşlarımıza neleri kazandırdığından haberin var mı?

Mesala Türkiye Kamu-Sen ve Türk Ulaşım-Sen yetkili olduğu dönemde Aile Parası, Çocuk Parası, Denge Tazminatı, ARFF personelinin yardımcı hizmetlerden idari hizmetlere geçirilmesi, ücretsiz seyahat hakkı, permi, havacılık tazminatı… Bunların hepsi Toplu Görüşmelerde alındı. O zamanlar daha toplu sözleşme yoktu, bilmezsin de hatırlatalım dedik.

Türkiye Kamu-Sen 2002 ten itibaren yasal statü ile yetkili konumda kaldığı süre içinde memurun kazancını YÜZDE 130 artırdı.
Bunun karşılığında siz ne kazandırdınız, ne kadar artırdınız?
Onu niye yazmazsın?
MEMURUN MAĞDURİYETİNDEN NİÇİN YAZMAZSIN?
Mesele memurun mağduriyeti, çaresizliği, istismar edilerek açık düşürülmesidir.
Emeğin peşkeş çekilmesi,
Alın terinin yürekleri de buz gibi kesip üşüten soğuklukta akmasına sebep olunmasıdır.
Müsebbibi olduğunuz mağduriyetlere dair, üstünde ciddi düşünülecek tek kelime bir ima bile yok…
Mevsimini bulmadıkça yeşeremeyen söğüt çayırı olanlar, yanaşma kisvesinden çıkmadıkça ciddiye de almıyoruz.

BİZİMKİ MESAİ ARKADAŞLARIMIZIN DERDİ, TASASIDIR…
Muhatabımız, yetkili oldukları dönemde “MIŞ GİBİ” sendikacılıkla rol çalanların; gadre, mağduriyete, hak ziyanına, geçim darlığına uğrattıkları mesai arkadaşlarımızdır.
Biz onların dertlerine yanıyor, onlar için uyurken bile tek gözümüzü açık tutarak çare arıyoruz, bu tutmuş şahidi olması şöyle dursun, hiç görüp bilmediği sularda kulaç atmaya kalkıyor…
Boğulacaksın, kenara çekil.
Bırak, bizi; mazimizle birlikte o dönemleri bilenler, yaşayanlar, faydalananlar ve şimdiki mağduriyetin pençesinde kıvrananlar bilsin, tanımlasın.
Dünkülerin haddi de hakkı da değil…
Olmayacak…GİT ÖTEDE OYNA

Mustafa Nurullah ALBAYRAK
Türk Ulaşım Sen Genel Başkanı
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkan Yardımcısı

TÜVASAŞ KURUM İDARİ KURULU TOPLANTI TUTANAĞI YAYINLANDI

Ezici bir çoğunlukla Yetkili Sendika olduğumuz TÜVASAŞ Genel Müdürlüğünde, daha önceki yetkili sendika tarafından yıllardır yapılmayan Kurum İdari Kurulu toplantısı, sendikamızın yetkiyi almasından sonra uzun bir aranın ardından tekrar gerçekleştirilmişti.

TÜVASAŞ Genel Müdür Vekili Sayın Dr.Yakup KARABAĞ’ın başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda  TÜVASAŞ Genel Müdürlüğünde görev yapan çalışanların adına bir çok talepte bulunulmuş ve sendikamız tarafından gündeme alınan başta ” TCDD ve Bağlı Ortaklıklarında ödenmesi gereken Kataner Tazminatından TÜVASAŞ çalışanlarının da faydalandırılması” olmak üzere bir çok konu  üzerine istişarelerde bulunulmuştur.

Kurum İdari Kurulu toplantısında görüşülen konular imza altına alınarak tutanak haline getirilmiştir. Değerli TÜVASAŞ Çalışanlarına hayırlı olmasını dileriz.

20191105121754_00001

 

20191105121754_00002

GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULU TOPLANTIMIZ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Toplantımız, Şube Başkanlarımız ve İl Temsilcilerimizin katılımı ile “Haklı Dava, Güçlü Sendika” teması adı altında Antalya’da gerçekleştirilmiştir. İstişare Toplantısı’nda ülkemizin gündeminde yer alan konular ile kamu görevlilerimizin ekonomik ve sosyal durumları ile toplu sözleşme görüşmelerine ilişkin konular ele alınmıştır.

YETKİ YÜRÜYÜŞÜMÜZÜ ANTALYA’DAN BAŞLATTIK

Şube Başkanlarımız ve İl Temsilcilerimizin katılımıyla gece geç saatlere kadar gerçekleştirilen istişare toplantılarında ulaştırma hizmet kolunda yer alan kurumlarımızda yaşanan sorunlar başta olmak üzere, fiyasko ile sonuçlanan ve hiçbir hakkın alınamadığı toplu sözleşme, Havacılık Tazminatı, ARFF Memurlarına Teknikerlik unvanı verilmesi, Makinistlerin, TTM’lerin, Teknisyenlerin, Teknikerlerin, Apron Memurlarının, Hat Bakım Onarım Memurlarının ve diğer unvanlarda görev yapan arkadaşlarımızın yaşamış oldukları sorunlar ile ilgili istişarelerde bulunuldu. Gerçekleştirilen toplantılarda ayrıca 2020 yetki döneminde yapılacak çalışmalar ile izlenilecek yol haritası belirlendi.

BELİRLENEN YOL: BİRLİK BERABERLİK İÇİNDE HEP BİRLİKTE GENEL YETKİLİ SENDİKA OLMA YOLUDUR.

Yapılan Genişletilmiş Başkanlar Kurulu toplantılarımızın sonuçları itibari ile tüm ulaştırma hizmet kolunda görev yapan arkadaşlarımıza için hayırlara vesile olmasını dileriz. Toplantımızın sonuç bildirgesi önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacaktır.

Gerçekleştirilen toplantıda ayrıca, Sivas Barosu Genel Sekreteri Sayın Av. Serhat ALBAYRAK tarafından, Kamu Görevlilerinin yargısal hakları ve Mobbing Davaları, TRT Ana Haber Spikeri Sayın Tunç TUNCER tarafından ise, İkna Kabiliyeti, Kurumsal İletişim ve Stres Yönetimi ile ilgili katılımcılara eğitim verildi.

74649815_2060461680722043_4660532840398585856_n 73361273_2060462020722009_1660241340803317760_n 75540086_2061506927284185_2352344843465785344_o

74620824_2060461857388692_4003513263424798720_o 73276034_2060462120721999_7440008131297411072_n 73190731_2060462187388659_3473460912654909440_n

74584822_2058125320955679_5926745381726584832_o 74160237_2058143804287164_1046599842597437440_o

 

ACI KAYBIMIZ

bbb

Sendikamızın Eski Genel Başkanı Nazmi GÜZEL vefat etmiştir. Sendikal mücadelemize büyük katkılar ve emekler veren Nazmi GÜZEL’e Cenab-ı Allah’tan rahmet, kederli ailesine baş sağlığı dileriz.

CAMİAMIZIN BAŞI SAĞ OLSUN

Not: Cenazesi yarın(19.10.2019) ikindi namazına müteakip Karşıyaka Mezarlığına defnedilecektir.

 

BİLECİK’TE ÜZÜNÜ TREN KAZASI. İKİ MAKİNİST ARKADAŞIMIZ ŞEHİT OLDU

Eskişehirden yola çıkıp Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattını kontrol amacıyla ilerleyen kılavuz makina, Bilecik merkeze bağlı Ahmetpınar köyü sınırları içindeki tünelde raydan çıkarak duvara çarpması sonucu makinist arkadaşımız üyelerimiz Sedat YURTSEVER ve Recep TUNABOYLU hayatlarını kaybederek şehit oldu.

Türk Ulaşım-Sen olarak, kaza haberini alır almaz Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK olay yerine intikal ederek incelemelerde bulundu.

Hayatını kaybeden arkadaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, ailelerine baş sağlığı ve sabır dileriz.

Camiamızın ve TCDD camiasının başı sağolsun.

NOT:

20.09.2019 tarihinde saat 11.00’da  görev şehidi arkadaşlarımızın Recep Tunaboylu ve Sedat Yurtsever icin TÜLOMSAŞ Genel Müdürlüğü önünde tören düzenlenecektir.

Recep Tunaboylu’nun cenazesi yarın(20.09.2019) Yesiltepe mahallesi Recber Riza Tarim camiinden cuma namazina muteakip kaldirilip, Asri mezarligina defnedilecektir.

Sedat Yurtsever in cenazesi yarin(20.09.2019) Batikent mahallesi Seyrantepe Camiinden Cuma namazina muteakip kaldirilip, Sevinc mahallesine defnedilecektir.

DSC_0300

DSC_0348 DSC_0337 DSC_0324 DSC_0307

BÜTÇE ONLARINSA, MEYDANLAR BİZİM

66
Hükümetin memura teklif ettiği zam oranlarını Türkiye genelinde ve başkent Ankara’da Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önünde eş zamanlı olarak protesto ettik.
Yoğun kalabalık eşliğinde gerçekleşen eylemimizde hükümetin zam teklifini protesto eden kamu görevlileri ve emekliler “Sefalet zammını kabul etmiyoruz” diyerek, yeni bir teklif paketi hazırlanmasını istediler.
 
Katılımcıların attığı “Sarı sendika istemiyoruz” sloganları ile inleyen Çalışma Bakanlığı binası önünde hazırlanan sarı balonlar da patlatılarak, yetkili konfederasyona “Masada memuru pazarlamayın” uyarısında bulunuldu.
 
KAHVECİ: ÇARŞI, PAZARIN HALİ ORTADAYKEN BU ZAM TEKLİFİ MEMURA UYMAZ!
 
Protesto eylemimde konuşan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, “Biz buçuklu toplu sözleşmeleri çok gördük, memurun masada yarım puana nasıl terk edildiğine hep beraber şahit olduk. Birilerini bilmeyiz ama bu teklif bu bütçeyi kurtarmaz; %4’ler filan bize uymaz!” diyerek, “Buradan bir kere daha ilan ediyorum: Toplu sözleşme görüşmeleri normal seyrinde ilerlemiyor! Ne yetkili konfederasyon ne de işveren tarafı konuları müzakere etmeye yanaşmıyor. Sözleşmelilere kadro, vergi dilimleri, 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetliler, bütün ek ödemelerin emekliliğe sayılması, memurlara da bayram ikramiyesi verilmesi, liyakati yerle bir eden, adaletsizliğin kaynağı mülakatın kaldırılması gibi bütçeye getireceği ekonomik yükü sınırlı olan ya da hiçbir mali yük teşkil etmeyen konular masadan kaçırılıyor. 20 gündür, masayı verimli kullanmayıp pazarlıkları heba edenlerin, iki günde ne yapabilecekleri soru işaretidir” dedi.
 
