ÜLKEMİZİN OLMAZSA OLMAZI OLAN ULAŞIM ÇALIŞANLARI, HAKKANİYETLİ KAZANÇ KAPISININ ANAHTARI OLAN SENDİKAL YETKİYİ LİYAKATLİ ELLERE TESLİM EDECEKTİR.

ÜLKEMİZİN OLMAZSA OLMAZI OLAN ULAŞIM ÇALIŞANLARI, HAKKANİYETLİ KAZANÇ KAPISININ ANAHTARI OLAN SENDİKAL YETKİYİ LİYAKATLİ ELLERE TESLİM EDECEKTİR.

105683782_2534651683303038_465116007275545148_o

ÜLKEMİZİN OLMAZSA OLMAZI OLAN ULAŞIM ÇALIŞANLARI, HAKKANİYETLİ KAZANÇ KAPISININ ANAHTARI OLAN SENDİKAL YETKİYİ LİYAKATLİ ELLERE TESLİM EDECEKTİR.

Değerli mesai arkadaşlarım;

Basit bir tanımlamayla EKONOMİ; üretim-ulaşım (nakliyat-taşıma)- ticaret-kazanç ve bölüşüm ilişkileri bütünüdür.
Farklı iş, görev, meslek ve sektör alanlarında işletilen sistem düzeneklerine becerilerimizi dökerek, akıl ve alın terimizi katma meşakkatine katlanarak, milletçe birlikte üretir, sonra da elde edilen geliri bölüşerek hayatımızı idame ettiririz…

Ulaşımcılar olarak fonksiyonumuzun farkında ve önemini de pek âlâ biliyoruz…

Böylesi bir ilişkiler yumağı olan EKONOMİK FAALİYETLERİN zincirsel akış düzeneğinden, içinden ULAŞIM (nakliyat ve taşımayı) çıkarınca geriye; hareketsiz, durmuş, donmuş bir ekonomi ve toplum hayatı kalacağını, bizsiz bir hareketli ülke, millet ve dünya olamayacağını da pek âlâ biliyoruz.

Bunu bizim bildiğimiz kadar, bizi çalıştıranlar, yönetenler, ürettikleri politikaları uygulatanlar da çok çok net olarak farkındalar ve biliyorlar.

Bu bilinenler üzerinden konum değerlemesi yaptığımızda yine herkesçe biliniyor ki; ULAŞIM bir toplumun, milletin, ülkenin ve hatta dünyanın “OLMAZSA OLMAZ”ıdır….

Ürettiğimiz hizmet, mesai sürecinde sarf ettiğimiz akıl ve alın teri üzerinden faydalanıcı herkese kazandırıyoruz…
Sosyoekonomik, kültürel, turizm-ticari ve sair tüm faaliyetlerin taşıyıcısı ana kolonluk vasfımız ortada iken ve bizsiz hiçbir şeyin olmayacağı/olamayacağı da besbelli iken;

Biz bizim üzerimizden üretilen ve kazanılandan ADALET ÖLÇÜSÜNCE HAKKIMIZ OLAN PAYI alıyor muyuz?

Piyasa fiyatları karşısında, alım gücümüz cılız düşmüş, geçim derdimizin ateşi bacalarımızı bile sarmış ise; ürettiğimiz hizmetin karşılığı olan payımızı, HAKKIMIZI alamıyor, SENDİKAL YETKİ’nin TESİRLİ kullanılamamasından ötürü ve bu pasiflikten doğan boşluğu doldurmakta pek de mahir olan başkaları mübarek kazancımıza el koyuyor demektir…

Türkçesi; cebinize giren azalmışsa, fiyatlar karşısındaki satın alma gücü acze düşmüşse, bilin ki KAZANÇ payınızın bir kısmına el konulmuştur…

Bu vaziyet karşısında ortaya kabak gibi çıkan; SENDİKAL YETKİ TESİRİNİN kifayetsizliği değil midir?

Kazancımız ve gelirimiz bizden faydalanarak kazanan diğerlerine göre yetersiz kalıyorsa mevcut meşru SENDİKAL faaliyet ve YETKİ çerçevesinde yapılması gerekenlerin yapılmadığındandır…

Ulaşım çalışanı meslektaşlarımız ve mesai arkadaşlarımız vicdanî kanaatleriyle topyekûn bir kantara vursunlar da vaziyeti hakkaniyet ölçüsünce tartsınlar lütfen:

Ekonomik ve toplumsal hayattaki bunca önemimize, sarf ettiğimiz emeğe, çektiğimiz meşakkate, yorgunluğumuza ve KRİTİK KONUM ve FONKSİYONUMUZA karşılık gelecek ADALETLİ gelirin, kazancın, maaş ve sair hak edişlerin sahibi miyiz?
E peki, aradan bunca geçen zamana rağmen, bırakınız yerimizde saymayı, her dönem ceptekini de vererek ha bire geriye, geriye götürüp mağduriyetler yumağının içine yuvarlayanları masum görebilir, ürettikleri sanal mazeretleri geçerli-gerçek kabul edebilir miyiz?

“Çocuklarımızın hayallerini ve düşledikleri hayatın standardını temin edecek kazanca niçin sahip değiliz?” sorusunun cevabı; güçlü şahsiyet, akıl, vicdan, ADALET ve KORKUSUZ, ENDİŞESİZ İRADE sahibi herkesçe verildiği takdirde suçlu kim?
ÇOK ÖZET HATIRLATMAK İSTİYORUM…

Ulaştırma Hizmet Kolu’nda SENDİKAL YETKİLİ konuma çıkardığınızdan beri hangi köklü sorunlarımızı çözüme kavuşturdular?

YETKİ yaşlandıkça Ulaşım Çalışanlarının SORUN ve SIKINTILARI da bir o kadar artıp, yaşayanları da yaşlanmadı mı?
Çözülmeyen sorunların yaşlanmasıyla kalsa iyi, üstelik bir de katlanarak artan yeni sorunların kapısını kapatmaya ufacık bir hamle dahi yaptılar mı?

Bakınız:
Türk Ulaşım-Sen’in hayata geçirilmesini temin ettiği HAVACILIK TAZMİNATI ile ilgili bir arpa boyu yol alabildiler mi?

Önce TCDD’nin bölünmesine ses çıkarmadılar, alkışa durdular, şimdi de; bağlı ortaklıklar olan TÜDEMSAŞ, TÜVASAŞ ve TÜLOMSAŞ genel müdürlüklerinin tek taraflı olarak oldu-bittiye getirilerek birleştirilmesi karşısında vazifeleri olan tepkiyi göstermek yerine, destek vermiyorlar mı?

Yetkili oldukları kurumlarda 12 yıl KİK toplantısı yapmadıkları vaki değil mi?

Hep yetkiyi hakkınca kullanamadılar, hem de; ilave kazanç kapısı edinmek için kendilerine üye olmayanların maaşından da “dayanışma aidatı” safsatasıyla kesinti yapılmasına pür gayret çabalamadılar mı?

En tehlikelisi; memura en çok lazım olan, varlığımızın, gücümüzün, kazancımızın teminatı olan SENDİKAL İTİBARI yer ile yeksan etmediler mi?

Samimiyetinize ve hoşgörünüze sığınarak ifade ediyorum…
Sağa-sola bahane etiketi de yapıştırmayalım.
Ulaşım çalışanları olarak biz çok önemliyiz…
Sadece ülke hayatı içindeki önemimize layık HAKKANİYETLİ KAZANÇ kapısının anahtarı olan SENDİKAL YETKİ’nin LİYAKATLİ ellere tesliminde kusur, kabahat söz konusudur.
Hiç öyle etrafınıza bakınmayınız, bu yanlışı giderecek olan yegâne OTORİTE de bizzat siz-biz, KENDİMİZİZ…
Hatalı irade, basit beklenti veyahut küçük çıkar hesapları sonucu oluşan bu; “liyakatsiz ellere YETKİ teslimi kabahatini” düzeltecek otorite mensupları olarak DAVRANACAĞINIZA İNANIYORUZ!…
15 Temmuz 2020 tarihi kayıtlı üye mevcutları ilanı üzerinden SENDİKAL YETKİ’nin de belirleneceği tarihtir…
Vakit yaklaştı: Türkiye’nin dört bir yanını gezdik, misafiriniz olduk.

Bağrımızı, kollarımızı açtık, el uzattık, el verdiniz, gönül gönüle olduğumuza saydık bütün ziyaret, istişare ve dertleşmelerimizi.

Böylesi sıcak bir ortamda ve işin dumanı üstündeyken, hakkımızla, hukukumuzla, şahsiyetimizle ilgili SENDİKAL YETKİ kararında bigana kalmayacağınıza inanıyoruz…

TÜRK ULAŞIM-SEN üyeleri, temsilcileri, Şube Başkan ve Yöneticileri ile ŞAHSİYETLİ MÜCADELE OTAĞI olarak her an ve devirde hizmetinize hazırdır.

Vereceğiniz yetkiyi cesurca kullanmasını bilen liyakatli kadrolarımız ile 7/24 mesaide ve tavizsiz mücadelede sizleri şimdiki şikâyetçi halden “şükürler olsun, hakkımızı aldık” demenizin teminatı olacak konumuna taşımaya da hazırdır…

Velhasıl, uzun lafa hacet yok…

Takdir edersiniz ki; görmek istemeyenden daha körü yoktur.

Arifsiniz, olanı biteni ferasetinizle kestirebildiğinizi biliyoruz.

İsteyenin mum ışığında da gördüğünü, görmek istemeyene güneşin bile fayda etmediğini de arifane FAZİLETİNİZE ve TERCİH İRADENİZE havale ediyoruz…

Rabbim, bunca kahırlı günlerin akıbetini hep birlikte hayrımıza vardırsın,
Kararlarınızı şanlı ve kutlu kılsın…
Selam, saygı ve dualarımla.
Allah’a emanet olunuz…

Mustafa Nurullah ALBAYRAK
Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı

Paylaşın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir