Monthly Archives - Temmuz 2017

TOPLU SÖZLEŞME TALEPLERİMİZİ DPB’YE VERDİK

dpb

2018-2019 Yılı toplu sözleşme görüşmeleri öncesinde Türkiye Kamu-Sen’in taleplerinin yer aldığı çalışmayı Devlet Personel Başkanlığına teslim ettik.

Genel Toplu Sözleşme Sekreterimiz ve Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati Alsancak, sendikalarımızın Toplu Sözleşme Sekreterleri ve Uzmanlarımızdan oluşan heyetimiz Devlet Personel Başkan vekili Enes Polat’ı makamında ziyaret etti.

NECATİ ALSANCAK: DİLEĞİMİZ BÜTÜN SORUNLARIN ÇÖZÜLMESİDİR

Türkiye Kamu-Sen’in talep metnini sunan Genel Toplu Sözleşme Sekreterimiz Necati Alsancak, Türkiye Kamu-Sen olarak detaylı ve özverili bir çalışma yaptık. Memur ve emeklilerimizin sorunlarının yer aldığı bu talep metnini sizlere sunarken sorunların ivedi bir şekilde çözülmesini temenni ediyor, toplu sözleşme sürecinin verimli ve faydalı bir şekilde tamamlanmasını diliyoruz.  Taleplerimizin büyük çoğunluğu mali talepler dışında tamamen mevzuat düzenlemesiyle alakalı uygulamadan kaynaklı sorunların çözümüne yönelik. Sizlerin de desteğiyle bütün sorunların çözülerek kamu görevlileri ve emeklilerinin rahatlatılacağını umuyorum. Toplu sözleşme sürecinin hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.

ENES POLAT: TÜRKİYE KAMU-SEN’İN ÇABALARINI YAKINDAN BİLİYORUZ

Devlet Personel Başkan Vekili Enes Polat ise, Türkiye Kamu-Sen’in sorunların çözümü noktasında sarf ettiği gayrete dikkat çekti. Polat, “Uzun yıllardan beridir hep beraber çalıştığımız siz kıymetli Sivil Toplum Kuruluşu temsilcilerinin sorunların çözümü noktasındaki samimiyetini ve gayretini biliyoruz. Devletimizin de imkanları doğrultusunda taleplerinizi mümkün olan en yüksek düzeyde karşılamaya gayret göstereceğine inanıyoruz. Ben de bu sürecin herkes için hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Ziyaretin ardından çıkışta basın açıklaması yapan Genel Toplu Sözleşme Sekreterimiz ve Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati Alsancak konuşmasında şu satırlara yer verdi;

“Göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı hepinize teşekkür ediyor; saygılar sunuyorum.

Bilindiği gibi kamu görevlilerinin ve emeklilerinin 2018-2019 yıllarında alacakları maaş zamlarının, sosyal ve özlük haklarının belirleneceği 4. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmeleri 1 Ağustos Salı günü başlayacaktır.

Türkiye Kamu-Sen, bu yılki Toplu Sözleşme süreciyle ilgili olarak çalışmalarını tamamlamıştır.

Türkiye Kamu-Sen ve bağlı sendikalar olarak toplu sözleşme görüşmelerinde gündeme taşıyacağımız mali ve özlük haklarına ilişkin taleplerimizi belirledik.

Konfederasyon ve bağlı sendikalarımızın yetkili kurulları, günler süren çalışmalar sonucunda kamu görevlilerinin ve emeklilerin kronikleşmiş ekonomik sorunları yanında;

  • Geçmiş dönem kayıpları,
  • 2015 yılı enflasyon farkı tanımın değiştirilmesi nedeniyle ödenmeyen enflasyon farkı,
  • Zorunlu tüketim harcamalarında yaşanan fiyat değişimleri ve
  • Son olarak Temmuz ayında işçilerle imzalanan toplu sözleşmede ortaya çıkan işçi-memur zammı farkını da dikkate alarak 2018 ve 2019 yıllarında uygulanmasını istediği maaş artış teklifini ortaya koydu.

Buna göre Türkiye Kamu-Sen olarak Hükümetle yapılacak toplu pazarlık masasına;

  • 2018 yılı için ocak ayından geçerli olmak üzere seyyanen net 150 TL, %10+%10 artış ve bu artışların üzerine ekonomik büyüme ve refah paylarını içeren %3’lük zam,
  • 2019 yılı için ise yine ocak ayından itibaren seyyanen net 150 TL ve %8+%8 artış ile %3 oranında ekonomik büyüme ve refah payı artışı talep ediyoruz.

Mali haklara ilişkin olarak gündeme getireceğimiz artış tekliflerimiz, 2018 yılının bütününde en düşük dereceli memur maaşı için 738,36 TL, ortalama memur maaşı için ise 920,35 TL zam anlamına geliyor. 2019 yılı için de en düşük memur maaşına 779,78 TL, ortalama memur maaşına ise 965,24 TL zam istiyoruz.

Bunun yanında;

  • Geçtiğimiz dönemde imza altına alınmasına rağmen halen uygulanmayan toplu sözleşme hükümlerinin uygulanması,
  • Vergi dilimindeki adaletsizliğin giderilerek kamu görevlileri üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi,
  • 4/B’li sözleşmeli ve 4/C’li geçici personel ile vekil gibi adlar altında güvencesiz çalışmaya son verilerek bu kapsamdaki kamu personelinin kadroya geçirilmesi,
  • Taşeronlaşmaya son verilmesi,
  • Memur maaşını oluşturan bütün kalemler ile özel hizmet tazminatı, ek ödeme, ek ders, döner sermaye, fazla çalışma ücreti, ikramiye, sosyal denge tazminatı gibi diğer ödemelerin de emekli keseneğine dâhil edilmesi,
  • Başta aile yardımı ve çocuk parası olmak üzere tüm sosyal yardım miktarlarının artırılması,
  • Ek gösterge ve özel hizmet tazminatı adaletsizliğinin giderilmesi,
  • Ek ders, fazla mesai, nöbet ve harcırah gibi ödemelerin düzenlenerek günün şartlarına göre yükseltilmesi,
  • Yardımcı hizmetler sınıfı personeline de ek gösterge verilmesi,
  • Ramazan ve Kurban bayramlarında kamu görevlileri ve emeklilerine bayram ikramiyesi verilmesi,
  • Kıdem aylığındaki 25 yıllık sınırın kaldırılarak tüm kamu görevlilerine çalıştıkları her kıdem yılı için 20 TL kıdem aylığı ödenmesi,
  • Mülakata bağlı atamalara son verilerek adil bir atama ve görevde yükselme sistemi getirilmesi gibi birçok konu, bu yılki toplu sözleşme görüşmelerinde olmazsa olmazımız olacak.
  • Türkiye Kamu-Sen olarak ayrıca maaşlardaki reel erimenin önlenmesi ve dönem içinde ortaya çıkan zararların karşılanması amacıyla dönem içinde enflasyon farkı oluşması halinde ortaya çıkan enflasyon farkının 1 puan artırımlı ödenmesini talep ediyoruz.

Elbette 11 hizmet kolumuza ve emeklilerimize ait taleplerimiz de teklif metnimiz içinde yer alıyor.

Değerli basın mensupları,

Kısaca genel bir değerlendirme yaparak, özetlemeye çalıştığım taleplerimizin karşılanması, memurlarımızın yıllardır biriken sorunlarının çözülmesi için büyük bir aşama olacaktır.

Taleplerimiz, geçerli temellere dayanan, son derece makul ve karşılanabilir bir şekilde hazırlanmıştır.

Taleplerimizin karşılanmaması için tek engel, siyasetçilerin ekonomik tercihi ve yetkili sendikaların masa başında siyasiler karşısında teslim bayrağını çekerek, bir yerlerden gelen talimatlara uyması olacaktır.

Biz Türkiye Kamu-Sen olarak kanunların bizlere tanıdığı yetkiler ölçüsünde, kamu görevlilerinin masa başı oyunlarla haklarının gasp edilmesinin önüne geçmek için elimizden geleni yapmaktan geri durmayacağız.

Memurları masada satmaya kalkan olursa, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da onların ipliğini pazara çıkarmak bizim asli görevimizdir.

Geçmiş dönemde şahit olduğumuz üzere; kamu görevlilerinin kazanılmış haklarının ellerinden alındığı, kalem oyunlarıyla bir önceki toplu sözleşme metninin değiştirilerek memur ve emeklilerimizin cebine el atıldığı, 1 ay sürmesi gereken sürecin 1 hafta içinde sonlandırıldığı bir toplu sözleşme süreci yaşamamayı umut ediyoruz.

Toplu pazarlık sürecinin tüm kamu çalışanlarının ve emeklilerin beklentilerine cevap vermesini hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinize saygılarımı sunuyorum” dedi.

İŞTE O YPK KARARLARI

yop

21 Temmuz 2017 tarih ve 30130 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2 ayrı tebliğ ile KİT’lerde çalışan kamu görevlilerine yönelik Yüksek Planlama Kurulu kararları açıklandı. İŞTE O YPK KARARLARI…

Sendika üyesi memurları ilgilendiren Malum-Sen’in YPK Kararı için tıklayınız.

Sendika üyesi olamayan beyler için Malum-Sen’in YPK Kararı için tıklayınız…

İŞTE ADALET! KİT ÇALIŞANINA SIFIR, YÖNETİM KURULU BAŞKANINA 69.720 TL ZAM

ad0

21 Temmuz 2017 tarih ve 30130 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2 ayrı tebliğ ile KİT’lerde çalışan kamu görevlilerine yönelik Yüksek Planlama Kurulu kararları açıklandı. Buna göre 2015 yılı toplu sözleşme görüşmelerinde kararlaştırılan ve 1 Ocak 2016 tarihinde yürürlüğe girmesi gereken ücret gruplarının 5’ten 3’e düşürülmesi uygulaması 2017/2 numaralı Tebliğ ile 1 Ocak 2018’e bırakıldı.

Ücret gruplarının 3’e düşürülmesiyle maaşlarının 1 Ocak 2016’dan itibaren yükseleceğini bekleyen KİT personeline hiçbir artış yapılmazken, gruplar içinde kamuya ek mali yük getirmeyecek şekilde düzenleme yapma yetkisi de 2018 yılına bırakıldı. Böylelikle KİT çalışanlarının iki yıllık hayalleri suya düşmüş oldu. 2018 yılında zam yapılsa bile KİT çalışanları toplu sözleşme hükümleri 2016 yılı başında yürürlüğe girmediği için 2 yıl kaybetmiş olacak.

KİT çalışanları için bu sürede sıfır zam öngörülürken, 2017/1 No.lu Tebliğ ile KİT’lerin yönetim kurulu üyelerinin almakta olduğu aylık 2.552,98 TL’lik ek ücret miktarı 176 TL artırılarak 2.729 TL’ye çıkarıldı ve yeni bir kararla yönetim kurulu başkanlarına bu tutarın iki katı kadar aylık ek ücret verilmesi kararlaştırıldı. Hal böyle olunca yönetim kurulu üyelerine 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren geçmişe dönük olarak aylık 176 TL, yönetim kurulu başkanlarına ise yine 1 Ocak 2016’dan geçerli olmak üzere aylık 176 TL ve ödemenin iki katına çıkarılması nedeniyle aylık 2.729 TL olmak üzere toplamda 2.905 TL zam yapılmış oldu.

Yayınlanan bu iki YPK kararı uyarınca KİT çalışanları sıfır zamla yetinecek ama KİT’lerin yönetim kurulu üyeleri 1 Ocak 2016’dan itibaren aylık 176 TL, toplamda ise ağustos ayı itibarı ile 3.520 TL geçmişe dönük toplu zam alacak.

Yönetim kurulu başkanları ise 1 Ocak 2016’dan 2017 Ağustos ayına kadar geçen 20 aylık süre için geçmişe dönük olarak toplamda 58.100 TL zam alacak. KİT çalışanları zam alabilmek için 2018 yılının ocak ayını beklerken geçecek 4 aylık sürede yönetim kurulu başkanlarına aylık 2.905 TL zam ödenmeye devam edecek ve 2018 Ocak ayına kadar, bunların alacağı ücret zammı toplamda 69.720 TL’ye ulaşacak.

Türkiye Kamu-Sen olarak KİT çalışanlarının 2 yılını çalan, onlara sıfır zammı reva görürken yönetim kurulu başkanlarına tam 69.720 TL zam yapan bu adaletsiz kararı kınıyor ve kabul etmiyoruz.

TÜRKİYE KAMU-SEN YÜKSEK İSTİŞARE KURULU TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ AÇIKLANDI

yikss

Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu, Konfederasyona bağlı sendikalarımızın genel başkanları, Genel Merkez Yönetim Kurulu üyeleri ve 79 il temsilcimizin katılımıyla 15 Temmuz 2017 günü Ankara’da toplanmıştır. İstişare toplantısında ülkemiz kamuoyunu yakından ilgilendiren konular ile kamu görevlileri ve emeklilerinin 2018-2019 yıllarına ilişkin mali ve sosyal haklarının belirleneceği, 1 Ağustos 2017 tarihinde başlayacak olan 4. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmeleri ele alınmıştır.

Bu çerçevede Konfederasyonumuzun görüşlerini içeren Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Toplantısı sonuç bildirgesini kamuoyunun ve kamu görevlilerinin bilgilerine sunuyoruz.

1. Ülkemiz 15 Temmuz 2016 günü büyük bir badireyi, Türk milletinin gösterdiği kahramanlık, cesaret ve kararlılıkla atlatmıştır. Bu kalkışma, milletimize karşı oynanan küresel oyunun, kahpece suikasta dönüştüğü kara bir gün olarak tarihe geçmiştir. Türk milletinin varlığına ve birliğine kasteden, 250 vatan evladının şehadetine, 2196 evladımızın da yaralanmasına yol açan bu alçak darbe girişimine cüret eden hain FETÖ’yü, askerimize, polisimize, vatandaşımıza kurşun sıkan, onları katleden terör örgütlerini ve bunlara destek olan iç ve dış tüm güçleri lanetliyoruz. Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu olarak hiçbir gücün milletin kararının üstünde olmadığını, seçimle gelen iktidarların yine seçimle gitmesinin demokrasi anlayışımızın temelini oluşturduğunu bir kez daha vurguluyor; her türlü darbenin, demokrasi dışı her türlü girişimin sonuna kadar karşısında, Türk milletinin ve devletinin yanında yer almaya devam edeceğimizi bir kez daha hatırlatıyoruz.  Bu vesile ile başta bu toprakları bizlere vatan yapan şehitlerimiz, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, hain darbe girişimi esnasında şehit düşen kahraman vatan evlatlarına Allah’tan rahmet, gazilerimize hayırlı ömürler diliyoruz.

2. 15 Temmuz alçak darbe girişiminin ardından kamuda yoğun bir şekilde görevden uzaklaştırma ve ihraçların yaşandığı görülmektedir. Elbette darbe girişimi ile ilişiği olan herkes kamudan uzaklaştırılmalı, en ağır cezalara çarptırılmalıdır. Bu noktada gerçekleştirilen uygulamaların demokratik hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi ve mesnetsiz iddialara, asılsız bilgi ve belgelere dayalı olarak görevden uzaklaştırma işlemi gerçekleştirilmemesi çalışma barışının korunması, milli birlik ve beraberliğimizin sürdürülmesi adına son derece önemlidir. Devletimize ve milletimize karşı içeriden ve dışarıdan yapılan saldırıların böylesine arttığı bir dönemde milli birlik ve beraberliğimizin, toplumsal huzur ortamının ve kardeşliğimizin toplumun her kademe ve kesiminde korunması son derece önemlidir. Bizleri düşmanların türlü saldırıları karşısında bir arada tutacak en büyük etken adalet ve hukuk devleti ilkesine bağlılığımız olacaktır.

3. Kamu görevlilerinin atanmalarında, görevde yükselmelerinde, tayin ve terfilerinde tarafsızlık ve liyakat ilkelerinden vazgeçilmemesi; hak eden memurun hak ettiği göreve gelmesi; kamu kurum ve kuruluşlarında, çalışma barışının, birlik, dayanışma ve verimlilik artışının sağlanması için en temel gerekliliktir. 15 Temmuz hain darbe girişimi başta olmak üzere yaşanan bunca acı tecrübeye karşılık olarak kamuda liyakatin sağlanması adına herhangi bir adım atılmadığı gibi, bundan önce yapılan yanlışların artarak devam ettiği, birçok kurumda memur alımlarında KPSS şartının esnetildiği ve mülakatla memur alımı gerçekleştirildiği görülmektedir. Kamu görevlilerinin yandaş, yandaş olmayan, bizden, bizden olmayan gibi ifadelerle ayrıştırılmasının, kadrolaşmanın, adam kayırmanın, kıyımın, haksızlığın, hukuksuzluğun son bulmasının; kamuda bir takım siyasi çevrelere yakın olmanın, çalışanın eğitim düzeyi, performansı ve kişiliğinin önüne geçmesinin önlenmesinin; kamu kurum ve kuruluşlarının idarelerinin tarafsızlığının sağlanmasının; adil bir sınav ve atama sistemi ile çağdaş bir yönetim anlayışının oluşturulmasından geçtiği bilinmeli, özellikle yönetici atamalarında yazılı sınava dayalı adil, şeffaf ve tarafsız bir sistem oluşturulmalı, kamuya personel alımlarında mutlak surette yazılı sınava itibar edilmeli, sübjektif değerlendirmelere açık sözlü sınav uygulamasından bir an önce vazgeçilmelidir.

4. BM Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Sözleşmenin 8. maddesi, ILO’nun 87 Sayılı Sözleşmesinin kamu çalışanlarına uygulanmasını düzenleyen 151 Sayılı Sözleşmesi, ILO’nun 98 Sayılı Sözleşmesi, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 23. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi ve ülkemiz tarafından onaylanmış bulunan bu sözleşmelerin; Anayasamızın 90. maddesi, hükmüne göre değerlendirilmesi sonucu, kamu çalışanlarına grev hakkını kullanmayı sağlayacak düzenlemeleri bir an önce hayata geçirmek siyasi irade için zorunluluk haline gelmiştir.

5. 3 milyon dolayında kamu görevlisi, 2 milyon emekli ve aileleri ile birlikte toplam yaklaşık 20 milyon vatandaşımızın önümüzdeki iki yıllık süreçte geleceğinin belirleneceği 4. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmeleri, 1 Ağustos 2017 tarihinde başlayacaktır. Türkiye Kamu-Sen, 400 bin dolayındaki üyesinden aldığı güçle, sorumluluğunun bilinci içinde, kamu görevlilerinin geçmiş dönem kayıpları, enflasyondan kaynaklı zararlar, 2017 yılında kamu işçileriyle imzalanan toplu sözleşme hükümleri, ekonomik büyüme rakamları ve aylık zorunlu harcama tutarlarındaki değişimi de dikkate alarak belirlediği gerçekçi taleplerle, 4688 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanarak toplu sözleşme görüşmelerindeki yerini alacak ve kamu görevlilerinin ve emeklilerin haklarını sonuna kadar, kararlılıkla savunacaktır.

6. Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu olarak bu yıl gerçekleştirilecek toplu sözleşme görüşmelerinde önceki yıllarda gördüğümüz; kapalı kapılar ardında gizli pazarlıklarla sürecin yürütülmesi, kazanılmış hakların geriye götürülmesi, bağıtlanmış toplu sözleşme hükümlerinin kamu görevlileri aleyhine olacak şekilde değiştirilmesi, toplu pazarlıkların zamanından önce bitirilerek kamu görevlileri ve emeklilerin sorunlarının tartışılmasının engellenmesi gibi olumsuzlukların yaşanmamasını umut ediyor, yetkili sendika ve konfederasyonlar ile Kamu İşveren Heyeti’ni toplu sözleşme görüşmelerinin ciddiyetine ve önemine yakışır şekilde davranmaya davet ediyoruz.

7. Bu çerçevede, 23 Ağustos 2015 tarihinde imzalanan kamu görevlilerinin 2016-2017 yıllarına ilişkin haklarının düzenlendiği toplu sözleşme hükümlerinden hâlâ uygulanmamış 20 madde ile uygulamasında sorunlar bulunan maddelerin tartışılmadan Kamu İşveren Heyeti tarafından kabul edilip, uygulamada yaşanan aksaklıkların giderilerek hayata geçirilmesi öncelikli talebimizdir.

8. Kamuda iş barışını bozan, iş güvencesini zayıflatan, her türlü baskı ve istismara açık bir yapı arz eden 4/B’li, 4/C’li, geçici, vekil, idari hizmet sözleşmeli gibi adlar altında güvencesiz istihdam modelinin kaldırılarak isteyen personelin memur kadrolarına geçirilmesi sağlanmalı, taşeronlaşmaya son verilmeli, kamu kuruluşlarında memur işi yapan işçiler de aynı çerçevede kadroya geçirilerek kamu istihdam yapısı güvenceli bir şekilde düzenlenmelidir.

9. 2002-2016 yılları arasındaki ekonomik büyüme ve enflasyon rakamları dikkate alındığında kamu görevlilerin ve emeklilerin maaşlarının olması gerekenin %40,1 dolayında gerisinde kaldığı, kamu görevlilerinin ve emeklilerin gelirlerinin ülkedeki ekonomik genişlemeye paralel olarak artmadığı, gelir dağılımının memurlar aleyhine bozulduğu görülmektedir.

Bununla birlikte 2017 yılı ocak ayında kamu görevlileri ve emeklilerinin maaşlarına %3 artış yapılmış, buna karşın yılın ilk altı aylık diliminde enflasyon %5,89’a ulaşmıştır. Bunun üzerine temmuz ayında maaşlara, yılın ilk 6 ayında ortaya çıkan %2,89 oranındaki enflasyon farkı eklenmiştir. Yılın ikinci aylık dilimi için verilen %4’lük maaş zammı da eklendiğinde 2017 yılının bütününde kamu görevlilerinin maaşlarının Böylece 2017 yılının tamamın için kamu görevlilerinin maaşlarına yapılan artış kümülatif olarak %10,1 olmuştur. Buna karşın, kamu işçileriyle gerçekleştirilen toplu sözleşme görüşmelerinde kamu işçilerinin maaşlarına 2017 yılı için %7,5+5’lik bir artış yapılması, brüt ücreti 3 bin TL’nin altında kalan işçilere ayrıca 90 TL zam verilmesi ve işçilere verilen ek ödemenin de 250 TL artırılması konularında anlaşmaya varılmıştır. Hal böyle olunca brüt ücreti 3 bin TL’nin üzerinde olan bir işçinin maaşına 2017 yılında kümülatif %12,9 oranında ayrıca ek ödemesine de 250 TL artış yapılırken, kamu görevlilerinin maaşlarına yapılan artış %10,1’de kalmıştır. Dolayısıyla yalnızca 2017 yılı için kamu işçileriyle kamu görevlilerinin maaşları arasında %2,8’lik bir fark ortaya çıkmıştır.

2015 yılında gerçekleştirilen toplu sözleşme görüşmelerinde 2015 yılına ilişkin olarak daha önce kabul edilmiş olan enflasyon farkı hesaplaması Kanuna aykırı bir şekilde değiştirildiği için memurların ve emeklilerin enflasyon farkından kaynaklı olarak %1,8’lik bir kaybı olmuştur.

Aralık 2016’da 4 bin 827,87 TL olan dört kişilik bir ailenin aylık zorunlu tüketim harcamaları Haziran 2017’de 5 bin 250,03 TL’ye yükselmiştir. Aynı dönemde en düşük dereceli memur maaşına yapılan 205,89 TL, ortalama memur maaşına yapılan 273,63 TL’lik zamma karşılık dört kişilik ailenin aylık zorunlu harcamaları 422,16 TL yükselmiştir. Bu gerçekler göz önünde bulundurulduğunda en düşük dereceli memur ailesinin bütçesindeki açık aylık 216,27 TL, ortalama memur ailesinin bütçesindeki açık ise 148,53 TL büyümüştür.

Bütün bu gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda kamu görevlileri ve emeklilerin yaşadığı hak kayıplarının karşılanması, kendisi ve ailesinin insanca yaşamasına yetecek düzeyde bir gelire kavuşması amacıyla maaşlara hem oransal hem seyyanen artış yapılmalı, her yıl yapılacak artışlara ilave %3 oranında ekonomik büyüme ve refah payı verilmelidir.

10. Çalışanlarımız üzerindeki vergi yükü sürekli artmaktadır. Gelir vergisi oranlarını belirleyen kazanç dilimlerinin yıllar içinde neredeyse hiç artmaması nedeniyle çalışanlar, daha yılın ilk aylarında bir üst kazanç dilimine geçmekte ve ödedikleri gelir vergisi oranı %15’ten %20’ye çıkmaktadır. İlk dilim gelir vergisi üst sınırının düşük tutulması, bütün ücretlilerin yılın ilk aylarında bir üst vergi dilimine geçmesine ve 5 puan daha fazla vergi ödemesine neden olmaktadır. Bu durum gelir dağılımında adaletin de sağlanamamasına neden olmakta; toplam gelir vergisi tahsilâtının %53’ü GSMH’nin %6’sını alan çalışanlardan sağlanırken GSMH’nin %95’ini alan zengin kesimden yapılan vergi tahsilâtı, toplam tahsilâtın yalnızca %47’sinde kalmaktadır. Bu nedenle vergi dilimleri nedeniyle kamu görevlileri üzerinde oluşan vergi yükünün hafifletilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.

11. Görev tanımı yapılmamış olan kamu görevlilerinin görev tanımları bir an önce yapılmalı, çalışanlarımızın görevleri dışında işlerde çalıştırılmalarının önüne geçilmeli, atamaları bir kurala bağlanmalıdır. Bayramlarda ve hafta sonlarında tatil yapamayan kamu çalışanlarının da çalışma şartları yeniden gözden geçirilmelidir.

12. Kamu görevlilerinin çalışırken elde ettiği ücret ile emekli olduğu zaman alacağı maaş arasındaki uçurumu kapatmak, özellikle emekli kamu görevlilerini yoksulluk sınırında yaşamaktan kurtarmak amacıyla, memur maaşını oluşturan bütün kalemler ile ek ödeme, döner sermaye, ek ders, sosyal denge sözleşmesi gibi tüm ödemelerin emekli keseneğine dâhil edilerek, yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi, bu yolla her çalışanın eline geçen ücret ile orantılı emekli maaşı almasının sağlanması gerekmektedir.

13. Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu kamu görevlilerimizin özel hizmet tazminatı, ek ödeme, ek gösterge, ek ders, döner sermaye, harcırah, tazminat, sosyal yardım, aile bütünlüğünün korunması, zorunlu rotasyon, sicil ve disiplin uygulamaları, görevde yükselme, atama ve yer değiştirme, yardımcı hizmetliler, hizmet kollarına ilişkin hususlar gibi personelin ekonomik durumunu, verimliliğini ve etkinliğini doğrudan etkileyen konulardaki sorunların çözümü için Kamu İşveren Heyetinden samimi girişimler beklemektedir.

14. Ülkemizin ekonomik imkânlarının, siyasi ve politik gelişmelerin ve memurumuzun içinde bulunduğu durumun farkında olan konfederasyonumuz, bu bilinç içinde toplu sözleşme görüşmelerine ilişkin hazırlıklarını tamamlamış, taleplerini belirlemiştir. Bütün bu gelişmeler ışığında, bu yıl dördüncü defa oturacağımız toplu sözleşme görüşmelerinde hükümetin taleplerimizi karşılamaması için Konfederasyonumuz nezdinde kabul edilebilir hiçbir gerekçesi bulunmamaktadır. Toplumun belirli kesimlerine kaynak aktarırken hiçbir çekince görmeyen yetkililerin, kamu çalışanlarının da ekonomik sorunlarını çözecek düzeyde bir artış yapma zorunluluğu bulunmaktadır. Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu olarak kamu çalışanları adına, ekonomik büyümeden ve artan milli gelirden hak ettiğimiz payı istiyoruz.

15. Siyasi iktidarı, ülkenin gerçekleri, toplumun ihtiyaçları ve beklentileri doğrultusunda adil olmaya davet ediyoruz. Bu davetimize aynı samimiyet ve duyarlılıkla cevap verilmemesi, 2017 yılı toplu sözleşme sürecinin de geçmiş yıllarda olduğu gibi tek taraflı bir dayatmaya ve kapalı kapılar ardında yapılan gizli pazarlıklara dönüşmesi durumunda, yetkili sendikalar başta olmak üzere bu duruma çanak tutan herkesin kamu görevlileri ve kamuoyu vicdanında mahkûm olacağı bilinmelidir.

16. Aileleriyle birlikte 20 milyonu bulan geniş bir kesimin gelecek iki yılını şekillendirecek bu toplu sözleşme görüşmelerinde, ortaya çıkacak her türlü hak kaybının, yaşanacak her türlü mağduriyetin vebali, 4688 sayılı Kanun uyarınca toplu sözleşme görüşmelerini yürütme, toplu sözleşme imzalama veya Kamu Görevlileri Hakem Heyeti’ne gitme hakkını elinde bulunduran sendika ve konfederasyonun omuzlarında olacaktır.

17. Bu süreç boyunca Konfederasyonumuz 395 bin 250 üyesinin verdiği yetki ve 4688 sayılı Kanunun ilgili maddelerine istinaden kamu görevlilerinin haklarının ve menfaatlerinin korunup geliştirilmesi için toplu sözleşme masasındaki yerini alacak, süreç içinde kamu görevlileri aleyhine gelişecek her karara müdahil olacak; kamu görevlilerimiz ve emeklilerimiz için atılacak her türlü olumlu adım nezdimizde anında karşılık bulup desteklenecektir.

Kamuoyuna duyurulur.

VEFAT&BAŞ SAĞLIĞI

Rahatsızlığı nedeniyle bir süredir İstanbul’da hastanede tedavi gören Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Ahmet ARSLAN’ın kardeşi Okan Arslan’ın,vefat ettiğini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.

Türk Ulaşım-Sen olarak, merhum Okan Arslan’a Allah’tan rahmet, değerli Bakanımıza ve kederli ailesine başsağlığı ve sabırlar dileriz.

 

TÜRKİYE KAMU-SEN VE SENDİKAMIZ TOPLU SÖZLEŞME TALEPLERİNİ BELİRLEDİ

1100

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, yaptığı açıklama ile Konfederasyonun 1 Ağustos tarihinde başlayacak toplu sözleşme görüşmelerinde ele alınmasını istediği talepleri duyurdu.

Genel Başkan Koncuk açıklamasında “Türkiye Kamu-Sen ve bağlı sendikalar olarak 1 Ağustos’ta başlayacak ve kamu görevlilerinin 2018-2019 yıllarını kapsayacak toplu sözleşme görüşmelerinde gündeme taşıyacağımız mali ve özlük haklarına ilişkin taleplerimizi belirledik.” dedi.

“Konfederasyon ve bağlı sendikalarımızın yetkili kurulları, günler süren çalışmalar sonucunda kamu görevlilerinin ve emeklilerin kronikleşmiş ekonomik sorunları yanında, geçmiş dönem kayıpları, 2015 yılı enflasyon farkı tanımın değiştirilmesi nedeniyle ödenmeyen enflasyon farkı, zorunlu tüketim harcamalarında yaşanan fiyat değişimleri ve son olarak Temmuz ayında işçilerle imzalanan toplu sözleşmede ortaya çıkan işçi-memur zammı farkını da dikkate alarak 2018 ve 2019 yıllarında uygulanmasını istediği maaş artış teklifini ortaya koydu.” şeklinde konuşan İsmail Koncuk, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“2018 Yılında En Düşük Memur Maaşına 738,36 TL, Ortalama Memur Maaşına 920,35 TL Zam İstiyoruz

Buna göre Türkiye Kamu-Sen olarak Hükümetle yapılacak toplu pazarlık masasına;

2018 yılı için ocak ayından geçerli olmak üzere seyyanen net 150 TL, %10+%10 artış ve bu artışların üzerine ekonomik büyüme ve refah paylarını içeren %3’lük zam,

2019 yılı için ise yine ocak ayından itibaren seyyanen net 150 TL ve %8+%8 artış ile %3 oranında ekonomik büyüme ve refah payı artışı talep ediyoruz.

Mali haklara ilişkin olarak gündeme getireceğimiz artış tekliflerimiz, 2018 yılının bütününde en düşük dereceli memur maaşı için 738,36 TL, ortalama memur maaşı için ise 920,35 TL zam anlamına geliyor.

2019 yılı için de en düşük memur maaşına 779,78 TL, ortalama memur maaşına ise 965,24 TL zam istiyoruz.

Kamu Görevlilerini ve Emeklileri Kurtaracak Teklifler

Bunun yanında, geçtiğimiz dönemde imza altına alınmasına rağmen halen uygulanmayan toplu sözleşme hükümlerinin uygulanması, vergi dilimindeki adaletsizliğin giderilerek kamu görevlileri üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi, 4/B’li sözleşmeli ve 4/C’li geçici personel ile vekil gibi adlar altında güvencesiz çalışmaya son verilerek bu kapsamdaki kamu personelinin kadroya geçirilmesi; taşeronlaşmaya son verilmesi; memur maaşını oluşturan bütün kalemler ile özel hizmet tazminatı, ek ödeme, ek ders, döner sermaye, fazla çalışma ücreti, ikramiye, sosyal denge tazminatı gibi diğer ödemelerin de emekli keseneğine dâhil edilmesi; başta aile yardımı ve çocuk parası olmak üzere tüm sosyal yardım miktarlarının artırılması; ek gösterge ve özel hizmet tazminatı adaletsizliğinin giderilmesi; ek ders, fazla mesai, nöbet ve harcırah gibi ödemelerin düzenlenerek günün şartlarına göre yükseltilmesi; yardımcı hizmetler sınıfı personeline de ek gösterge verilmesi; Ramazan ve Kurban bayramlarında kamu görevlileri ve emeklilerine bayram ikramiyesi verilmesi; kıdem aylığındaki 25 yıllık sınırın kaldırılarak tüm kamu görevlilerine çalıştıkları her kıdem yılı için 20 TL kıdem aylığı ödenmesi; mülakata bağlı atamalara son verilerek adil bir atama ve görevde yükselme sistemi getirilmesi gibi birçok konu, bu yılki toplu sözleşme görüşmelerinde olmazsa olmazımız olacak.

Enflasyon Farkı Ortaya Çıkması Durumunda 1 Puan Telafi Zammı Ödensin

Türkiye Kamu-Sen olarak ayrıca maaşlardaki reel erimenin önlenmesi ve dönem içinde ortaya çıkan zararların karşılanması amacıyla dönem içinde enflasyon farkı oluşması halinde ortaya çıkan enflasyon farkının 1 puan artırımlı ödenmesini talep ediyoruz.

Yetkili Konfederasyon Memurların ve Emeklilerin Feryadına Kulak Versin

Konfederasyon olarak gerçekleştirilecek toplu sözleşme görüşmelerinin kamu görevlilerine ve emeklilere hayırlar getirmesini dilerken, yetkili sendikaları ve konfederasyonu hiç olmazsa bu yıl, memurların sesine kulak vermeye ve hükümetle gerçek anlamda pazarlık yapmaya davet ediyoruz.”

 

İsmail KONCUK

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı

2018-2019 YILLARINI KAPSAYAN IV. DÖNEM TOPLU SÖZLEŞME SEKTÖREL TALEPLERİMİZ İÇİN TIKLAYINIZ.

YÜKSEK İSTİŞARE KURULUMUZ ANKARA`DA TOPLANDI

yik2

Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı Başkent Ankara’da gerçekleştirildi.

Genel Başkanımız İsmail Koncuk,  sendikalarımızın Genel Başkanları, Genel Merkez Yöneticilerimiz ve il temsilcilerimizin hazır bulunduğu Yüksek İstişare Kurulu toplantımızda, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü çerçevesinde milli birliğimize, demokrasimize ve cumhuriyetimize olan bağlılığımız bir kere daha vurgulanırken, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları, 15 Temmuz şehitleri ile birlikte tüm şehitlerimiz, saygı duruşu ve İstiklal Marşının ardından Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Hazım Zeki Sergi’nin okuduğu Kuran-ı Kerim tilaveti ve dualarla anıldı.

ÖNDER KAHVECİ: TÜM ŞEHİTLERİMİZİ RAHMETLE ANIYORUZ

Toplantının açılışında konuşan Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri ve Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Yüksek İstişare Toplantısının hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ederek sözlerine başladı. Kahveci; “15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden 1 yıl geçti, biz her zaman demokrasiyi savunan bir kurumuz. Tatlı su demokratlarının kapı arkalarında gizlendiğinde biz 28 şubatta sokaklarda “Kesintisiz demokrasi” diyorduk. Bunlar arşivlerde mevcut. Allah bir daha milletimize bu acıları yaşatmasın. Tekrar tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.

Bir yetki dönemini daha geride bıraktık. Dimdik duran bir teşkilat olarak bu süreci tamamladık. Yetkiyi kullananların nasıl döküldüklerini hep birlikte görüyoruz. Biz çalışanların haklarının nasıl koruruz düşüncesiyle toplantılarımıza devam ediyoruz. Bugünde toplantımızda ne gibi talepleri gündeme taşıyacağız bunları hep birlikte konuşup değerlendireceğiz. Masada mücadelemizi en iyi şekilde vereceğiz” dedi.

Önder Kahveci’nin ardından kürsüye gelen Kıbrıs Türk Memur-Sen Genel Başkanı Kağan Mındıkoğlu, Türkiye Kamu-Sen’e kendilerine verdikleri destekten dolayı teşekkürlerini sundu. Mındıkoğlu, “Eğer Türkiye Kamu-Sen olmasa, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren sendikaların sesi dünyada duyulmazdı” dedi.

