YÜKLÜ KERVANA ÜREN İT ÇOK OLUR!…

YÜKLÜ KERVANA ÜREN İT ÇOK OLUR!…

MEKANIN SAHİBİ GERİ GELDİ… BEBELERİ PİSTTEN ALALIM…

YÜKLÜ KERVANA ÜREN İT ÇOK OLUR!…
1992’den 1981’i çıkarınca geriye ne kalır?
Rakamla; 11 Yazı ile; On Bir…
Nezaket kurallarını ihlal ederek; Türk Ulaşım-Sen’e, salyasını akıtıp sarkıntılığa yeltenenin, Türkiye Kamu-Sen’in fiilen kurulduğu yıl olan (yasal değil, icazetle değil, o dönem hükümete rağmen ve fiilen) 1992’deki yaşı; henüz 11…
Yani Türkiye Kamu-Sen’liler; hak, hukuk, adalet, haysiyet ve hakkaniyet şiarıyla Türk Memuru’nun hakkını eksiksiz almak uğruna 1992’lerde yollarda teşkilatlandırma tozu yutarken,
O yıllarda henüz 11 yaşında patlak topla oynarken yuttuğu sadece oyun alanı tozu olanların kavraması mümkün değil ki, daha eskilere gidip anlayıp tanımlayabilsin dünyanın kaç bucak olduğunu…

Cehaletle yazılan ithamdaki yanlışı düzeltelim; Türkiye Kamu-Sen, “Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu” TBMM’de 2001 yılında çıkarıldı ve aynı yıl yürürlüğe girdikten sonra YASAL STATÜ KAZANDI…
2002 yılında da ilk toplu görüşmeyi gerçekleştirdi.
Bu tarihten önceki süreçte de memurun gür sesi olmayı yüreklice beceren yegâne güçlü konumu ile muhatabı bütün hükumetleri MEMUR hakları ile KIRK düşünüp, BİR karar vermeye mecbur etti…

Bilmezsin o günleri. bak sana bir anekdot anlatalım; Dönem Refah Yol dönemi, yani Refah Partisi ile Doğru Yol Partisi’nin ortaklığındaki Hükümet dönemi…
Türkiye Kamu-Sen yüksek direnci ile hükümeti sürekli silkeliyor, kendi itirafı ile o zaman bu durumdan çok rahatsız olanlardan birisi de Refah Partili Adalet Bakanı; Şevket Kazan…
O hükümet yıkıldı, yerine yeni bir hükümet kuruldu.
Türkiye Kamu-Sen yine aynı ilke ile yeni hükümet döneminde de haksızlığa karşı memurun hukukunu haykırmaya devam ediyor.
O süreçte Şevket Kazan Türkiye Kamu-Sen Genel Merkezine randevulu ziyarete geldiğinde, aynen şunları söyledi:
-Arkadaşlar, ben size, Refah Partisi adına özür dilemeye geldim. Biz sizi sadece bizim dönemimize mahsus bir itiraz infilakı yaratmakla suçluyorduk. Ama gördük ki, bizden sonraki, şimdiki hükümete de aynı üslup ve tutumla karşılık veriyor, itiraz ediyorsunuz. Bu yaptığınız da doğru sendikacılık…
Özrümüzü kabul edin…”

Bilmem anlatabildim mi?
Evet durum bu. İyi oku, ağır ağır oku da düzgün anla; Türkiye Kamu-Sen’in kimliğine oturacak tanım da bu siyasi beyanın içindedir.
Ve hâlâ da öyledir…