Genel Başkan Önder Kahveci açıklamasında şu satırlara yer verdi;
 
“Hepinizin bildiği gibi 3 milyon memur, 2 milyon emekli, aileleriyle birlikte 20 milyon vatandaşımızı doğrudan ilgilendiren, nüfusumuzun 4’te 1’inin iki yıllık geleceğini şekillendirecek toplu sözleşme görüşmeleri büyük bir hayal kırıklığına doğru gitmektedir. Geçtiğimiz yıl gerçekleşen resmi enflasyon %20,3 oldu. 4 kişilik ailenin vaz geçemeyeceği, zorunlu harcama tutarı 1032 lira artarken memur maaşlarına koca bir yıl için toplam 441 lira zam yapıldı. TÜİK’in açıklamasına göre yalnızca kiraya son bir yıl içinde gelen zam 100 lira. Ailenin aylık gıda harcamasına gelen zam ortalama 197 lira. Doğalgaza bir yıl içinde gelen zam %18,6. Elektriğe %34,8 zam yapılmış. Mutfak yangın yerine dönmüş, memurun, emeklinin bütçesi tarumar olmuş… Hem resmi rakamlar hem de yaptığımız hesaplar, memur ve emeklinin alım gücünün düştüğünü gösteriyor.
 
Hayat pahalılığının bütün zorluklarını hep birlikte yaşıyorken memura ve emekliye reva görülen zam, revize edilmiş hali ile 2020’nin tamamı için %8,2; 2021’in tamamı için %6,1… Teklifler böyleyken şu anda yıllık enflasyon, yaz ayları olmasına rağmen %16,65. Çarşının, pazarın durumunu görüyoruz; sadece kira ve gıda son bir yılda 297 lira zamlanmışken, bize son olarak teklif edilen %4; önümüzdeki yılın ilk 6 ayında ortalama maaşa 160, en düşük maaşa 120 lira artış demek. Bu ne anlama geliyor arkadaşlar? Hükümet, enflasyon hedefinin bile altında zam teklif ederek resmen bizleri sefalete sürüklüyor. Biz buçuklu toplu sözleşmeleri çok gördük, memurun masada yarım puana nasıl terk edildiğine hep beraber şahit olduk. Birilerini bilmeyiz ama bu teklif bu bütçeyi kurtarmaz; %4’ler filan bize uymaz! Biz, bütün taleplerimizin haklı gerekçelerini açıklıyor, resmi verilerle destekliyoruz. Kamu işveren tarafından da %4+4 zammın gerekçesini bekliyoruz. Hedefiniz nedir, amacınız nedir? Enflasyon hedefinin %9,8 olduğu yerde memura %4+4 zam teklif etmenizdeki gerekçeniz nedir? Biz, toplu sözleşmenin başından beri hep “Hedef enflasyona endeksli maaş zammından vaz geçin” dedik. Ama bu konuda bile bizi yanlış anladılar. Biz “Enflasyonun üzerinde zam yapın, refah artışı sağlayın” dedik. Onlar, enflasyon hedefinin de altında teklif ettiler.
 
KAHVECİ: 20 GÜNDÜR MASAYI VERİMLİ KULLANMAYANLAR, ŞİMDİ 2 GÜN DAHA İSTİYOR
 
Biz refah istedik; onlar sefalet önerdi. Biz, ekonomik kurtuluş istedik; onlar, “Esarete devam” dedi. Bu teklif, 20 milyon vatandaşımızı adeta ateşe atmak anlamı taşıyor. Bu teklif, bizlere başınızın çaresine bakın demek oluyor.
 
Buradan bir kere daha ilan ediyorum: Toplu sözleşme görüşmeleri normal seyrinde ilerlemiyor! Pazarlıkların başından beri ısrarla bir müzakere sürecine geçilmesi gerektiğini ifade ettim.
 
Ne yetkili konfederasyon ne de işveren tarafı konuları müzakere etmeye yanaşmıyor. Sözleşmelilere kadro, vergi dilimleri, 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetliler, bütün ek ödemelerin emekliliğe sayılması, memurlara da bayram ikramiyesi verilmesi, liyakati yerle bir eden, adaletsizliğin kaynağı mülakatın kaldırılması gibi bütçeye getireceği ekonomik yükü sınırlı olan ya da hiçbir mali yük teşkil etmeyen konular masadan kaçırılıyor. Maliyeti dahi olmayan konularda yıllardır çözüm bekleyen milyonlarca memur ve emeklinin beklentilerini boşa çıkarmak vicdani değildir. Neden yetkili konfederasyon hiç olmazsa bu konularla ilgili müzakereden 20 gün boyunca imtina etmiştir? Biz toplu sözleşmenin başından beri bütün meselelerin masaya getirilip müzakere edilmesi için mücadele ediyoruz.
 
20 gündür, masayı verimli kullanmayıp pazarlıkları heba edenlerin, iki günde ne yapabilecekleri soru işaretidir.
 
KAHVECİ: BU TEKLİFİ KABUL ETMİYOR, YOK SAYIYORUZ
 
Süreç henüz sonlanmamışken, bir şansımız daha varken sözleşmeliler, vergi dilimleri, yardımcı hizmetliler, ek gösterge, bayram ikramiyesi gibi az önce ifade ettiğim konularda adım atılması yönündeki ısrarımızı bir kere daha yineliyorum. Gelin bir memur paketi hazırlayalım ve bu saydığım konuları 1 Ekim’de TBMM gündemine getirerek memurların yaralarını saralım.
 
Bizim üretimden gelen gücümüz var. Bizim birlikteliğimizden gelen gücümüz var. Kamu görevlileri ve emeklilerle adeta alay edenlere verilecek güçlü bir cevabımız elbette vardır. Milyonlarca dar ve sabit gelirliyi enflasyona ezdirecek bu yaklaşımı kabul etmiyor, bu teklifi yok sayıyoruz. Kamu işveren tarafından tez zamanda mali ve diğer taleplerimizi içeren yeni bir teklif paketi sunmasını istiyoruz. “Eylem kültürümüz var” diyenleri de bu kültürlerini bir kere olsun memur ve emekliler için hayata geçirmeye davet ediyor, alanlara bekliyoruz. 420 bin üyemizle, haklarımız için yapılacak her türlü mücadeleye yasal sınırlar içinde olmak kaydıyla desteğe hazır olduğumuzu buradan bir kere daha ilan ediyoruz.
 
Bizim mangal gibi yüreğimiz, çelik gibi bileğimiz, hiç kimseye teslim etmediğimiz hür irademiz var. Bütçe onların, meydanlar bizimdir.
5DSC_0064 5DSC_0048 5DSC_0060
5DSC_0091 5DSC_0093 5DSC_0106 5DSC_0196
5DSC_0128 5DSC_0127

KAMU KAMP TESİSLERİNDE İNDİRİMLİ TATİL İMKANI

kamukamp

 

Madrasa Akademi Turizm Seyahat Acentası ile üyelerimize özel indirim anlaşması imzalandı.

Acentaya bağlı KAMU KAMP adlı tesisler 27 Haziran 2019- 31 Eylül 2019 döneminde TÜRKİYE KAMU-SEN üyelerine özel fiyatlar ile tatil yapma fırsatı sunuyor.

DETAYLAR İÇİN:

0 312 219 55 96-97-98 NOLU TELEFONLARDAN BİLGİ ALABİLİRSİNİZ.

WEB  : https://kamukamp.com/

 

Fiyatlar ve İndirim Sözleşmesi için tıklayınız

V.DÖNEM TOPLU SÖZLEŞME SEKTÖREL TALEPLERİMİZİ AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI SAYIN ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK’A İLETTİK

Önümüzdeki günlerde başlayacak ve 2020-2021 yıllarını kapsayacak olan V. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmeleri için Sendikamız tarafından, titizlikle hazırlanan ve ulaşım çalışanlarının yaşadıkları sorunların ortadan kaldırılmasına yönelik sektörel taleplerimiz, Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK tarafından, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Zehra Zümrüt SELÇUK’a iletildi.

V.Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinin geçmiş yıllarda ki gibi, kamu çalışanlarının sorunlarının görülmezden gelindiği, ciddiyetten uzak bir masa olmaması dileğiyle, mali ve sosyal haklarının geliştirilmesine vesile olmasını temenni ediyor, başta ulaşım çalışanlarına ve tüm kamu çalışanlarına hayırlı olmasını diliyoruz.

75d066cc-3884-449c-8ad6-ffc3a63af984

4272ddb6-44cb-4eee-bbe4-d81b04140fe1

700344ed-5070-4bd5-8b9f-74469e0e86dc

cb79534d-d720-436e-bc90-bf06ed3a02d9

24e67973-ad53-4c3b-95c6-c079d56a944a

TOPLU SÖZLEŞME TALEPLERİMİZİ AÇIKLADIK

Toplu Sözleşme görüşmelerine sayılı günler kala Türkiye Kamu-Sen olarak zam oranlarını ve öne çıkan taleplerimizi açıkladık.

Basın kuruluşlarının yoğun ilgi gösterdiği toplantıya Türkiye Kamu-Sen  Genel Başkanı Önder Kahveci, kamu çalışanlarının öncelikli sorunlarını dile getirerek kayıpların telafi edilmesini istedi. Kahveci, 2020 Ocak ayından itibaren taban aylığa seyyanen net 600 TL telafi ödemesi, buna ek olarak 2020 için yüzde 10+10, 2021 için yüzde 8+8, ve her yıl için yüzde 3 refah payı ödemesi şeklindeki mali talepleri kamuoyuyla paylaştı.

Genel Başkan Önder Kahveci’nin yaptığı basın açıklamasının tam metni aşağıdaki gibidir;

“Kamu görevlilerinin ve emeklilerinin 2020-2021 yıllarında alacakları maaş zamlarının, sosyal ve özlük haklarının belirleneceği 5. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmeleri 1 Ağustos Perşembe günü başlayacaktır. Türkiye Kamu-Sen, 2020 ve 2021 yıllarını kapsayan Toplu Sözleşme süreciyle ilgili olarak çalışmalarını tamamlamıştır. Her şeyden önce, belirtmek isterim ki, memurlarımız yaklaşık 800 bin kilometrekarelik alana sahip vatanımızın en ücra köşelerine kadar hizmet götüren yegâne çalışanlardır ve ülkemizin her noktası, büyük şehirler kadar gelişmiş imkânlara sahip değildir. Birçok kamu kurum ve kuruluşunun özellikle taşra teşkilatlarında, elverişsiz çalışma ortamlarında, yetersiz araç gereç ve kısıtlı kaynaklarla, görevini en iyi şekilde yerine getirmek için canını dişine takıp çalışan memurlar adeta unutulmuş durumdadır. Bu durumdaki birçok memurumuzun sorunu ekonomik olmanın da ötesinde, insanlık dramı boyutuna ulaşmıştır.

Yerel yönetimlerde bırakın maaş zammını aylardır maaşını alamayan, sigorta primleri yatmayan kamu görevlilerimiz bulunmaktadır. Toplu sözleşme görüşmeleri, kamu görevlilerinin ve emeklilerinin bir kangrene dönüşmüş bulunan sorunlarının çözülebileceği tek yerdir. Ancak 4688 sayılı Kanunun eksik ve yanlış hükümleri; toplu sözleşme görüşmelerini yalnızca mali ve sosyal haklarla sınırlayarak memurlarımızın yer değiştirme, atama, yükselme, disiplin, unvan değişikliği gibi sorunlarını yok saymakta; memur meselelerini adeta masadan kaçırmaktadır. Kanundaki bu sınırlama yetmiyormuş gibi, idareciler tarafından yetkilendirilmiş çakma sendikaların, iktidara payanda olma gayretleri sonucunda memurlar, toplu sözleşme masasında gerçek anlamıyla temsil edilememekte, sesleri yeterince duyulmamaktadır. Bu sorun ilk olarak 2012 yılında sözde yetkili sendika tarafından Kamu Görevlileri Hakem Heyeti’ne gönderilen akademisyenin Hükümetin maaş artış teklifini kabul etmesiyle kendini göstermiş, 2013 yılında ise kâğıt üstünde yetkili konfederasyonun iki gün içinde imzaladığı ve hükümetin ilk teklifinin bile altında kalan anlaşma ile başka bir boyut kazanmıştır.

2015 yılında %1,8’lik enflasyon farkının gasp edilmesi, 2017 toplu sözleşmelerinin kamu görevlilerinin ekonomik olarak iflas belgesi haline gelmesi, bütün memur ve emeklilerimizin hafızalarındadır. Şimdi ise artan enflasyonu, düşen alım gücünü, eriyen maaşları bir kenara bırakıp masaya tek başına oturmayı talep ederek pazarlıkları sulandırma gayretine düşmüşlerdir. Kamu görevlilerinin ve emeklilerin eriyen maaşları için bir şeyler yapmaya cesaret bulamayanlar, dayanışma aidatı talebini toplu sözleşmenin odağına oturtarak yalnızca kendi kasalarını doldurma peşinde koştuklarını da bir anlamda itiraf etmektedirler.   Hatırlarsanız, Türkiye Kamu-Sen’in yetkili olduğu dönemde biz, diğer konfederasyonları masadan kaldırmaya çalışmak yerine tüm sendika ve konfederasyonları kucaklayıp, bütün talepleri ortaklaştırmıştık. Bu sayede de yıllık ortalama enflasyonun %13,5 olduğu bu süreçte, her yıl ortalama %31,4 maaş zammı almayı başarmıştık. Üstelik bu dönemde toplu sözleşme hakkı yoktu ve mutabakat metinleri de bağlayıcı değildi.  Malum konfederasyonun yetkili olduğu dönemde ise yıllık enflasyon ortalama %14 oldu ama memur maaşları bütün ödemeler dahil ortalama %17,4 arttı.

Düşünün aynı enflasyonun gerçekleştiği dönemlerde toplu görüşmeyi bir memur şölenine döndüren Türkiye Kamu-Sen’in maaşlara %31,4 ortalama katkısı diğer tarafta ise kendisini yalnızlaştırıp, pazarlıkları değersizleştiren ve enflasyon oranında zam almayı tarihi başarı olarak gören bir anlayış var.

İşte biz sesimizi kısma, memurlarımızın geniş anlamda temsil edilmesini engelleme arzusunda olanlara rağmen üzerimize düşen görevi yerine getirecek ve kamu görevlilerinin haklarını bütün imkânlarıyla korumaya ve geliştirmeye çalışacağız.

Türkiye Kamu-Sen olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da en önemli talebimiz, kamu görevlilerinin hakkı olan toplu sözleşmenin, grev ve siyasete katılma ile birlikte kullanılabilmesi ve uluslararası ölçekte bir toplu sözleşme sistemine geçilmesi yönündedir. Bunun sağlanabilmesi için de genel toplu sözleşme görüşmeleri ile hizmet kolu toplu sözleşmeleri birbirinden ayrılmalı, farklı zaman ve zeminlerde gerçekleştirilmeli, bu yolla sendikaların gerçekleştirdiği hizmet kolu toplu sözleşmeleri daha etkin hale getirilmelidir.

4688 sayılı Kanunun 32. maddesi ile yerel yönetimlerde çalışanlar için getirilen sosyal denge sözleşmelerinin yerel yöneticilerin keyfiyetine bırakılması neticesinde bazı belediyeler sosyal denge sözleşmesi imzalarken bazıları imzalamamakta, farklı belediyelerde imzalanan sözleşmelerin tutarları da farklı olduğu için kamudaki ücret adaleti yok olmaktadır. Bu nedenle sosyal denge sözleşmelerinin zorunlu hale getirilmesi ve gerçekleştirilecek hizmet kolu toplu sözleşmeleri ile tüm memurların sosyal denge sözleşmesinden faydalanması sağlanmalıdır.   Mevcut düzende toplu sözleşmeyi imzalamaya veya Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvurmaya yetkili yegâne merci çalışanlar adına Kamu Görevlileri Sendikaları Heyet Başkanı olarak belirlenmiştir.  Bu hükmün, sendikal örgütlenme ve toplu pazarlık hakkına nasıl bir darbe vurduğu geçtiğimiz toplu sözleşmede ortaya çıkmış, memur ve emekliler bir tek kişinin keyfi kararı nedeniyle büyük zarara uğratılmıştır.  4688 sayılı Kanuna göre gerek genel gerekse hizmet kolu toplu sözleşmeleri, sendikalı sendikasız bütün kamu görevlilerini etkileyen bir hukuki metindir.

Bu nedenle kamu görevlilerinin tamamını temsil etmeyen bir konfederasyona bütün kamu görevlileri ve emekliler adına bağlayıcı karar alma yetkisinin verilmesi, toplu pazarlık görüşmelerinin mantığına ve demokratik ilkelere aykırıdır. Kanuna göre, bir sendikaya üye olan kamu görevlileri hakkında toplu sözleşme yapma yetkisi, bir başka sendikaya devredilmektedir ki, böyle bir durum ne örgütlenme özgürlüğü ne de kişilerin tercih haklarına saygı sınırları içinde değerlendirilemez.  Kaldı ki, Kanun toplu sözleşmeyi bağıtlama hakkı elinden alınan sendika ve konfederasyonlara Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvuru hakkı da tanımamaktadır.  Böyle bir uygulamanın uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu açıktır. Bu amaçla; masada bulunan her bir konfederasyonun Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvurabilmesini sağlayacak bir düzenleme yapılmalı, Kurul, Hükümetten bağımsız karar verebilecek bir şekilde yeniden düzenlenmelidir.

Değerli basın mensupları,

Demokrasilerde sivil toplum örgütleri hayati önem taşımaktadır.  Ülkemizde demokrasinin mümkün olan en geniş anlamıyla yerleşmesi için, toplumun karar alma sürecine dâhil edilmesi zorunludur. Sivil toplum örgütlerinin varlık nedeni budur. Daha fazla demokrasi için başta sendikalar olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşlarının etkinliğinin artırılması, karar alma sürecine dâhil edilmesi ve yönetişim anlayışının geliştirilmesi için daha fazla gayret göstermelidir. Çalışanlara, masa başında hazırlanan enflasyon hedefi doğrultusunda ücret artışı yapıldıktan sonra çalışanların ve vatandaşların gerçek enflasyon karşısında kaderiyle baş başa bırakılması kabul edilemez.  Yıllardır, vatandaşlarımızın zorunlu olarak tükettiği mal ve hizmet fiyatlarındaki artışlar, memur maaşları için temel kabul edilen enflasyon oranının üzerinde gerçekleşmektedir.  Bu nedenle kamu çalışanlarının ücretleri mal ve hizmet fiyatlarında yaşanan artışlar karşısında her yıl erimektedir.  Geçtiğimiz dönem imzalanan toplu sözleşme gereği 2018 yılı için memurlara %4+3,5 zam yapılmıştı.  Enflasyon farkı da eklendiğinde memurlara geçen yıl toplam %14,8 zam yapıldı ama enflasyon %20,3 oldu.  Dolayısıyla resmi enflasyona göre bile 2018 yılında memur maaşları %5,5 eridi.  Sonradan ödenen enflasyon farkı ise erimeyi durdurmak yerine geçici bir çözüm olmaktadır.  Maaşların döviz kuru karşısındaki durumu ortadadır.

2013 yılında 1049 dolar olan ortalama memur maaşı 710 dolara düştü; memur maaşı aylık 339 dolar eridi.  2002 yılında ortalama memur maaşıyla 22,1 çeyrek altın alınabilirken bu rakam bugün 9,7’ye geriledi.  Sadece 2018 yılında 4 kişilik ailenin zorunlu harcamaları tam bin 32 lira artarken memur maaşındaki artış enflasyon farkı da dahil aylık ortalama 441 lirada kaldı.  Yani harcamalar bin 32 lira gelir ise 441 lira arttı; aile bütçesi 2018’de aylık 591 lira açık verdi.  Maaşlar %17,3 eridi.  Durum böyle iken, sermaye sahiplerine sürekli vergi indirimleri, aflar, teşvikler getiriliyor ama bütün yük adaletsiz vergiler yoluyla bizlerin üstüne yıkılıyor.   İşte bu yüzden ülkemizin kaynaklarını adilce paylaşalım diyoruz, adil bir gelir dağılımı istiyoruz. Amacımız kamu çalışanlarını ve emeklileri insanca yaşayabileceği bir ücrete kavuşturmaktır.  OECD ülkeleri içinde en zengin kesimle en yoksul kesim arasındaki uçurumun en büyük olduğu, gelir dağılımının en bozuk olduğu, yoksulluk oranının en yüksek olduğu ülke konumundan kurtulmak istiyoruz.

Kıymetli arkadaşlar,

Türkiye Kamu-Sen olarak taleplerimizin tamamını bilimsel ve ekonomik gerekçelere dayandırıyoruz.  Bugüne kadar dayanağı olmayan, toplumsal geçerliliği bulunmayan hiçbir talebi toplumumuzun gündemine taşımadık. Son yıllarda, Devletin asli ve sürekli görevlerinin Anayasaya ve kanunlara aykırı bir şekilde kadrosuz personel eliyle sağlandığı, sözleşmeli, geçici, vekil gibi sıfatlar altında güvencesiz istihdamın alabildiğine arttığı görülmektedir.

• Konfederasyon olarak öncelikli talebimiz, 657 sayılı Kanunun 4. maddesinin “B” fıkrası uyarınca çalıştırılan sözleşmeli personel ile vekil ebe, hemşire, imam, aile sağlığı merkezlerinde görev yapan kamu dışı sağlık personeli ve usta öğreticilerin memur kadrolarına geçirilmesidir.

• Kamuda istihdam yapısını değiştiren, iş güvencesini yok eden 4-B statüsünde personel çalıştırma, vekil ebe, vekil imam gibi esnek ve güvencesiz istihdam uygulamasına son verilmelidir.

• Bu yolla kamuda sözleşmeli ve geçici personel çalıştırılması uygulamasına son verilmeli, idari hizmet sözleşmeli personelin hukuki statüleri belirlenmeli,

• Yüksekokul mezunu işçilerin de talepleri halinde memur kadrolarına atanmaları sağlanarak kamuda istikrarlı ve sürdürülebilir bir istihdam rejimi oluşturulmalıdır.

Malum konfederasyonun bundan önceki toplu sözleşme maceraları her dönem memur ve emeklilerimizin 730 gününü çalmakta, emeklerini heba etmekte, hayallerini yıkmaktadır.  Türkiye Kamu-Sen olarak, “Geçmiş döneme ilişkin hesap kapanmadan yeni dönemin hesabına bakılmamalıdır.” diyoruz.  Bu nedenle 2020 ve 2021 yıllarının maaş zammı belirlenmeden önce, geçmiş döneme ilişkin olarak ortaya çıkan erimenin giderilmesi, toplu sözleşme fiyaskolarının yaralarının sarılmasının zorunluluğunu ısrarla vurguluyor, memur ve emeklilerin ekonomik olarak kaybolan yıllarını geri istiyoruz.  Bu kaybın yalnızca 2018 yılı için 600 TL olduğunu ifade etmiştik.

• Biz de geçtiğimiz yıl ortaya çıkan bu kaybımıza mahsuben taban aylığa seyyanen net 600 TL telafi artışı istiyoruz.

Taban aylığa yapılmasını istediğimiz net 600 TL artıştan sonra 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin taleplerimizi ise şu şekilde ifade edebiliriz:

• Kamu görevlilerine ve emeklilere 2020 yılının birinci ve ikinci altı aylık dilimlerinde %10 + %10 ve ocak ayından itibaren ayrıca %3 refah payı artışı istiyoruz.

• 2021 yılı için ise Ocak 2021’de ise tüm kamu görevlilerinin ve emeklilerinin maaşlarına %8+%8 zam ve yine Ocak 2021’den geçerli olmak üzere %3 refah payı talep ediyoruz.

• Enflasyon farkının ise TÜFE’nin maaşlara yapılan oransal artışların üzerine çıktığı aydan itibaren ödenmesini istiyoruz.

Temel mali taleplerimiz;

• 2020 yılının tamamı için kümülatif %24,6 artış ve ocak ayından geçerli olacak şekilde taban aylığa seyyanen 600 TL net zam;

• 2021 yılının tamamında ise %20,14 zam olarak özetlenebilir.

Mali taleplerimizin karşılanması durumunda;

• Bugün 3.018 lira düzeyinde olan 15’in 1’indeki en düşük dereceli memur maaşı 2020 sonunda 4.509 liraya; 2021 sonunda 5.417 liraya;

• 4014 lira düzeyinde olan ortalama memur maaşı ise 2020 sonunda 5.750 liraya; 2021 sonunda da 6.908 liraya çıkacaktır.

• Önümüzdeki yıl için en düşük memur maaşına 1.491 lira, ortalama memur maaşları için ise 1.736 lira zam istiyoruz.

Ayrıca;

• Memur maaşını oluşturan bütün kalemler ile ek ödeme, döner sermaye, ek ders, fazla mesai, ikramiye gibi tüm ödemelerin emekli keseneğine dâhil edilerek, emekli olacak memurların yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesini talep ediyoruz.

• Ortalama memur maaşının yıllık toplam tutarı dikkate alınarak gelir vergisi tarifesine yeni düzenleme getirilsin, kamu görevlilerinin yaşadığı vergi adaletsizliği son bulsun diyoruz.

• Aile kutsaldır. Aile birliği sağlansın, eş durumu, sağlık ve öğrenim özrü önündeki engeller kaldırılsın istiyoruz.

• Yılda iki kez dini bayramlar öncesinde tüm kamu görevlilerine de “Bayram İkramiyesi” ödenmesini istiyoruz.

• Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının boş kadro bulunması durumunda derhal yapılmasını zorunlu kılacak mevzuat değişikliği talep ediyoruz.

• Görevde yükselmelerde ve ilk atamalarda her türlü istismara açık olan sözlü sınav uygulamasının kaldırılmasını, bu tür atamaların objektif bir şekilde gerçekleştirilecek yazılı sınavlar aracılığıyla yapılmasını istiyoruz.

• Geçtiğimiz yıl verilen sözlere uygun olarak bütün kamu görevlilerini kapsayacak ve tüm beklentileri karşılayacak bir ek gösterge düzenlemesine ihtiyaç vardır, bu konudaki adaletsizlikler giderilsin, Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yapan personele de ek gösterge verilsin diyoruz.

• Yardımcı Hizmetler sınıfındaki personelin bir defaya mahsus olarak Genel İdare Hizmetleri Sınıfına geçirilmesini; Genel İdare Hizmetleri ve Yardımcı Hizmetler Sınıfında çalışan memurlara eğitim durumlarına göre yükselebilecekleri derecelerin kadrosunun verilmesini talep ediyoruz.

• Özel hizmet tazminatında yaşanan adaletsizliklerin giderilmesi, özel hizmet tazminat oranlarının unvan bazında eşitlenerek tüm memurlar için yükseltilmesi, çalışma barışına katkı sağlayacaktır diyoruz.

• Ek ödeme sorunları çözülsün,

• Şefler, müdürler ve şube müdürlerinin özlük hakları hakkaniyete uygun bir şekilde yeniden düzenlensin,

• Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan uzmanlar arasında oluşturulan kariyer uzmanlığı- normal uzmanlık, merkez-taşra uzmanları gibi farklılıklar giderilsin, aynı unvanlı personelin özlük hakları eşitlensin,

• Zorunlu rotasyon uygulamasına son verilsin, kalkınmada öncelikli yörelerde çalışan personel için mahrumiyet yeri ödeneği gibi teşvikler getirilsin diyoruz.

• Fazla mesailerin insan haklarına dahi aykırı bir şekilde ücretlendirilmesine karşı çıkıyor, fazla mesai ücretinin çalışanın normal çalışması karşılığında aldığı saat başı ücretten az olmayacak şekilde artırılmasını istiyoruz.

• Başta aile yardımı ve çocuk parası olmak üzere tüm sosyal yardım ve ödemelerin yükseltilmesini; tüm kamu görevlilerine giyim, kira, evlenme, ulaşım, doğum, ölüm ve eğitim yardımı ödenmesini, sosyal devlet ilkesinin gerçek anlamda hayata geçirilmesini talep ediyoruz.

• Ek ders ve nöbet ücretleri artırılmalı, kamu kurum ve kuruluşlarında fiilen öğretmenlik yapan personele ek ders ücreti, nöbet tutan öğretmen, sağlık personeli gibi tüm personele nöbet ücreti verilmelidir diyoruz.

Bunun yanında;

• Tüm kamu görevlilerinin işçilerde olduğu gibi yemeklerden ücretsiz yararlanması ve yemek hizmeti sunulmayan işyerlerinde yemek ücretinin nakit olarak ödenmesi,

• Vatani görevini yapmak üzere ya da doğum yapması nedeniyle ücretsiz izne ayrılan kamu görevlilerinin sosyal güvenlik primlerinin kurumları tarafından yatırılmaya devam etmesi, söz konusu personele izinleri süresince maaşlarının ¼’ü oranında destek ödemesi yapılması,

• Bayramlarda ve hafta sonlarında tatil yapamayan kamu çalışanlarının çalışma şartlarının yeniden gözden geçirilmesi,

• Fiili hizmet zamlarının yeniden belirlenmesi,

• Mobbing uygulamasına maruz kalan personelin korunmasına yönelik yasal düzenleme yapılması,

• 18 yaşını dolduran çocuklarımızın öğrenimlerine devam edememeleri durumunda ödemek zorunda kaldıkları Genel Sağlık Sigortası Primi uygulamasına son verilmesi, yaş sınırının yükseltilmesi,

• Engelli personelin daha kolay hizmet üretebilmeleri için görevleri ile ilgili gerekli araç ve gereçlerin alınması; engelli personele engel durumunu artıracak görevlendirme yapılmaması,

• Emeklilere de aile yardımı ve çocuk parası gibi sosyal yardım verilmesi gibi birçok talebi de toplu sözleşme masasına taşıyacağız.

Elbette taleplerimiz bunlarla sınırlı değil, hizmet kolları itibarı ile kamu görevlilerinin birikmiş sorunlarını çözecek önerilerimiz, hazırladığımız çalışmamızda mevcut.

Değerli basın mensupları,

Kısaca genel bir değerlendirme yaparak, özetlemeye çalıştığım taleplerimizin karşılanması, memurlarımızın biriken sorunlarının çözülmesi için büyük bir adım olacktır.  Taleplerimiz, geçerli temellere dayanan, son derece makul ve karşılanabilir bir şekilde hazırlanmıştır.  Gereken ciddiyet ve azim gösterildiğinde, tüm taleplerimizin karşılanacağından eminiz. Taleplerimizin karşılanmaması için tek engel, ekonomik tercihler ve yetkilendirilmiş sözde sendikaların masa başında siyasiler karşısında teslim bayrağını çekerek, bir yerlerden gelen talimatlara uyması olacaktır. Kamu görevlilerinin hakları için verilecek her türlü yasal mücadelede, yetkili konfederasyonun sonuna kadar arkasında ve destekçisi olacağız.   Kamu görevlilerini mutlu etmek, gösterilecek iradeye bağlıdır.  Ekonomik tercihler, vatandaşlarımızı mutlu etme ve geliri adil paylaşma yönünde kullanılırsa kamu görevlilerinin yüzü bir nebze olsun gülecek ve kayıpları karşılanacaktır. Biz Türkiye Kamu-Sen olarak kanunların bizlere tanıdığı yetkiler ölçüsünde, kamu görevlilerinin masa başı oyunlarla haklarının gasp edilmesinin önüne geçmek için elimizden geleni yapmaktan geri durmayacağız.  Memurları masada satmaya kalkan olursa, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da onların ipliğini pazara çıkarmak bizim asli görevimizdir.   Tüm kamu çalışanlarının beklentilerine cevap vermesi umuduyla, toplu pazarlık sürecinin hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinize saygılarımı sunuyorum.”

Toplantıya Genel Başkanımız Mustafa Nurullah ALBAYRAK, Sendikalarımızın Genel Başkanları ve Genel Merkez Yönetim Kurulu üyelerimiz de katıldı.

 

t3 t4

t5 t6 t7

t1 t2