KONCUK: TÜRK MİLLETİ 15 TEMMUZ’DA KAHRAMANLIĞINI BİR KEZ DAHA ORTAYA KOYMUŞTUR

Yüksek İstişare Kurulu toplantısında yaptığı konuşmaya katılımcıları selamlayarak başlayan Genel Başkanımız İsmail Koncuk,  15 Temmuz şehitleri ve tüm şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet diledi. Koncuk, “Toplantımız milletimize camiamıza hayırlı olsun.15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden tam 365 gün geçti. Türkiye bir çok darbe girişimine şahit olmuş bir devlet. Bu imtihandan aslında milletimizde fazlaca geçti ama 15 Temmuz’da, bu hain darbe girişiminde farklı bir tepki gördük. Milletimizin demokrasiye, vatanımıza sahip çıkma arzusunu gördük. Bu önemli bir mesajdı. Milletimizin demokrasiyi kollamak konusundaki, vatanına sahip çıkma konusundaki kararlılığını göstermiştir. Bundan sonra benzeri kalkışmalara tevessül etmek isteyenlerin artık milletin geldiği bu mücadeleci ruhu iyi hesap ederek, bu işleri değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Türk milletinin kahraman bir millet olduğunu söylemeye gerek yok, tarihi belgelere bakmak yeterli. Söz konusu vatan ve namus olunca canını verir bu millet. Kahpe terör örgütün saldırılarında evlatlarımızı şehit veriyoruz ve 15 Temmuz’da da 249 şehit verdik. Türkiye Kamu-Sen mensubu iki arkadaşımız da 15 Temmuz gecesi şehit oldu. Bir çok sendikamızdan yaralanan arkadaşlarımız oldu. Umarım benzeri olayları bir daha yaşamayız. Bu ve benzeri girişimleri bir daha yaşamamak için ders çıkarmak lazım. Basın yayın organlarına Darbe Komisyonunun bir raporu yansıdı. Bir takım gruplara dikkatle yaklaşmak gerektiği, sınırlamak yerine kontrol altında tutmak gerektiği gibi bazı ifadeler var. Sınırsız özgürlük güzel ama o sınır milletin geleceği ile ilgili tehditler içerirse sınırlar yükselir.  Sonuna kadar demokrasi diyen Türkiye Kamu-Sen’in sınırı milletin güvenliğidir. Kimden gelirse bu tehdit biz olayların üzerine gideriz.

Bugün bazı şeyler moda oldu, düne kadar Ergenekon, balyoz gibi sıfatlar vardı. Çok dikkatle bu süreçlere yaklaştık. Neticede bu iddiaların FETÖ kurgusu olduğunu anladık bugün. Devlet uyumaz, devlet uyanık olur. Bu benim adamım, göz yumayım olmaz. Yönetimde zaafiyete neden olur bu. 15 Temmuz hain darbe girişimden çıkarmamız gereken ders, bir ülke, bir devlet hiç bir grubu baş tacı ederek demokratik bir yapılanma içinde olduğunu iddia edemez.

Madem böyle bir yapılanma ve bunlara yıllar içinde göz yumulması, faaliyetlerinin desteklenmesi bizi bu sonuca götürdü.  Adı FETÖ olmaz başka birşey olur, hiç  bir kuruma ayrıcalık tanınmaması gerekir.

Dernek, vakıf, sendika, cemaat. Adı ne olursa olsun hiçbir kurum kanun ve nizamların üzerinde haklarla donatılacak, buna müsaade edilemez. Eğer kanunlar dışında birileri benim yetkim var derse o ülke her zaman tehdit altındadır. Bunu her zaman söyledik söyleyeceğiz. Olgun bir demokrasiyi oluşturmak zorundayız.  Türkiye’nin bir kanun devleti olması konusunda bundan sonra gelecek her iktidarın hassasiyet göstermesi gerekir. Biz uyaracağız. Türkiye Kamu-Sen’in bir özelliği var, herşeye eyvallah eden değiliz. Yanlışları doğru gibi alkışlayan olmadık. Bunu siyasi bir saikle mi yaptık? Hayır. Demokratik, hukuk devleti anlayışının bu ülkede hakim olması için bunu yaptık. Bölünmüşlükle Türkiye biryere gidemez. Farklı düşünceler olabilir ama bölünmüş toplum olmaz.

15 Temmuz’un ardından Yenikapı mitingini hatırlıyorsunuz, bizim ihtiyacımız budur. Tüm dünyaya mesaj verildi orada. Milletin birlik ve beraberlik içinde, yumruk gibi olduğumuzu ilan ettik. O anlayışın devamı sağlanmalıdır. 15 Temmuz’u yapanlara lanet olsun ama felaket günlerinin yarattığı, bir ve beraber olmamız gerektiği duygusundan neden bugün uzaklaştığımızın muhasebesi yapılmalı. Sivil toplum kuruluşu iseniz doğruları söyleyeceksiniz. Ülkenin ağzının tadı kaçtıktan sonra hiçbirşeyin anlamı yok. Önemli olan geleceğe güvenle bakabilmektir.

Milli irade ve demokrasi günü son derece önemli bir isim. İhtiyacımız olan bunlardır. Bunlar sağlandığı an bu ateş çemberinden çıkmamız daha kolay olacak. Çevremizde yeni bir yapılanma tezgahlanırken biz buradan birlikle ve beraberlikle çıkacağız. Türkiye Kamu-Sen bu konuda üzerine düşen ne ise her zaman yerine getirmiştir, bundan sonrada aynı sorumlulukla devam edeceğiz. Bu vesile ile 15 temmuz şehitleri ve tüm şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum. Mekanları cennet olsun.

Bu toplantımızı 15. Temmuz tarihi nedeniyle yapıyoruz. İhanetin tarihi ve hatırlanması gereken bir gün olduğu için bugün yapıyoruz. Umuyoruz ki,  daha güzel günlere ulaşmak için vesile olacak bu günler” dedi.

KONCUK: BU TOPLU SÖZLEŞMEDE DE VAR GÜCÜMÜZLE MÜCADELE EDECEĞİZ

Yaklaşan toplu sözleşme dönemini de değerlendiren Genel Başkan İsmail Koncuk, Türkiye Kamu-Sen’in masada her problemin takipçisi olacağının altını çizdi. Koncuk, “1 Ağustos’ta,  toplu sözleşme görüşmeleri başlayacak. Gönül isterdi ki İlkeli ve kararlı duruşuyla yetkili olalım ama olmadı. Memurlarımızın takdiri bu şekilde oldu. Bir sendika 956 binden 997 bin üyeye ulaştı. İyi bir değerlendirme yapmak lazım. 2015 yılında imzalanan toplu sözleşmenin 20 maddesini hayata geçiremeyen bir konfederasyon hangi başarı ile bu üye sayısına ulaştı? Türkiye Kamu-Sen hangi başarısız çalışmaları ile yetkiyi alamıyor? Bunun muhasebesini hepimiz ve elbette memurlar da yapacak. Eğer bu ülkede doğruyu söylemenin kıymeti yoksa bunu bizde bilelim. 2013 toplu sözleşmesinde imza altına alınan enflasyon maddesini bir imzayla 2015 yılında değiştiren, memur ve emeklilerimizi her ay yüzde 1,8 kayba uğratanlar  nasıl bu durumda? Bu hata başka bir ülkede olsa o sendika bu hata sebebiyle “harç bitti yapı paydos” derdi. O Genel Başkan’da sendikacılık yapma hakkına sahip olamazdı. Türkiye’nin en aydın kesimi olan kamu çalışanları artık şapkayı önüne koymalıdır.

Hep anlattığım bir örneği yine burada da paylaşmak isterim. Bugünün İçişleri Bakanı sayın Süleyman Soylu, o dönemlerde Çalışma Bakanı idi. 21 madde uygulanmamıştı sonrasında bir iki madde uygulamaya konuldu. Kendisine, “Neden bu maddeleri uygulamıyorsunuz” diye sordum. O da dedi ki; “Bunun nesini uygulayım? Kültür Bakanlığı çalışanlarının ekonomik durumlarının iyileştirilmesi diye bir madde var, nasıl uygulayalım? Memurun hakkı zaten toplu sözleşmede belirlenmiyor mu?” dedi. O konfederasyondan birisi, isim vermeyelim,  Kültür hizmet kolunda faaliyet gösteren o sendika, “Bizimle ilgili bir madde de olsun” dedi, bizde böyle bir madde yazdırdık. Toplu sözleşme hükümleri yazıldığı vakit uygulanır. Kültür çalışanlarını aldatmak için yazmışlar bunu. Kültür Bakanlığı çalışanlarının “Bizimle dalgamı geçiyorsunuz?” diye hesap sorması lazım. Ama tık yok.

KİT’lerdeki ücret gruplarının beşten üçe düşürülmesi ve sivil havacılık tazminatının, toplu  sözleşmeden hemen sonra uygulanması lazım. Kasım ayında yapılan KPDK’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu,”KİT’lerdeki  ücret grupları ve sivil havacılık tazminatı maddelerini uygulayalım” dedi. Ancak, aylar geçti Mart ayına geldik ki uygulanan bir şey yok. Buna rağmen Konfederasyon Başkanı sayın Başkan’a teşekkür etti. Ben de kendisine dönerek neye teşekkür ettiğini sordum. Aradan 1,5 sene  geçmesine rağmen imza altına alındığı halde hayata geçirilmemesine rağmen teşekkür ediyor. Mart ayında KPDK’da konuşularak bitti denilen maddeler hala fırından çıkmadı. Ama iki laf edecek kimse yok. Sayın Bakan’a teşekkür ederken, sosyal medyadan “Bu işi çözdük” diye twitler attılar. Aldatılma nereye kadar, sınırı nedir belli değil.

Bu toplu sözleşmede elimizden gelen gayreti göstereceğiz. 4-C’lilere kadro hala yok, vekil ebe, imam, hemşire, sözleşmeliler, taşeronlar, Üniversite işçiler… hiç biri yok ama üzerimize düşeni yerine getireceğiz. Bu sene göreceğiz, bakalım ne yapacaklar. Zam politikasında bir takım değişiklikler olmalı. Görülmüştür ki, oransal zam sonuç vermemektedir. Türkiye Kamu-Sen refah payı uygulamasında ısrarcı olacak, ekonomik büyümeden pay verilmesini isteyecektir. Masaya taşıyacağız bunları. Sıfır zam alıyoruz. Enflasyon oranında zam sıfır zam demektir. Kamu işçilerine yüzde 7,5 + yüzde 5 zam yapıldı. Ek ödemeleri 500 TL’den 750 TL’ye çıkarıldı. 3 bin TL altında maaş alana 90 TL zam yapıldı. Bu önemli bir çıta bizim açımızdan. 2018 zammı ise yüzde 3,5 artı 3, 5 buna dikkatle yaklaşmak lazım. Bu bir mesaj mıdır? Memurların toplu sözleşmesi 2018 ve 2019 için. Bu zam oranından huylanıyorum. Bize bir ölçü mü verdiniz. Eğer niyet bu ise bunu kabul etmiyoruz. Testi kırılmadan uyarımızı yapalım. Adına yetkili konfederasyon denen yapı da inşaallah birşeyler çıkarırlar bundan ve tabii memurlarımızda birşeyler çıkarırlar. Türkiye Kamu-Sen olarak burada bir mesaj var ise bu mesajı kabul etmiyoruz. 2017’nin üzerini kimse kapatmasın. Kamu işçisine verilen zam memurlara da yansıtılmalı. 4-C’liler, uygulanmayan maddeler yeniden karar altına alınmalı ve bu maddelerin takipçisi olmalı o imza atanlar. Biz dava açıyoruz kendileri dava bile açmıyorlar. Biz derdine düşüyoruz onların umrunda dahi değil. Biz görevimizi yapacağız, doğruları söyleyelim vicdanımız rahat olsun.

Bu duygu ve düşünceler içerisinde 15 Temmuz şehitlerimizle birlikte bu toprakların vatan olmasını sağlayan, devletimizi bizlere emanet eden şehitlerimiz, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm kahraman vatan evlatlarımıza Allah’tan rahmet, gazilerimize hayırlı bir ömür diliyor, toplantımızın  hayırlılara vesile olmasını temenni ediyorum.” Dedi

Toplantımız il temsilcilerimizin söz alarak günün anlam ve önemine binaen yaptıkları konuşmalar ve dilek ve temennileri ile sona erdi.

9922580405-yistisare2

9922580405-yistisare4

16824

15 TEMMUZ DEMOKRASİ VE MİLLİ BİRLİK GÜNÜ KUTLU OLSUN

Atatürk ve silah arkadaşlarının muhteşem mücadelesiyle kurup gelecek nesillere emanet ettiği, sayısız şehidimizin canı, gazilerimizin kanı pahasına, türlü bedeller ödeyerek bugünlere taşıdığımız demokratik cumhuriyet rejimine ve devletimize bağlılığımızı bir kere daha ifade ediyor, “ilkemiz önce ülkemizdir” diyoruz. Nereden ve kimden gelirse gelsin, nereye ve kime karşı yapılırsa yapılsın demokrasi dışı her türlü girişimin sonuna kadar karşısında, Türk milletinin ve devletinin yanında yer almaya devam edeceğimizi bir kez daha hatırlatıyoruz.

Türk milletinin varlığına ve birliğine kasteden, 250 vatan evladının şehadetine, 2196 evladımızın da yaralanmasına yol açan bu alçak darbe girişimine cüret eden hain FETÖ’yü, askerimize, polisimize, vatandaşımıza kurşun sıkan, onları katleden terör örgütlerini ve bunlara destek olan iç ve dış tüm güçleri lanetliyoruz.

Bu vesile ile başta bu toprakları bizlere vatan yapan şehitlerimiz, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, hain darbe girişimi esnasında şehit düşen kahraman vatan evlatlarına Allah’tan rahmet, gazilerimize hayırlı ömürler diliyor, tüm milletimizin 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Gününü kutluyoruz.

15TN

 

STK’LARDAN 15 TEMMUZ BİLDİRİSİ: 15 TEMMUZ’U ASLA UNUTMAYACAĞIZ!

15T

Aralarında TÜRKİYE KAMU-SEN ile birlikte, TOBB, TÜRK-İŞ, TİSK, TESK, TZOB, HAK-İŞ, MEMUR-SEN’in de bulunduğu Türkiye Avrupa Birliği Karma İstişare Komitesi (KİK) tarafından, 15 Temmuz anma etkinlikleri kapsamında ortak basın toplantısı düzenledi.

TOBB Sosyal Tesislerinde gerçekleşen organizasyona 81 ilde de STK temsilcileri toplantılar ile destek verirken, Ankara’daki toplantıda başta Genel Başkanımız İsmail Koncuk olmak üzere, Sendikalarımızın Genel Başkanları ve Genel Merkez Yöneticilerimizde hazır bulundu. Türkiye’nin 7 ilinden de etkinliğe canlı yayın ile bağlanıldı.

Toplantıda Komite adına ortak basın açıklamasını okuyan TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, bu ortak açıklamayı 81 ilde aynı anda yaptıklarına dikkati çekti. Hisarcıklıoğlu, iki hafta boyunca, farklı etkinliklerle, hazırlanan afişlerle Türkiye’nin tamamında 15 Temmuz ruhunu canlı tutacaklarının altını çizerek, 15 Temmuz’un Türkiye için bir milat olduğuna inandıklarını söyledi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi;

“15 TEMMUZ’U ASLA UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ

“GÜCÜMÜZ MİLLİ İRADE, HEDEF BÜYÜK TÜRKİYE”

“Türkiye’nin sivil toplumunu temsil eden; Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi Türkiye kanadı olan;

•          Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ),

•          Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK),

•          Memur Sendikaları Konfederasyonu (MEMUR-SEN),

•          HAK- İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ),

•          Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB),

•          Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK),

•          Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (Türkiye KAMU-SEN),

•          Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) olarak buradayız.