Tilki şaşırınca kar yermiş…
Ulaştırma hizmet kolundaki mesai arkadaşlarımızın doğruları görüp, sendikamıza olan ilgileri, paçaları dolaştırdı…
Çabalamayın; hakikat şu ki; “su ne kadar yeğin (yüksek debili) akarsa aksın, herkes tası kadar su alır.”
Çap ancak bu kadar…
Ne yapsın zavallı…
O da gitmiş 12 Eylül Darbesi öncesinden gelenlerin mazisini kantara vurmaya kalkışmış, iliştiği ağırlığın da altında kala kalmış… Anlatalım da başına iş almayasın…
Bilimsel tanımı ile SOSYAL HAKİKAT ÇARPITMASI; “Uğranılan toplumsal itirazı, baskıyı karşılamaya güç yetiremeyen, dayanağı, hakkı, takati, cürmü ve yüzü olmayanların, etrafına çamur saçması”dır.
Zira açık düşmüştür, acınası haldedir.
Çarpıtıyor. İmdada muhtaçtır.
Biz yine de edep dairesinde kalalım, insaflı davranalım…
Ustasıyla güreşe tutuştu, yanlış paçadan tuttu, kündeye geldi…
Özetle dikkatini çekelim; sen de pek aran olmadığı besbelli olan yakın Türkiye tarihini öyle çok eskilere gitmene gerek yok; henüz geçmiş olan, şahitleri, mağdurları da hâlâ yaşayan, maziyi geriye doğru çevir incele, sonra gel konuşalım….
Biz kimsesizlerin kimsesi, sessizlerin gür sesi olmak yolunda hakkımızı, hukukumuzu haykırarak giderken, Devlete ve topluma sızanların kurşunlayıp astıkları, 12 Eylül’deki zalim darbecilerin ahlaksız yargı hükümleri ile sürdükleri dar ağacının önüne; “AllahuEkber” haykırışıyla tekbirle yürüyen, asılan yiğitlerin soyundanız.
Gençliğe saygılıyızdır, ama giriştiğin ithama bakınca; yaşın hiç müsait değil, kavrama yeteneğindeki yetersizliğini mazur görüyoruz, bari o kuşaktan olan ağabeylerine, amcalarına bir sorsan da anlatsalardı…
Hatırlatalım!…
Şükür ki, ağır işkencelere rağmen, o zalimler bile; hırsızlıktan, yolsuzluktan, rüşvetten, inanç ticaretinden tek bir soru dahi sormadı, soramadılar o kuşağın mensuplarına!…
Mazimiz böyle övünülesi bir mazi…
Allah şaşırtmasın!…

Neren ağrıyor?
Peki, sen kimin memurusun?
Dürüst ol.
İlkin onu bilelim; önce kendi, resmiyetini, konumunu, aidiyetini tanımla bakalım, neymişsin?…
Ağır ol…
Evet, millî rafinaja sokarak hem devlete sızan emperyal maşalarını ayıklama, hem de hükümetlerin mağdur duruma düşürdüğü mazlum Türk Memuru’nun hak mücadelesini yiğitçe verme kavgası içindeyiz, öylece de kalacağız…
Çizgimiz budur ve değişmeyecektir…

DİĞER KONU…
KAFAMIZDAKİ HER DAİM “EDEP” KALPAĞIDIR…
Bizim töremizde, saygın, itibarlı, dürüst, güvenilir, ilkeli ve şahsiyetli her kişiye saygı vardır ve o saygının gereğini de kibre, beklenti veyahut tenezzüle, tamaha düşmeksizin hakkı oranınca yerine getirecek edebimiz de vardır, daima da olacaktır…
Ayıp ve çirkin olan EDEPSİZLİKTİR…
Edep ve terbiye tarlasından geçmeyen de semtimize uğrayamaz, bize ilişemez.

Omuzumuza yüklenip, temsil ettiğimiz SAYGINLIK, Türk Ulaşım-Sen ve Türkiye Kamu-Sen’in bütün mensuplarının gücünden sökülüp gelen itibarı, tertemiz şerefidir, haysiyetidir.
Başka bir sıklete muhtaç değiliz, TEŞKİLATIMIZA, ÜYELERİMİZİN VAKARINA LAYIK OLMAYA çalışmamızı, onları tertemiz temsil etmenin titizliğiyle davranış göstermemizin anlamını kavramaktan acizlere de teferruat anlatmaya gerek görmüyoruz.
Bununla da iftihar ediyoruz!…

Gözü ağrıyana ortopedik ilaç, öyle mi?
Gözü ağrıyana, ortopedik rahatsızlığa dair ayak kırığı ilacı yazmaya kalkışan acemi, şaşkın doktor gibi cevap vermeye kalkışıp ARFF Teknikerliği ile Teknisyenliğini dahi ayırt edemezken, aynı konuşmasında Toplu Sözleşme Masasında Havacılık Tazminatı ve Arff Memurlarına Teknikerlik unvanı verilmesi başta olmak üzere tüm sorunların çözüleceğini sözünü vermişti. HANİ… NE ÇÖZÜLDÜ… NEYİ ÇÖZDÜNÜZ…Şimdi de Toplu Sözleşmede çözemediğimiz konuları Genel Müdürlerle mi çözeceğiz DİYORMUŞSUNUZ. YAV HE HE… AZ ÖTEDE OYNAYIN SENDİKACILIĞINIZI…

Biz diyoruz ki; “Türk Memuruna; hayal ekip hüsranı biçtirdiler, ikiyüzlü davrandılar, almak şöyle dursun; bir de üste vererek masada cebimizdekini de üttürdüler, kaybeden mağdurlar topluluğu haline düşürdüler, FAKİRLEŞTİRDİLER koca bir kitleyi, ona çare bulalım”, yaşı hiç müsait olmadığı halde o gidiyor Türkiye Kamu-Sen’in mazisine musallat oluyor…
Gülünç duruma düşüyor.

De bakalım; 10 yıl yetkili kaldığınız TÜVASAŞ’ta neden bir kez bile KİK (Kurum İdari Kurulu) toplantısı yapmadınız, yaptırmadınız?
Neden?
Türk Ulaşım-Sen’in yeniden aldığı yetki gücü ile TÜVASAŞ’ta hemen yaptırdığı KİK ile memur arkadaşlarımıza neleri kazandırdığından haberin var mı?

Mesala Türkiye Kamu-Sen ve Türk Ulaşım-Sen yetkili olduğu dönemde Aile Parası, Çocuk Parası, Denge Tazminatı, ARFF personelinin yardımcı hizmetlerden idari hizmetlere geçirilmesi, ücretsiz seyahat hakkı, permi, havacılık tazminatı… Bunların hepsi Toplu Görüşmelerde alındı. O zamanlar daha toplu sözleşme yoktu, bilmezsin de hatırlatalım dedik.

Türkiye Kamu-Sen 2002 ten itibaren yasal statü ile yetkili konumda kaldığı süre içinde memurun kazancını YÜZDE 130 artırdı.
Bunun karşılığında siz ne kazandırdınız, ne kadar artırdınız?
Onu niye yazmazsın?
MEMURUN MAĞDURİYETİNDEN NİÇİN YAZMAZSIN?
Mesele memurun mağduriyeti, çaresizliği, istismar edilerek açık düşürülmesidir.
Emeğin peşkeş çekilmesi,
Alın terinin yürekleri de buz gibi kesip üşüten soğuklukta akmasına sebep olunmasıdır.
Müsebbibi olduğunuz mağduriyetlere dair, üstünde ciddi düşünülecek tek kelime bir ima bile yok…
Mevsimini bulmadıkça yeşeremeyen söğüt çayırı olanlar, yanaşma kisvesinden çıkmadıkça ciddiye de almıyoruz.

BİZİMKİ MESAİ ARKADAŞLARIMIZIN DERDİ, TASASIDIR…
Muhatabımız, yetkili oldukları dönemde “MIŞ GİBİ” sendikacılıkla rol çalanların; gadre, mağduriyete, hak ziyanına, geçim darlığına uğrattıkları mesai arkadaşlarımızdır.
Biz onların dertlerine yanıyor, onlar için uyurken bile tek gözümüzü açık tutarak çare arıyoruz, bu tutmuş şahidi olması şöyle dursun, hiç görüp bilmediği sularda kulaç atmaya kalkıyor…
Boğulacaksın, kenara çekil.
Bırak, bizi; mazimizle birlikte o dönemleri bilenler, yaşayanlar, faydalananlar ve şimdiki mağduriyetin pençesinde kıvrananlar bilsin, tanımlasın.
Dünkülerin haddi de hakkı da değil…
Olmayacak…GİT ÖTEDE OYNA

Mustafa Nurullah ALBAYRAK
Türk Ulaşım Sen Genel Başkanı
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkan Yardımcısı

Paylaşın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir