Monthly Archives - Şubat 2016

TERÖRÜ LANETLİYORUZ!

Uzun cümleler, sürekli yinelenen benzer kelimeler ülke olarak yaşadığımız acıları tarif etmekte maalesef artık yetersiz kalıyor. Bu ülkenin temel taşlarından, bir sivil toplum kuruluşu olarak, terörü ve terörden medet umanları bir kez daha lanetliyoruz.

Ankara’daki kalleş saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır diliyoruz.

Tüm ülkemizin başı sağolsun.

YENİ BİR BAŞLANGIÇ

Sevgili Yol Arkadaşlarım,

Memur Sendikacılığı Hareketinin Ulaştırma Hizmet Kolundaki öncüsü, ilklerin mimarı, ilkelerin çınarı, sendikal mücadelenin yegane adresi  Türk Ulaşım-Sen’in yeniden gönüllerde taht kurmaya başladığı günlerdeyiz.
Tabiri caiz ise :
“EFSANE GERİ DÖNÜYOR”.

Siyasal iktidar ve onun kimi işgüzar bürokratlarının destekleri, yandaş, baskıcı uygulamaları ve korkuyla besleyip, vaadlerle büyüttükleri malum sendika ve bu sendikanın fildişi kuleleri teker teker yıkılıyor.
Ulaştırma çalışanlarının gönüllerine hiçbir zaman girmeyi başaramamış bu gecekondu yapı, zihinlerini ve iradelerini geçici olarak teslim aldıkları çalışanlarımızdan toplu halde, akın akın veto yemeye başlayıp, istifa dilekçesi suratlarına çarpılmaya başladığında büyük bir telaşe içerisine düştü.

Daha dün, TCDD ve DHMİ’ de yapmış oldukları fişlemelerin dumanı bile soğumadan, bugün fişledikleri kimi ağabeylerinden medet ummaları, Onlar eliyle istifaların önüne geçmeye çalışmaları tarihin bir cilvesi değil, ikiyüzlülüğün bu yozlaşmış gecekondu sendikacılığında tecelli eden garip bir hakikatidir.
Ulaştırma hizmetkolunda kamu çalışanlarının emeğinin, alınterinin, tayin ve terfi haklarının, çalışma barışı ve  gelecek umutların üzerine bir kabus gibi çöken  bu malum sendikaya daha ilk günden söyleyeceğimiz sözleri net bir şekilde söylemiştik.

Ne söylemiştik? :

“Tarlada izi olmayanın, harmanda güzü olmaz” demiştik.
Emeksiz ve çabasız elde edilen başarıların geçici olduğunu, alın terinin, gayretin olmadığı, bedeli ödenmeyen hiçbir kazancın baki kalmayacağını söylemiştik.
Aba altından sopa göstermekle bu iş yürümez demiştik.
Memurdan aldığınız gücü ve yetkiyi, dönüp memura tehdit ve şantaj aracı haline getirmenin sonunun hüsran olacağını söylemiştik.
Kabak gibi yerden bitip büyümenin, kabak gibi sonbaharda sonu olduğunu;  oysa ki, çınar gibi kök salıp, göklere kucak açmanın yüzyıllarca sürecek bir duruş ve varoluş olduğunu söylemiştik.
Özelleştirmeye alkış tutmanın, iş güvencesini yok etmek isteyenlerle bir olmanın, memur alanlarda haykırırken burun kıvırmanın, trenler durdurulurken grev kırıcılığı yapmanın, özelleştirme çalışmalarını devrim olarak nitelendirmenin, havalimanları satışa çıkarılırken köşe bucak saklanmanın, toplu sözleşme masasında bir milletvekilliği uğruna milyonlarca insanın emeğini, umudunu satmanın bir hesap gününün olacağını söylemiştik.
Yalancının mumunun yatsıya kadar yanacağını, zalimin zulmünün ebed müddet olmayacağını söylemiştik.
Karanlıktan sonra aydınlığın geleceğini, güneşin doğuşunun engellenemeyeceğini söylemiş ve üstad Necip Fazıl’ ın dizeleriyle :

“Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!”

Diye haykırmıştık.

Bizim yüce bir çınar misali sendikacılık mücadelesinin tarihine kök salıp, geleceğine kucak açtığımız günlerde, sendikacılığı rüyalarında bile görmeyen, bu yetmezmiş gibi sendikal geçmişte varolmak bir yana bu geçmişten haberi bile olmayanlar bütün cehaletleriyle bize “Ne yaptınız ki?” diye soruyorlarmış…

O halde biz de soruyoruz:

• Biz 1992’de Türkiye’ nin ilk Memur Sendikaları Konfederasyonunu kurarken, hak, adalet ve gelecek mücadelesini başlatırken  Siz neredeydiniz?
• Bizler; 1990’lı yıllarda  yokluk, imkansızlık, sürgün ve baskı dönemleri boyunca yüz binleri alanlara toplayıp, emeğin, hakkın ve adaletin mücadelesini verirken, karda, çamurda, yağmurda, soğukta, sıcakta, jopların altında, gazların içinde, sürgünlerde, mahkemelerdeyken Siz neredeydiniz?
• Henüz sendikal mücadelenin yasadışı, örgütlü mücadelenin toplumsal bozgunculuk, üretimden gelen gücün kullanılmasının vatana ihanet olarak algılandığı günlerde kamu çalışanlarının hakları, hukuku, ekmeği ve geleceği için vizite eylemlerinde, iş yavaşlatmalarda, iş bırakmalarda, Başbakanlık önünde,  T.B.M.M’de,  Bakanlıklarda, herşeyi göze alıp, işimizi, eşimiz ve çocuklarımızın geleceğini riske attığımız günlerde Siz neredeydiniz?
• 4688 sayılı Memur Sendikaları Kanununu yıllarca süren bir mücadelenin, yüzbinleri toplayan mitinglerin, uzun yürüyüşlerin, eylem ve çilelerin sonucunda bizler yasalaştırırken Siz neredeydiniz?
• 2003 yılında bizim 315 bin üyemiz var iken, siz kaç kişiydiniz? Adınızın şanınızın bilineceği ne yaptınız?  Konfederasyonunuzda  kaç üye vardı?
• 2003 yılında biz sendikal mücadelenin çilesini çekmiş, yasasını çıkartmış, bayrağını yükseltmiş, ulaştırma çalışanlarının gönüllerinde zirve yapmışken siz neredeydiniz? var mıydınız? Yok muydunuz? Hangi kuluçka makinasında, kimin tezgahında kurulma çalışmalarınız yürütülüyordu? Biz ulaştırma hizmetkolunda 23 senedir bedel ödüyoruz siz 13 yıldır hangi bedeli ödediniz? Hangi mağduriyeti yaşadınız? Kaç jop yediniz? Kaç savunma verdiniz? Kaç ceza yediniz?
• Demiryolcunun, DHMİ’ cinin, Bakanlık Merkez ve Taşra çalışanlarının hangi temel meselelerini çözdünüz de yetkili sendika oldunuz? Ulaştırmacılar, hangi ilke ve prensiplerinize, hangi başarınıza bakıp da size üye oldular?
• Siyasal iktidarın ve onun kimi işgüzar bürokratlarının dayanılmaz baskıları neticesinde 4 yıldır yetkili konfederasyon, 3 yıldır Genel Yetkili Sendikasınız, Neyi Çözdünüz? Hangi başarının altında imza attınız?
• Emek hırsızlığından başka hangi başarınız var?  Olmamışı olmuş, olmuşu olmamış gibi göstermek, 23 yıllık olağanüstü mücadeleyi heder etmek, sendikal mücadeleyi siyasal iktidarın arka bahçesi haline getirmek, mücadelenin etik değerlerini yerle bir etmek, sendikaları, sendikacıları itibarsızlaştırmaktan başka ne yaptınız?
• Sizinkiler 655 sayılı yasayı çıkartıp Denizcilik Müsteşarlığı personelini perişan ederken Siz ne yaptınız?
• Tren Teşkil Memuru, Koruma Güvenlik Görevlileri, Tren Şefi, Kondüktör ve gişe memurunun kimsesizliği, makinistlerin yıpranma payı, Vagon Teknisyenlerinin perişanlığı, Yol Personelinin sahipsizliği, Repartitörlerin, Trafik Kontrolörlerinin ücretleri,  çalışma şartları, çalışma şekilleri, mesai ücretleri, büro personelinin görevde yükselme sınavları, kapatılan istasyonlar, limanların özelleştirilmesi ve personelin darmadağın edilmesi, servis, yemek, giyim vb gibi yüzlerce sorunun hangisini çözdünüz?
• Havalimanlarının özelleşmesi, küçük limanlardaki güvenlik görevlilerinin polisin insafına terk edilmesi, silah tazminatı, yıpranma payı, ARFF Memurlarının ücretleri, tazminatları ve teknik sınıfa geçirilmesi ile çalışma koşulları gibi sıkıntılar, yardımcı hizmetler, teknisyenler, şefler ve memurların kimsesizliği, tazminatlarındaki adaletsiz bölüşüm ve paylaşımlar gibi yüzlerce sorun hakkında neler yaptınız?
• UDH Bakanlığı’nda 2003’ten beri yapılmayan görevde yükselme sınavlarını mı yaptırdınız? İçine bile girilemeyen kimi UDH Bölge Müdürlüğü binalarının sorununu mu çözdünüz?
• Sözleşmeli personelin ücret gruplarının sayısını mı düşürdünüz?  Ücret iyileştirmeleri için ek YPK Kararları mı çıkardınız?

Sahi siz ne yaptınız?
Ne yaptığınızı biz söyleyelim :

Sahibinizin sesi, patronunuzun kölesi, sömürü, baskı ve zulmün işbirlikçisi, fişlemeci, tayin ve terfi komisyoncusu, memurların hayatlarını karartan kararların listecisi oldunuz.
2 milyon 800 bin memurun haklarını masada bir milletvekilliğine sattınız, 1 milyon 900 bin memur emeklisinin maaşlarına gelecek üç kuruş zammı ellerinden aldınız.
Ulaştırma Hizmetkolunda çalışanlar bizim 23 yıl boyunca neler yaptığımızı ve sizin 12 yıl boyunca neler yapmadığınızı çok iyi biliyor…
“Hafıza – i beşer nisyan ile maluldür.”

Ancak ulaştırma hizmetkolu çalışanları unutmadı, hatırlıyor, öbek öbek malum sendikadan istifa edip  gerçek sendikacılığın adresi Türk Ulaşım Sendikası’ na geliyor.

Şimdi, yeniden Türk Ulaşım- Sen bayrağı yükseliyor!

Şerafettin Deniz
Türk Ulaşım – Sen Genel Başkanı

BİTMELİ ARTIK!

YAŞADIĞIMIZ KABUSU ANLATACAK HARFLERİN,KELİMELERİN VE CÜMLELERİN BİTTİĞİ KAPKARANLIK BİR GÜNÜ DAHA GERİDE BIRAKTIK..

ÖYLE BİRGÜN Kİ, İNSANLIĞIMIZDAN UTANDIĞIMIZ, HAYVANLAŞMIŞ CANİLER İLE BİRLİKTE YAŞADIĞIMIZIN FARKINA VARDIĞIMIZ, YILLARCA AYNI BİNALARI, KORİDORLARI, ODALARI PAYLAŞTIĞIMIZ, BİRLİKTE GÜLDÜĞÜMÜZ, BİRLİKTE AĞLADIĞIMIZ, ZAMAN ZAMAN OMUZ OMUZA, ZAMAN ZAMAN DA KARŞI KARŞIYA MÜCADELE ETTİĞİMİZ SEVGİLİ MESLEKTAŞLARIMIZA VEDA ETTİĞİMİZ BİRGÜN..

BIÇAĞIN KEMİĞE DAYANDIĞI, TEK BİR İNSANIMIZIN DAHA KAYBEDİLMESİNE TAHAMMÜLÜMÜZÜN KALMADIĞI, HUZUR İÇİN, KARDEŞLİK İÇİN BİRLİKTE HAREKET ETME İRADESİNİ HEMEN ŞİMDİ ORTAYA KOYMAK ZORUNDA OLDUĞUMUZ BİR NOKTADAYIZ!

ARTIK ÖTELEYEMEYİZ! ARTIK BANA NE DİYEMEYİZ! ARTIK NASILSA GEÇER, BİTER DİYEMEYİZ! ARTIK, SEN GİT BEN GELİRİM DİYEMEYİZ!

O GÜNLER GERİDE KALDI!

HEMEN ŞİMDİ BİŞEYLER YAPMAK, BİŞEYLERİ DEĞİŞTİRMEK, KARDEŞLİĞİMİZİ YENİDEN İNŞAA ETMEK ZORUNDAYIZ.
78 MİLYONLUK BİR SEVGİ DENİZİNİN OLUŞTURULMASI İÇİN UZAYDAN BİRİLERİ GELMEYECEK!  BUNU BİZ YAPACAĞIZ! BUNU YAPMAK ZORUNDAYIZ! BUNA MAHKUM, BUNA MECBURUZ!

HAYATINI KAYBEDEN BAŞTA DEMİRYOLCU KARDEŞLERİMİZ VE DİĞER VATANDAŞLARIMIZ İLE, TERÖR İLE MÜCADELE EDERKEN ŞEHİT EDİLEN BİNLERCE ASKERİMİZ, POLİSİMİZ VE DİĞER GÜVENLİK GÖREVLİLERİMİZ İÇİN BUNU YAPACAĞIZ!

BUNU BAŞARACAĞIZ!

TAŞIN ALTINA ELİMİZİ, KOLUMUZU GEREKTİĞİNDE KAFAMIZI KOYACAĞIZ VE ENİNDE SONUNDA BU BÜYÜK MİLLETİN KUCAKLAŞMASINI YENİDEN SAĞLAYACAĞIZ!

ÖTELEMEK, ERTELEMEK, SAVSAKLAMAK YOK!

ARTIK, AYAĞA KALKMANIN ZAMANIDIR..!

ŞERAFEDDİN DENİZ/GENEL BAŞKAN

İŞYERİ ZİYARETLERİMİZE DEVAM EDİYORUZ

04

15-17 Şubat 2016 tarihleri arasında Genel Başkanımız Şerafettin DENİZ ve Genel Başkan Yardımcımız Yusuf KAYAN, Elazığ Şube Başkanlığımızın faaliyet alanında yer alan Tatvan Gar, Van Gar, Van Ferit Melen Havalimanı ve Muş Havalimanı’da görev yapan çalışanları, Genel Sekreterimiz Z.Gürol TOKER ve Genel Başkan Yardımcımız Yaşar YAZICI ise, Erzurum Şube Başkanlığımızın faaliyet alanında yer alan Erzincan Gar, Erzurum Havalimanı, Sarıkamış Gar, Iğdır Havalimanı, Kars Havalimanı ve Kars Gar’da  görev yapan çalışanları ziyaret ettiler.

Yapılan ziyaretlerde, çalışanların işyerlerinde yaşamış oldukları sorunlar ile ilgili karşılıklı görüş alışverişinde bulunarak, sendikamızın yapmış olduğu çalışmalar hakkında bilgiler verildi.
Gerçekleştirilen ziyaretlere katılarak, sendikamıza göstermiş oldukları ilgiden dolayı tüm arkadaşlarımıza teşekkür ederiz.

12696986_1146956255357316_5421170364396042877_o
12715835_1146956165357325_5066600827002668289_o
12719381_1146956335357308_339001800821255498_o
02
03
12742109_1122843301093616_2686513503612360495_n
12694686_10208507924803504_5925057351807138587_o
03
12717506_10153967552957375_4977283814572090877_n

KONCUK: TEK VE EN ÖNEMLİ TEDBİR, MÜCADELECİ SENDİKACILIĞI ÖNE ÇIKARMAKTIR

10204

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla sendikal tercihlerin daha da öneminin arttığını belirtti. Koncuk: “Bırakınız eylem ve etkinlikler yapabilmeyi, muhataplarının yüzüne tek kelam etmeye yüreği yetmeyenlerle çalışanlar bir yere varamayacaktır.” dedi.

İşte o açıklamalar:

“Sendikal tercih bugün dünden çok daha önemlidir. Bu tercih şuan çalışma hayatında yaşananlara taraf ya da karşı olduğumuzu da gösterecektir.Bugün çalışma hayatı ciddi tehditlerle karşı karşıyadır. En önemlisi iş güvencesiz istihdam modelidir. Bunu yapabilmek elbette kolay değildir. Kolay olmamakla birlikte yetkililer 657’yi değiştireceklerini söylemektedirler. Bunun için önce yargı hakkımızın kaldırılması gerekmektedir.

Bu sebeple sendikaların, İktidarı, bu söylemlerden uzaklaşmaya davet etmesi gerekmektedir. Türkiye Kamu –Sen, bunu en net ifade eden sendikadır.İktidar bir yandan taşeronları kadroya alacağım derken, diğer yandan esnek, part time, uzaktan istihdam gibi ucube anlayışı dayatmaktadır. 4C, 4B, 5393, vekil ebe, hemşire, imam, İHS’yi bela edenler, tedbir alınmazsa çalışma hayatını daha da içinden çıkılmaz hale getirecektir.

Tek ve en önemli tedbir, mücadeleci sendikacılığı öne çıkarmak, sarı sendikacılığa geçit vermemektir. Çalışanlar bunu başarmak zorundadır.Bırakınız eylem ve etkinlikler yapabilmeyi, muhataplarının yüzüne tek kelam etmeye yüreği yetmeyenlerle çalışanlar bir yere varamayacaktır.  Şundan eminim ki, tüm çalışanlar sarı sendikacılık gerçeğini çok iyi bilmekte, ancak günü kurtarmak daha kolay bir yol olarak görülmektedir.

Bugün, birçok çalışana kolay yol olarak görülen bu tercihleri, esasen hepimizin geleceğini tehdit eden en büyük tehlikedir. Bizden söylemesi.

Bu Hükümete de, bundan sonrakilere de şunu gösterebilmek zorundayız. Ben memurum ve haklarımın peşindeyim. Bana hasım olana asla dost olamam.”

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI SÜLEYMAN SOYLU’YU ZİYARET ETTİK

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk ve Yönetim Kurulu üyelerimiz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu’yu ziyaret etti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı merkez binasında gerçekleştirilen görüşmeye Genel Başkanımız İsmail Koncuk ile birlikte Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri ve Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Türkiye Kamu-Sen Genel Teşkilatlandırma Sekreteri ve Türk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş, Türkiye Kamu-Sen Genel Mali Sekreteri ve Türk Yerel Hizmet-Sen Genel Başkanı İlhan Koyuncu, Türkiye Kamu-Sen Genel Toplu Sözleşme Sekreteri ve Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati Alsancak, Türkiye Kamu-Sen Genel Basın Sekreteri ve Türk Haber-Sen Genel Başkanı Sedat Yılmaz, Türkiye Kamu-Sen Genel Dış İlişkiler Sekreteri ve Türk Tarım Orman-Sen Genel Başkanı Ahmet Demirci, Türk Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Hasan Hüseyin Yılmaz’da  katıldı.

KONCUK: TOPLU SÖZLEŞME DE ALINAN KARARLARIN HAYATA GEÇİRİLEMEMESİ, TOPLU SÖZLEŞME METİNLERİNİ GÜVENSİZ HALE GETİRİYOR

Bakan Süleyman Soylu’ya yeni görevinde başarılar dileyen Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, çalışma hayatında varolan birçok sorunun acilen çözüm beklediğini dile getirdi. Koncuk,  “Kamuda problemler çok yoğun, çalışma bakanlığı bu problemleri çözmek için gayret sarf ediyor. Son toplu sözleşmede alınan kararlar var. Esasında toplu sözleşmelerin sağlam metinler olması gereklidir. O dönemde bunu ifade ettik. Toplu sözleşme kararları bir çalışma takvimine bağlı olmalı ama yaklaşık 21 madde “Çalışılacak” diye ifade edilen metinler halinde düzenlendiği için önümüzde şu an bir takvim yok.

Bu alınan  kararların hayata nasıl geçeceği konusunda hem kamuoyunda hem çalışanlar nezdinde ciddi tereddütler var. Bun kararlardan en önemlisi 4-C’liler meselesi. Türkiye’ye yakışmayan bir istihdam modelidir 4-C modeli. Bunun için Türkiye Kamu-Sen olarak yıllardır 4-C’lilerin 4-B’lilerin, vekil ebe, vekil hemşire, vekil imam.. Bunların kadroya alınmasının mücadelesini hem toplu sözleşmelerde, hem KPDK toplantılarında, hem de bu tip görüşmelerde ifade ediyoruz.

Şu anda 4-C’liler, Üniversiteli işçiler konusu toplu sözleşmede karar altına alınmış konular olmasına rağmen, bir çalışma takviminin olmaması nedeniyle bilinmezlik içinde. Bu durumlar ne yazık ki,  toplu sözleşme metinlerini güvensiz metinler haline getiriyor.

Bir diğer önemli problem ise, ek göstergelerde yaşanan problemlerdir. Polislerimizin ek göstergeleri artırıldı, bu sevindirici bir gelişmedir. Polislerimiz bunu hak etmektedirler ama tüm kamu çalışanları da bunu hak ediyor.

Türkiye Kamu-Sen’in talebi tıpkı polislerimizin olduğu gibi tüm kamu çalışanlarının ek göstergelerinin 800’er puanlık artış yapılması yönündedir. Bu bugüne kadar çalışılan bir konu değil, zaman zaman bölük pörçük gündeme geliyor ama gündeme tam anlamıyla gelmiyor. Bu konu bizim sürekli gündemimizdedir, umuyoruz sizin de gündeminize bir an önce gelir ve bir çözüme kavuşturulur.” dedi.

KONCUK: KAMUDA İŞ GÜVENCELİ BİR SİSTEM İHDAS EDİLMELİDİR

Son dönemde ortaya atılan “657 değişmeli”  şeklindeki söylemlere de değinen Genel Başkan İsmail Koncuk, “657 elbette değişebilir ama Türkiye’nin ihtiyaçları doğrultusunda, kamunun ihtiyaçları ve devlet memurlarının ihtiyaçları doğrultusunda değiştirilebilir. 90 yılı aşkındır kamu çalışanlarının omuzlarında bu ülke bugünlere gelmiştir” dedi. Koncuk, “657 değişmeli” şeklinde açıklamalar var, tabi değiştirilmeli ama neresi değiştirilmeli? Bunu tefekkür etmek lazım. İş güvencesi konusunda herkes bir şeyler söylüyor. Memurluk kavramının kaldırılacağı, yeni bir istihdam türü getirileceği noktasında söylemler var. Sayın Başbakan önceki gün “Bölücü bazı kamu çalışanları var, bunları işten çıkarmak için 657’yi değiştirmek gerek” gibi bir ifade kullandı.657 sayılı devlet memurları kanununun her hangi bir maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bölünmez bütünlüğüne kast etmiş herkesle mücadeleye zemin verir. Sadece bölücülerle mücadele için 657’yi değiştirmek gerekmez. Türk Ceza Kanunun da bölücü faaliyetlerin cezası bellidir. Zaten bu faaliyetleri yapanların da devlet memurluğu kadrosunda tutulması mümkün değildir.

Dolayısıyla bunun önündeki engeli 657 gibi takdim etmek kamuoyunda, “657 buna engel mi?” gibi bir bilgi eksikliği meydana getirebilir. 657 elbette değişebilir ama Türkiye’nin ihtiyaçları doğrultusunda, kamunun ihtiyaçları ve devlet memurlarının ihtiyaçları doğrultusunda değiştirilebilir. 90 yılı aşkındır kamu çalışanlarının omuzlarında bu ülke bugünlere gelmiştir. Öğretmen eğitim hizmetini, sağlıkçı sağlık hizmetini, diğer çalışanlarımızla diğer hizmetleri yürütüyoruz. Devlet kavramı devlet memuru ile anlam kazanmaktadır. Devlet hizmeti devlet memuru eliyle halka ulaşır. Dolayısıyla böyle bilinmezlikler verimliliği de ciddi şekilde düşürebilir, kaliteyi düşürür. Kamuda sizlerin gayretleriyle,  daha sağlam ve iş güvenceli bir sistem ihdas edilmesini bekliyoruz. Gerek 4-B, gerek 4-C’liler, gerek vekil ebe, hemşire, imamlar.. Böyle kavramlar kamuda olamaz.