Bu masada oturan demokrasi sevdalısı kurumlar olarak, bu ortak açıklamayı 81 ilde aynı anda yapıyoruz.

Tarihimizin en zor günlerinden biri olan 15 Temmuz’un yıldönümüne giriyoruz.

İki hafta boyunca, farklı etkinliklerle, hazırladığımız afişlerle ülkemizin tamamında 15 Temmuz ruhunu canlı tutacağız.

15 Temmuz’u unutmayacağız, unutturmayacağız.

15 Temmuz’un Türkiye için bir milat olduğuna inanıyoruz.

Çünkü bu alçak saldırı, darbenin ötesinde bir işgal girişimiydi.

15 Temmuz, İstiklal Harbinden bu yana ülkemizin karşılaştığı en büyük tehlikeydi.

O gece Fetullahçı terör örgütü, “devleti” ele geçirmeye, milleti tahakküm altına almaya kalkıştı.

Darbe girişiminin asıl amacı; ülkemizi tarihimizde görülmemiş bir kaosa sürüklemek, kardeş kavgası başlatmak ve Türkiye’yi iç savaş ortamına sokmaktı.

Darbe teşebbüsünün nihai amacı; Türkiye Cumhuriyetini bir daha ayağa kalkamayacak duruma düşürmekti.

Allah’a şükürler olsun Milletimiz, cesareti ve feraseti ile bu belayı, bu fitneyi durdurdu.

Milletimiz demokrasimize ve özgürlüğümüze kasteden bu saldırı karşısında dik durdu, canı pahasına değerlerini savundu.

Bu masadaki kuruluşlarının tamamı da, ilk andan itibaren, devletimizin ve milletimizin yanında yer aldı.

Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Gazi Meclisimiz, Başbakanımız, siyasi partilerimiz, milletimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve medyamızın kararlı duruşuyla bir destan yazdık.

Haince planlanmış darbe girişimini savuşturan milletimizin önünde saygıyla eğiliyoruz.

15 Temmuz’da Türkiye, en zor demokrasi sınavını büyük başarıyla vermiştir.

Demokrasimizin, hiçbir kaba kuvvete teslim olmayacak kadar güçlü olduğunu herkese gösterdik.

Milletimiz darbeye karşı durarak şunu açık şekilde ilan etmiştir. “Türkiye Cumhuriyeti devletini Milletin iradesi dışında hiçbir güç yönetemez.”

Bu, dünyaya örnek olacak bir tavırdır.

Elbette bunun için büyük bir bedel ödedik.

Darbe girişimine karşı verdiğimiz bu mücadelede, 250 vatandaşımız şehit oldu.

2301 vatandaşımız gazi oldu.

Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Gazilerimizi şükranla anıyoruz.

Milletimiz onları daima minnetle ve rahmetle anacaktır.

Dünyada çok az millet bu bedeli ödeyebilir.

Siyasi görüşü fark etmeksizin Türkiye’nin geleceğine sahip çıkan 15 Temmuz ruhu demokrasinin sigortasıdır.

Bir daha böyle hain girişimlerin yaşanmaması için FETÖ ile mücadele her alanda etkin ve kararlı şekilde sürdürülmelidir.

Yargı kurumları, darbecilere ve onların destekçilerine hak ettikleri en ağır cezayı vermeli, milletimizin vicdanını rahatlatmalıdır.

Değerli basın mensupları,

En az 15 Temmuz kadar, darbe girişiminden sonrası da, ülkemiz açısından zorlu bir süreç oldu.

Darbe girişimi sonrası toplum büyük bir travma yaşadı.

FETÖ, yalan haberlerle yurt dışında ülkemiz aleyhine karalama kampanyaları yürüttü.

Ekonomimiz de bu saldırıdan olumsuz etkilendi.

Allah’a şükür, birlik ve beraberliğimiz sayesinde bunların hepsini de kısa sürede atlattık.

Hükümetimizin bizlerle istişare içinde aldığı önlem ve yaptığı reformlarla hızla toparlandık.

Daha darbe girişiminin üzerinden bir yıl geçmeden ekonomide yüzde 5’lik büyümeyi yakaladık.

İstihdam rekorları kırdık. Bu yılın ilk altı ayında tam 1 milyon 200 bin insanımıza yeni istihdam sağladık.

İhracatımızı rekor düzeyde arttırmaya başladık.

Yabancı yatırımcıların güvenini yeniden kazandık.

Çok açık ifade ediyoruz ki, Türkiye dünyanın en zor stres testinden başarı ile çıkmıştır.

Emin olun bizim son bir yılda yaşadıklarımızı başka bir ülke yaşasaydı bir daha ayağa kalkamazdı.

Ama biz dimdik ayaktayız.

Böyle bir coğrafyada, en zor koşullar altında hiç kimsenin yapamayacağını yaptık.

Ama rehavete kapılmayacağız.

Yapacak daha çok işimiz, büyük hedeflerimiz var.

15 Temmuz sonrası toparlanma sürecini tamamladık.

Şimdi yeni bir atılım sürecini başlatmamız gerekiyor.

Ayağımızdaki prangayı çözdük, şimdi koşma zamanı.

Büyümede, istihdamda, ihracatta yeni rekorlar kırmalıyız.

Vatandaşlarımızın refah seviyesini daha da arttırmalı, demokratik kazanımlarımızı güçlendirerek ileriye taşımalıyız.

Bütün bunlar için ortak akılla ve istişare içinde, yeni bir reform süreci başlatmalıyız.

Buradan yurt dışındaki dostlarımıza da sesleniyoruz.

Aldığı yaraları saran milletimiz, bu büyük demokrasi sınavının birinci yılında bütün dostlarını yanında görmeyi arzulamaktadır.

Dostlarımızı iftira kampanyalarına değil, gerçeklere kulak vermeye, buna göre tavır almaya davet ediyoruz.

FETÖ ile mücadelede dost ve müttefik devletlerin de desteklerini bekliyoruz.

Kaynağı ne olursa olsun darbe ve terör bir insanlık suçudur. Ancak birlikte çalışırsak daha iyi bir gelecek inşa edebiliriz.

Bizler ülkemiz ve milletimiz için şimdi daha büyük bir azimle çalışacak ve Türkiye’yi büyük hedeflerine taşıyacağız.

Üzerine basarak bir kez daha ifade ediyoruz: Türkiye’nin sivil toplumu olarak, 15 Temmuz’u asla unutmayacağız, unutturmayacağız.

Ülkemizin geleceğini inşa ederken yaşadıklarımızdan aldığımız dersler bize ışık olacak.

Biz bu ülkenin geleceğinden umutluyuz.

Gücümüz milli irade, hedefimiz büyük Türkiye.

Hepinizi saygıyla selamlıyoruz.”

 16818

16822

16816

CANER ÖZEN EĞİTİM KURUMLARI İLE İNDİRİM ANLAŞMASI YAPILDI

Konfederasyonumuz Türkiye Kamu-Sen ile Caner ÖZEN Eğitim Kurumları arasında indirim anlaşması yapılmıştır.

Yapılan bu anlaşmayla, sendika üyelerimizin Caner ÖZEN Eğitim Kurumları okullarında yaptıracakları yeni kayıtlar için % 45 oranında indirim uygulanacak ve 2017-2018 eğitim öğretim yılında Türkçe Kitaplar ve Kırtasiye giderleri Caner ÖZEN Eğitim Kurumları tarafından karşılanacaktır.

20170712172038_00001