İstihdam büroları, esnek istihdam gibi şeyleri çok doğru görmüyoruz. Bunlar çalışma hayatını sıkıntıya sokar, daha da sulandırır, böyle bir çalışma hayatı olamaz. ILO sözleşmeleri zaten hükümetimiz güvenceli çalışma hayatına iten kararlar almak durumunda bırakmaktadır ki altında imzamız var. Bizim bu konularda çekincelerimiz var” dedi.

KONCUK: SORUNLARI ÖNCELİKLE DİYALOG YOLUYLA ÇÖZME TARAFTARIYIZ

Sorunların çözümü için sıkça eylemler yaptıklarını dile getiren Genel Başkan İsmail Koncuk, “Son dönemde yaşanan terör olayları ve her gün gelen şehit haberleri etrafında eylem yapmayı kendimize yakışan bir tavır olarak görmüyoruz” dedi. Genel Başkan Koncuk, “Sorunların çözümü noktasında Çalışma Bakanlığı ile diyalog mekanizmasının çalıştırılması gerektiğinin altını çizdi. Koncuk, “Türkiye Kamu-Sen eylem yapan bir konfederasyondur ama gerektiğinde yaparız. Son dönemde eylemlerimize ara verdik, sebebi ise, ülkemizin içinde bulunduğu terörle mücadele konusudur. Bizler vatansever insanlarız.

Böyle bir ortamda eylem yapmayı doğru bulmuyoruz. Sorunları öncelikle diyalogla konuşarak çözme taraftarıyız. Her gün canlarımız şehit olurken çıkıp da kamu çalışanlarının hakları ile ilgili bir mitingi doğrusu kendimize yakışan bir  tavır olarak görmüyoruz. O nedenle bu konuları sizlerle görüşerek taleplerimize yüz yüze ifade ederek çözümler aramak daha doğru bir yöntemdir diye düşünüyoruz, ancak gerektiğinde eylemden de kaçmayız.

1 Kasım seçimlerinden sonra yeni kurulan bir hükümetin olarak görev başında olması bizi gelecekle ilgili beklentilere sokmaktadır. Kamuda adalet olsun, benim senin adamın anlayışı olmasın diye umut ediyoruz. Sayın Başbakan ile görüşmelerimizde de ifade ettik, “Bu ayrımcılık ortadan kalksın” dedik. Zaten kendisinin seçim öncesi sözleri var. Bu ifadenin hayat bulacağına yönelik umutlarımız hala var. Kamuda bunların sağlanması önemlidir. Hükümetin çalışanlar arasında, sendikalar arasında taraf olmaması, bilhassa yönetici atama konusunda yaşanan huzursuzlukların tüm kurumlarda, Bakanlıklarda sona ermesi, kabiliyet ve liyakat esasına dayalı bir yönetici atama sisteminin  getirilmesi önemlidir.

Siz bizim Bakanımızsınız bunları sizlere ifade edeceğiz. Yargı kararları, Milli Eğitim Bakanlığı’nda, Sağlık Bakanlığı’nda ve daha bir çok bakanlıkta  uygulanmıyor. Diğer yandan sayın Başbakan hukukun üstünlüğü vurgusu yapıyor, yeni anayasa ile hukukun daha da güçlendirileceğini ifade ediyor. Bunlar güzel şeyler ama bir yandan da o hükümetin bakanlıklarında yargı kararları uygulanmıyor. Yargı kararlarının uygulanmadığı bir ülkede hukukun üstünlüğünü nasıl sağlayabiliriz. Ne adına uygulanmadığını da anlamak mümkün değil. Türkiye Kamu-Sen üyeleri vatansever insanlardır, memleketini, milletini hesapsız kitapsız seven insanlardır. Bu insanların ayrımcılığa tabi tutulması asla kabul edilemez. Fedakar insanların kamudan adeta azledilmesini ne hükümetin anlayışı ile, ne de hukukun üstünlüğü ilkesi ile bağdaştırabiliyorum. Sizlerden istirhamımız artık kamu huzur bulsun, sendikalarda kendi kabiliyetleri ölçüsünde sendikacılık yapsın. Yaptıklarını bir görelim, kim neyi başarıyor? Bir rekabet, bir yarış olsun. Sendikalar sendikacılık yapsın, bizler bunu istiyoruz. Tekrar teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

Genel Başkanımız İsmail Koncuk, kamu çalışanlarının sorunlarının yer aldığı kapsamlı bir raporu da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu’ya iletti.

SÜLEYMAN SOYLU: TÜRKİYE KAMU-SEN’İN BİRİKİM VE DENEYİMLERİ BİZLER İÇİN SON DERECE ÖNEMLİDİR

Çalışma Bakanı Süleyman Soylu ise Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk ve Yönetim Kurulu Üyelerimizin ziyaretinden büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, çalışma hayatında çözüm bekleyen sorunların sonuca ulaştırılması için çaba sarf ettiklerini belirtti. Soylu, bu sorunların çözümü noktasında Türkiye Kamu-Sen’in görüş, öneri ve düşüncelerinin kendileri için önem arz ettiğini belirtirken, Türkiye Kamu-Sen’in birikim ve deneyimlerinden faydalanmak istediklerini söyledi.  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Soylu, önümüzdeki dönemde çok daha kapsamlı olarak yapılacak çalışmalarda Türkiye Kamu-Sen ile sürekli diyalog halinde olacaklarının altını çizdi.

Görüşmede ayrıca, TRT Genel Müdürlüğündeki giyim yardımı ve yayında çalışanlara 100 TL verilmesi konusunda sağlanan mutabakat Bakan Soylu’ya hatırlatıldı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu’nun ardından Çalışma Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Erdem’i de ziyaret eden Genel Başkanımız İsmail Koncuk ve Yönetim Kurulu Üyelerimiz, kamu görevlilerinin öncelikli sorunlarının yer aldığı raporu Müsteşar Ahmet Erdem’e de sundu.

KONCUK: TEK VE EN ÖNEMLİ TEDBİR, MÜCADELECİ SENDİKACILIĞI ÖNE ÇIKARMAKTIR

01

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla sendikal tercihlerin daha da öneminin arttığını belirtti. Koncuk: “Bırakınız eylem ve etkinlikler yapabilmeyi, muhataplarının yüzüne tek kelam etmeye yüreği yetmeyenlerle çalışanlar bir yere varamayacaktır.” dedi.

İşte o açıklamalar:

“Sendikal tercih bugün dünden çok daha önemlidir. Bu tercih şuan çalışma hayatında yaşananlara taraf ya da karşı olduğumuzu da gösterecektir. Bugün çalışma hayatı ciddi tehditlerle karşı karşıyadır. En önemlisi iş güvencesiz istihdam modelidir. Bunu yapabilmek elbette kolay değildir. Kolay olmamakla birlikte yetkililer 657’yi değiştireceklerini söylemektedirler. Bunun için önce yargı hakkımızın kaldırılması gerekmektedir.

Bu sebeple sendikaların, İktidarı, bu söylemlerden uzaklaşmaya davet etmesi gerekmektedir. Türkiye Kamu –Sen, bunu en net ifade eden sendikadır. İktidar bir yandan taşeronları kadroya alacağım derken, diğer yandan esnek, part time, uzaktan istihdam gibi ucube anlayışı dayatmaktadır.4C, 4B, 5393, vekil ebe, hemşire, imam, İHS’yi bela edenler, tedbir alınmazsa çalışma hayatını daha da içinden çıkılmaz hale getirecektir. Tek ve en önemli tedbir, mücadeleci sendikacılığı öne çıkarmak, sarı sendikacılığa geçit vermemektir. Çalışanlar bunu başarmak zorundadır.  Bırakınız eylem ve etkinlikler yapabilmeyi, muhataplarının yüzüne tek kelam etmeye yüreği yetmeyenlerle çalışanlar bir yere varamayacaktır.

Şundan eminim ki, tüm çalışanlar sarı sendikacılık gerçeğini çok iyi bilmekte, ancak günü kurtarmak daha kolay bir yol olarak görülmektedir.Bugün, birçok çalışana kolay yol olarak görülen bu tercihleri, esasen hepimizin geleceğini tehdit eden en büyük tehlikedir. Bizden söylemesi.

Bu Hükümete de, bundan sonrakilere de şunu gösterebilmek zorundayız. Ben memurum ve haklarımın peşindeyim. Bana hasım olana asla dost olamam.”